If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:4:03

Video açıklaması

Diyelim ki, Bir A ülkesinin ekonomisi, deflasyonel krizden dolayı. Bir durgunluk yaşıyor. Merkez Bankası da Faiz oranlarını düşürebildiği kadar düşürmeye ve Mümkün olduğunca da para basmaya çalışıyor. Bu durumda, bir yatırımcı bu A ülkesine gidip, o ülke parası ile %1 faiz oranıyla borç alabilir. Sonra, başka bir kişi Dünya'nın başka bir yerinde, özellikle B Ülkesinde benzer şekilde, ya da sizin algıladığınız şekliyle "emin yatırım" yaparak, B ülkesi para cinsinden yüksek faiz oranıyla yatırım yapabilir.. Ve diyelim ki, bu yatırımdan % 5 kar gelir elde edebilir. Tahmin edebileceğiniz gibi bazı fırsatçı yatırımcılar, " A ülekesi para cinsinden borçlanabilirim" diyor. Ve gidiyor, bu ülke parasından %1 oranında 100 birim borç alıyor. Bu para birimine Dolar, Yen ya da Avro demeyeceğim. A ülkesinin para birimi A olsun... Dolayısı ile bu fırsatçı yatırımcılar 100 A borç alıyorlar, Güncel olarak bulunduğumuz anda A parası ile B parası arasında dönüşüm oranı -- kambiyo oranı- 1A eşittir 2B olsun. Sonra, döviz piyasasına gidiyorlar ve her bir A için 2B alıyorlar. Yani 100 A karşılığında 200 B alıyorlar. Ve sonra da bu parayla B cinsinden yatırım yapıyorlar, A cinsinden alıp B cinsinden yatırım yapmış oluyorlar. Bu durumda ne olabilir? B cinsindeki paralarından %5 gelir sağlayacaklar. Yıl da diyelim ki, f200 ün %5' i yani 10 B kazanacaklar. Yani her yıl 10 B faiz getirisi sağlayacaklar. Ve sonra bu parayı da değiştirebilirler. Döviz kurunun sabit kalacağını farz edersek -- bu büyük bir varsayım -- bu 10 B'yi A'ya çevirebilirler. Aynı döviz kuruyla bu parayı 5A'ya çevirebilirler. Yani 5 A ları olacak; ama onlar sadece 1A faiz ödeyecekler, eğer sabit kur olduğunu varsayarsak, bir yılda hiçbir şey yapmadan 4A kazanmış olacaklar. Ve yine sonra, kalan 4A'yı da ister B ye ya da istedikleri herhangi bir başka paraya çevirebilirler. Dolayısı ile, her yıl hiçbir şey yapmadan 4A ya da 8B kazanıyorlar diyebilirsiniz. Dolayısı ile, her yıl hiçbir şey yapmadan 4A ya da 8B kazanıyorlar diyebilirsiniz. Burada olup biten şeye, yani bu kısa sürece, bu küçük ticari işleme, bu küçük arbitraja "Arakazanç" deniyor. Bu karlı durum ne olursa işlemez diye düşünebilirsiniz. Bu durumun işlemeyeceği koşullar şunlardır: A cinsinden borçlanıp, B cinsinden yatırım yaptığınız da, Eğer A değer kazanırsa, özellikle B'ye oranla yüksek değer kazanırsa şöyle olur, ciddi bir faiz oranı farklılığına sahip olmanıza ve 10B kazanacak olmanıza rağmen; bu 10B ile oldukça az A alabileceksiniz. Tabi, eğer A değer kazanmaya devam ederse. Başka bir şekilde düşünürsek de, A sürekli değer kazandığı müddetçe, A cinsinden %1 faiz ödeyecek olsanız bile, her yıl gittikçe daha fazla B borçlanıyor olacaksınız. Şimdi bazı Arakazanç Yöntemlerinin ya da çok bilinen bir örneğin nasıl işlediğine bir bakalım. 1990 lı yılların ortasında, İnsanlar düşük faiz oranının olduğu Japonya'dan borçlanıp, ABD ve özellikle İzlanda gibi başka yerlerde yatırım yaptılar. Bunu daha fazla kişi yaptığında, bunun bir sürü psikoloji yarattığında, neler olur? A cinsinden borçlanıp B cinsine çeviren bir sürü insan var. Yani bu parayı alıp, mor paraya çeviriyorlar. Eğer bu olursa, sonuca ters etki yapar. O zaman faiz oranları farklılığına ek bir fayda daha sağlarsınız; çünkü bu, B'ye olan talebin artması ve A'ya olan talebin azalması anlamına gelir. İşte bu da, 2008 e kadar olan sürede, Japonya'nın en düşük faiz oranlarına sahip olduğunda, Japonya'da ve Dünya'nın başka birçok yerinde yaşanan şeyin ta kendisidir.