If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:8:42

Video açıklaması

Bu videomuzda, size tahvillere ilişkin genel bilgileri vermeyi hedefliyorum, ayrıca şirketlerin niçin tahvil ihraç ettiklerine de değineceğiz. Tahvil, bir kişi veya kurumun , tahvili ihraç eden kuruma borç vermesinin bir yoludur. Tahvil aldığınızda, o şirkete borç vermiş oluyorsunuz. Gözümüzde daha rahat canlandırabilmek için şimdi bir örnek yapalım, diyelim ki bir şirket var ve aktif büyüklüğü de 10 milyon tl . Bilançosunu çizelim, aktifleri sol tarafta, 10 milyon TL 'lık aktifi var. Örneğimizi basite indirgemek için, bu şirketin hiç borç almadığını varsayalım. Dolayısıyla bilançonun pasif tarafına özkaynaklara da 10 milyon TL yazmış olacağız. Evet, 10 milyon TL özkaynakları var. Diyelim ki bu şirketin 1 milyon adet de hisse senedi olsun. Bunu yazalım. 10 milyon TL sermaye var, 1 milyon adet hisse senedi, yani hisse senedi başına fiyat 10 TL olsun. Diyelim ki bu şirketin işleri çok iyi gidiyor ve işi büyütmeye karar verdiler. 5 milyon TL ödeyerek yeni bir fabrika satın almak istiyorlar, bu sebeple aktiflerini yükseltmeye karar verdiler. Aktiflerini 5 milyon TL yükseltecekler ve bu parayla da bu fabrikayı alacaklar, buraya çizeyim. Soru şu, bunu nasıl finanse edecekler? Finanse etmek için kullanabilecekleri yöntemlerden birisi, yeni hisse senedi ihraç etmek olacak. Eğer hisse senedi başına fiyat 10 TL ise, bu fiyattan 500,000 adet yeni hisse senedi ihraç edebilirler ve 5 milyon TL 'lık nakit girişi sağlayabilirler. Bu birinci senaryomuz. 500,000 adet yeni hisse senedi ihraç ediyorlar, hisse başına da 10 lira fiyat veriyorlar. Yani artık 1,5 milyon adet hisse senetleri olacak. İhraç edilen yeni hisse senetlerini alanlar, yani şirketin yeni ortakları da 5 milyon TL ödeyecekler. Yani özkaynaklar 5 milyon TL artacak. Artık, 1,5 milyon adet hisse senedimiz var. Burası da 1 milyon adet değil, 1,5 milyon adet olacak. Yeni ortaklardan gelen para bilançonun aktifinde likid varlıklara yazılacak, daha sonra da bu parayı yeni fabrikayı satın almak için kullanacağız. Bu anlattığım, yani birinci senaryo, şirkete yeni kaynak sağlamak için hisse senedi ihraç etme yöntemi idi. İkinci seçenek ise borçlanma olacak. Bu şirketin bilançosunu şimdi tekrar çizeceğim, bu sayede iki senaryoyu daha rahat karşılaştırabileceğiz. Aktiflerimiz yine 10 milyon TL olsun. Başlangıçta özkaynaklarımız 10 milyon TL idi. Şimdi 5 milyon TL nakit sağlamak için hisse senedi ihraç etmek yerine, borçlanıyor olacağız. Evet, borçlanıyoruz. Bankaya gidip 5 milyon TL kredi istiyoruz. Yani borçlarımız 5 milyon TL artacak, bilançomuzun pasif tarafına yazıyoruz bunu. Banka bize 5 milyon TL kredi verdi, bankadan aldığımız bu nakiti de bilançomuzun aktifinde likid varlıklara yazdık, daha sonra bu parayla gidip fabrika satın alacağız. Her iki senaryoda da, bilançomuzun aktif tarafı tıpatıp aynı görünüyor. Başlangıçta aktiflerimiz 10 milyon TL değerindeydi, şimdi ayrıca 5 milyon TL değerinde bir de fabrikamız var. Ancak birinci senaryoda, nakit girişi sağlamak için yeni ortaklar almıştım, şirketin karını paylaşacağım kişi sayısı artmıştı. İkinci senaryoda ise, yeni para bulmak için borçlandım. Borçlandığım bu kişilerle, şirketin karını paylaşamayacağız. Şirkete borç vermiş olan bu kişilere, borç verdikleri tutar üzerinden faiz ödüyor olacağım. Önce faiz ödemeleri yapacağım. Hisse senedi satın alarak şirkete ortak olmuş kişiler ise, faiz ödemeleri de yapıldıktan sonra oluşacak şirket karına göre temettü alacaklar. Ödediğimiz kredi faizi, şirketin gideri olacak. Bu kişilere yaptığımız faiz ödemeleri, faiz gideri olarak muhasebeleştirilecek. Eğer şirketin işleri çok iyi gitse, şirket müthiş karlı olsa bile, bu kişilere sadece faiz ödemesi yapacağız. Tam tersini de düşünelim, eğer şirkette işler kötü gitse, karlar düşse bu kişiler şirket iflas etmediği sürece faiz ödemelerini alıyor olacaklar. Yani şirkete borç vermiş olanlar daha güvendeler. Hisse senedi satın alarak şirkete ortak olmuş yatırımcılar kadar çok kar elde etmiyorlar, ama riskleri de daha az. Eğer şirket gidip kredi kullanmış olsaydı durum böyleydi. İstedikleri herhangi bir bankadan kredi kullanabilirlerdi. Eğer banka bu şirketi finansal açıdan yeterince sağlam bulup ona 5 milyon TL kredi vermeye karar verirse durumumuz böyle olacaktı. Ancak diyelim ki örneğimizde hiçbir banka tek başına 5 milyon TL kredi vermek istemiyor. Ve şirketin yöneticileri de oturup düşünüyor, bir tek kurumdan 5 milyon TL kredi istemek yerine, niçin bu borcu 5,000 kişiden istemiyoruz diyorlar. Bir tek kurumdan kredialmak yerine, bu borçlanma senetlerini ihraç edeyim ve bunları daha çok sayıda kişiye veya kuruma satayım diyorlar. Tahvil ihraç edecekler. Bu videomuzun konusu da bu. Bu tahvilleri ihraç ediyorum. Tahvillerin nominal değeri 1,000 TL . Finansal terminolojide nominal değer, face value veya par dendiğini duyabilirsiniz. Tahvillere faiz ödeyeceğim. Diyelim ki ihraç edeceğim tahvillerin yıllık kupon faizi %10 olsun. Yani her yıl 100 TL faiz ödeyeceğim. Kupon faizi terimi nereden geliyor onu da açıklayayım, çok nostaljik olacak. Tahviller basıldığında, üzerlerinde kuponlar olurdu, yatırımcılar da o yıla ait faiz kuponunu keserek tahvili ihraç etmiş olan kuruma giderlerdi. İlgili yılın faiz kuponunu verip karşılığında faiz ödemelerini alırlardı. Artık pek çok şey bilgisayar sistemi üzerinde saklandığı, kaydi olduğu için kesilen kuponlar da pek kalmadı. Bir de tahvilimizin vadesi var. Tahvilimizin vadesinde hem borçlandığım anaparayı hem de son dönemin faizini ödeyeceğim. Diyelim ki tahvilimizin vadesi 2 yıl olsun. Bu durumda, 5 milyon TL nakit toplayabilmek için, tanesi 1,000 TL 'lık bu tahvillerden 5,000 tane çıkartacağım. Diyelim ki bir yatırımcısınız, eğer bunun iyi bir şirket olduğunu düşünüyor ve %10'luk getiriyi de cazip buluyorsanız bu şirkete borç vermek isteyebilirsiniz, yani bu tahvillerden satın alabilirsiniz. Diyelim ki 1,000 TL ödeyerek bu tahvilleri satın aldınız. 1,000 TL 'lık tahvil satın almanız, bu şirkete 1,000 TL borç vermeniz anlamını taşıyor. Eğer bu 5,000 adet tahvil satılırsa, firma 5,000,000 TL nakit elde edecek. Şimdi faiz ödemelerine de bakalım. Faizler yılda 2 kez ödenecek. Buraya bir zaman çizelgesi hazırlayalım. Genelde ABD ve Batı Avrupa'daki faiz ödemeleri bu şekilde, yılda 2 kez yapılıyor. Burası bugün, burası 6. ay, 12 ay veya 1 yıl, burası 18 ay, burası da 24 ay. Sadece 24 aya kadar çiziyorum, çünkü tahvilin vadesinin 24 ay olduğunu varsaymıştık. Eğer bu tahvilden satın almış bir yatırımcıysanız nakit akışınız nasıl olacak? Tahvil yıllık bazda %10 faiz ödüyordu, 1,000 TL nominal değerli tahvil için her yıl 100 TL ödeyecekler. Ancak kupon faizini yılda 2 kez ödüyorlar. Yani yılda 100 TL 'ı ikiye bölersek, her altı ayda bir 50 TL faiz ödemesi alacaksınız. 6 ay sonra 50 TL , 12 ay sonra 50 TL , 18 ay sonra 50 TL , ve 24 ay sonra da 50 TL faiz ödemesi alacaksınız. Ancak burada size aynı zamanda borcun anaparasını da ödeyecekler. Tahvilin nominal değeri olan 1,000 lira da ödemiş olacaklar. 24 ayın sonunda tahvil yatırımcısına ödenen tutar, 1,000 TL artı son kupon faizi olan 50 TL yani toplam 1,050 TL olacak. Yıllık faiziniz %10 oldu böylece. Eğer tahvilin vadesi geldiğinde, şirketin elinde anaparayı bu yatırımcılara geri ödeyecek kadar nakit yoksa, yeni bir tahvil ihraç etmeyi ve oradan gelecek yeni yatırımla eski tahvilin ödemelerini yapmayı düşünebilirler. Bu videoda sadece tahvillerin temel özelliklerine değindik, ancak bitirmeden önce şunu da belirtmeliyim ki, bir kurumun tahvil ihracı o ülkenin resmi düzenleyici otoritesinin iznine, kurallarına tabiidir.. Bir sonraki videoda görüşmek üzere hoşçakalın.