Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:2:27

Video açıklaması

Güçlü bir şifre, parmak izinizi gizleyebilen şifredir. Daha silik bir parmak izi, harf sıklıklarının dağılımını düzleştirmeyle olur. On beşinci yüzyılın ortalarında bunu başarabilmek için çok-alfabeli şifreleri geliştirdik. Ezgi ile Orçun'un birbirlerine ilettiği şifreli bir kelime var diyelim. Önce, Ezgi kelimeyi, alfabedeki sıralarına göre numaralara çeviriyor. Sonra, rakamların bu sıklığı mesajda tekrar etmektedir. Daha sonra, her ileti altındaki rakama göre kaydırılarak şifrelenir. Şimdi, Sezar'ın daha önce yaptığı gibi tek bir kaydırma yerine birden çok kaydırma kullanılıyor. Sonra, şifreli mesaj Orçun'a açık bir şekilde gönderilir. Orçun, kendisinde de olan şifreli kelimeye göre kaymaları çıkartarak mesajı çözer. Gizem adındaki bir şifre-kırıcının bazı mesajları eline geçirdiğini ve harf sıklıklarını hesapladığını düşünün. Daha düz bir dağılım, ya da daha silik bir parmak izine ulaşacaktır. Peki, bu nasıl çözülebilir? Unutmayın, şifre kırıcılar sızmış bilgi ararlar, Tıpkı yarım bir parmak izi bulmakta olduğu gibi. Ne zaman harf sıklıklarında bir farklılık olursa, bilgi sızması gözlemlenir. Bu farklılık, şifreli mesajdaki tekrarlardan kaynaklanmaktadır. Bu durumda, Ezgi'nin şifresinde tekrar eden bir kod kelime var. Şifrelemeyi kırabilmesi için, Evin'in kelimenin uzunluğuna karar vermesi lazım kelimenin kendisinin ne olduğuna değil. Bunun için gidip farklı aralıkların sıklıklarının dağılımlarına bakması gerekiyor. her beşinci kelimenin sıklığını kontrol ettiğinde parmak izi kendini ifşa edecektir. Şimdi ise tekrar eden bir dizide beş sezar şifresi kırması gerekiyor. Bireysel anlamda bu gereksiz bir görev. Daha önce gördüğümüz üzere şifrenin zorluğu kilit kelimenin uzunluğunu bulmaya ayrılan zamanı belirliyor. Bu kelime ne kadar uzun olursa, şifre de o kadar zor olur.