If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:4:02

Video açıklaması

Artık enflasyon ve deflasyon hakkında biraz bilgimiz olduğuna göre. Şimdi size bunun hiper seviyesini, hiperenflasyonu tanıtmak istiyorum: adı üstünde, çığırından çıkmış bir enflasyon modeli. Ve hiperenflasyonun, ya da en azından modern dönemde gördüğümüz hiperenflasyon vakalarının ortaya çıkış sebebi de, şudur hükümetin bir dolu para basmasıdır. Yani genel döngü hükümetlerin para basmasıdır. Para basıyorlar. Ama deli gibi pra basıyorlar. Bunu yapmalarının sebebi başka gelir kaynaklarının kalmamasıdır. Deli gibi para basmak fiyatların artmasına sebep olur. Ve fiyatlar artınca da, önceden aldıkları mal ve hizmetleri alabilmek ve hükümet çalışanlarının ve askerlerin maaşlarını ödeyebilmek için, daha fazla para basmaları gerekir. Ve bu durum kendi başına hiperenflasyonu artırarak sürdürür. Yüksek senelik enflasyonu yüzde beş ya da on olarak düşünüp bunu hayal etmek kolaydır, ama saatte yüzde beş ya da on enflasyon olduğunda olacakları hayal edemezsiniz. Çünkü böyle bir durumda elde nakit para bulundurmanın anlamı kalmaz. Elinizde bulundurduğunuz para her an daha da değersiz hale gelir. Böyle bir durumda insanlar elle tutulur şeyler biriktirmek isteyeceklerdir. Her dakika, her saat ayakkabı fiyatı durmadan artıyorsa bu fiyat artışı insanları bu şeyleri biriktirmeye, stoklamaya iter. Bir süre sonra bu biriktirme eğilimi çığrından çıkar, ve bu durumda tahmin edersiniz ki, ayakkabıcı ayakkabıları satmak yerine daha uzun süre elde tutmak ister. Böylece ayakkabı arzı azalmaya başlar ve fiyatlar daha da yukarılara çıkar. Yani biriktirme davranışı daha yüksek fiyatlara sebep olur. Ayrıca birisi ekmek fırınına gittiğinde beş somun ekmek varsa, ve hepsini alırsa, sonraki müşteriye ekmek kalmaz. Müşteriler olabildiğince çok almak ister çünkü fiyatların arttığını biliyorlardır. Bu durum sürekli daha kötü hale gelmeye başlar, ve bunun tek sebebi hükümetin çılgınca para basasıdır. Bu olayın tarihte üç ünlü örneği vardır. ve bunların arasında en ünlüsü Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, büyük miktarda savaş tazminatı borcu olan Weimar Almanyası'nda yaşananlardır. Weimar hükümeti savaş tazminatı ödemesi gerektiği gerekçesiyle, çılgınca para basmaya başladı. Bazıları neredeyse ekonomiyi yok etmeye çalıştıklarını söylüyordu. Böylece savaş tazminatı ödemeleri gerekmeyecekti. Bu fikir size durumun ne kadar çılgınca olduğunu göstermiştir. Şu nokta savaş sonu. Onlar çılgınca para basmaya devam ettiler. Burada gördüğünüz enflasyon değil, Bu altın markın banknot marka göre değeri. Şu gördüğünüz bir altın mark. Ve sadece iki buçuk yıl içinde oran on katına çıktı. Ve bu grafik logaritmik ölçekte. Yani her birim on üzeri olarak düşünülmeli. Yani 1923'ün sonuna gelindiğinde, gördüğünüz, yüz bin değil, milyon değil, milyar değil, trilyonluk bir orandır. 6 yıl içinde bir trilyon katına çıkmıştır. Diğer bir ünlü örnek, 1980 2009 yılları arasında Zimbabwe'dir. Yine çılgınca para basılmış ve, bir kısım üretkenlik kaybedilmiştir. İşte bu yüz trilyon Zimbabwe dolarıdır. ve bu da size Zimbabwe dolarının ABD dolarına göre değerini gösterir. Ve tabi bu grafik de logaritmik ölçekte, yani bu onun otuzuncu kuvveti 10 üzeri 30 demek. Ancak en ekstrem, en büüyk hiperenflasyon örneği, 2. Dünya Savaşı sonrası Macaristanda yaşanandır. Burada gördüğünüz on milyonluk bir pengo banknotudur. Bu size insanların ceplerinde nasıl ne miktar taşıdıkları hakkında bir fikir verecektir.