If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:5:24

Video açıklaması

Kağıt-kalem kullanarak hesap yaptığımızda, ortaya çıkan sonuçları sıklıkla kaydetmemiz gerekebilir. ve bunu da müsvedde kağıtları kullanarak yapabiliriz. İşte bu durumda o kağıt, harici bellek görevi görür. Bellek de, hangi şekilde olursa olsun, fiziksel alan kapsar. Bilgisayarların da belleği vardır ve bunu bilgisayarın müsvedde kağıdı olarak düşünebiliriz. Mesela, programınızdaki değerleri saklamak için bir dizi oluşturduğunuzda da belleğe ihtiyacınız olur. Tüm işlemlerin temelinde, bilgisayarlar bütün talimatları bir dizi sayı olarak okur ve kaydeder. Peki ama sayıları bir makineye nasıl depolarsınız? Başlangıçta bu çok büyük bir sorundu, özellikle bilgisayarların belleklerini elektrikle bağlantıları kesildikten sonra da korumaları gerektiğini düşünürsek. Buna da "sabit bellek" adını veriyoruz. Bir makine için ayırt etmesi en kolay farklılık, bir şeyin "var" ya da "yok" olmasıdır. Delikli kartlar da bu şekilde işliyorlardı. En üstte veri bulunuyordu ve dik inen sütunlarda da her bir karakteri temsil eden bazı delikler yer alıyordu. Yani aslında bilgisayarların iki parmağı var; tıpkı elektrik düğmesinin "bir" yerine açık, "sıfır" yerine de kapalı olması gibi. Bu, "BİT" adını verdiğimiz, tek farklılıkla iletilebilen bilginin en küçük miktarıdır. Yine de BİT'ler güçlü depolama alanları oluşturur çünkü BİT'leri bir araya getirdiğimizde, kombinasyon sayısı katlanarak artmaktadır. Hatırlarsanız bir elektrik düğmesi bir BİT olarak iki durum barındırabiliyordu. Fakat iki elektrik düğmesi, dört durum barındırabiliyor. Sekiz elektrik düğmesi de sekiz BİT ise 256 özgün durum barındırabiliyor. "Alan" da BİT üzerinden hesaplanıyor fakat BİT'lerin fiziksel boyutları, kayıt aracınıza göre değişiyor. Peki bilgisayarlar sıfır ve birleri içlerinde nasıl depoluyorlar? Bilgisayarların da BİT'leri, saat yönünde ve saat yönünün tersine mıknatıslayarak saklamasını sağlıyorlardı. Çünkü her bir çekirdek, uygulanan akımın yönüne bağlı olarak iki farklı şekilde mıknatıslanabiliyordu. Daha sonraları bu işlem film inceliğindeki manyetik disklerle uygulanmaya başlandı. Buradaki her BİTi, "bir" ya da "sıfır" depolayacak şekilde yüklenen ufak manyetik hücreler olarak da görebiliriz. Uzun lafın kısası, BİT'lerin boyutu, delikli kartlardan bu yana gittikçe küçülüyorlar. Günümüz bilgisayarlarındaki sabit diskleri, milyarlarca ufak manyetik hücre olarak düşünebilirsiniz. Bu manyetik hücrelerin ne kadar küçülebileceğini merak ediyor olabilirsiniz. IBM'de yapılan araştırmalar, atom seviyesine kadar ilerliyor. 12 demir atomunun, bulundukları yöne göre "sıfır" ya da "bir" depolayabilecekleri sabit manyetik birim olarak çalışabileceğini gösterdiler. Bu da bizi, tek bir BİT'i tek bir atoma yerleştirebileceğimizi gösteren teorik sınıra yaklaştırıyor. IBM de, yaklaşık bir katrilyon BİT'lik veriyi, atomik depolama ile iPod boyutlarında, elde taşınabilen bir cihaza sığdırabileceğini düşünüyor. Henüz var olmasa da, buna kuramsal bir örnek olarak "Süper Disk" adını verebiliriz. Atomik depolama kullanan küçük bir avuç içi cihaz, bin terabit barındırabilecek. Bu da avucunuzda bin trilyon düğme daha genel bilinen haliyle 125 terabayt olacağı anlamına geliyor. Ya da herkesin anlayabileceği bir örnek verecek olursak, 125 terabayt demek, 250 kilometrelik bir kitaplığı avcunuza sığdırmakla aynı anlama geliyor. Geleceğin bellekleri de bu halde olacak gibi görünüyor. Peki, BİT'leri atomdan daha küçük bir şeye sığdırabilecek miyiz?