Güncel saat:0:00Toplam süre:9:54
1 enerji puanı
Studying for a test? Prepare with these 5 lessons on Para Sistemi (Parasal Sistem) .
See 5 lessons
Video açıklaması
Bu videoda para ve faiz oranları üzerinde konuşmak istiyorum. Ve bu konuları mikro-ekonomik bir bakış açısıyla ele alacağım. Para arzı ve para talebi arasındaki ilişkiyi anlamalıyız. Ve paranın fiyatını anlamalıyız, ki aslında faiz oranlarının paranın fiyatı olduğunu göreceğiz. Bunları yaptıktan sonra, para, faiz oranları , arz, talep ve paranın fiyatı üzerine makroekonomik bağlamda daha rahat şekilde konuşabileceğiz. Parayı mikro-ekonomik bir bakış açısından ele aldığınızda, belki en akıl karıştırıcı şey, paranın fiyatının ne olduğudur. Ve, bunu tahmin etmiş olabilirsiniz, paranın fiyatı faiz oranıdır. Bunu biraz daha iyi anlayabilmek için, bunu düşünmenin en iyi yolu şu: Parayı aslında satın almıyorsunuz. Faiz, paranın kira bedelidir. Paranın kirasıdır. Eğer oturduğum bölgedeki bir apartman dairesinin fiyatı nedir diye sorsaydım, birisi bana, North Carolina'daki gerçek fiyatlardan örnek verelim, tek yatak odalı basit bir apartman dairesi, birisi bana ayda 1200 dolar diyebilirdi. Ayda 1200 dolar ne eder, yılda 14,400 dolar. Yani apartman dairesi başına, yılda yazabiliriz. Bu aslında apartman dairenizin maliyeti. Şimdi, eğer bankaya gider ve 10,000 dolar borç almak istediğimi söylersem, belki bir araba veya başka bir şey satın almak istiyor olabilirim, banka bana bir faiz oranı kote edecek. Banka bana diyelim ki bunu yüzde beş faizle kullanabileceğimi söylüyor. Bunun aslında parayı kiralamanın faizi olduğunu görebilmek için, bunu her yıl ve her dolar için 5 sent olarak düşünebiliriz. Apartman dairesi kiralarken, bir yılda, bir apartman dairesi için 14,400 dolar kira ödüyordunuz. Şimdi yüzde beş faiz oranında, bir yılda bir dolar için beş sent kira ödüyorsunuz. Bunlar tamamen aynı şeyler. Buradaki, borç aldığım paranın kiralama fiyatı. Bir kez bunu anlayıp içiniz sindirdiğinizde, artık mikro-ekonomik bağlamda arz ve talep grafiğini çizebiliriz. Artık paranın fiyatı hakkında nasıl düşüneceğimizi biliyoruz. Şimdi buraya küçük bir arz ve talep grafiği çizelim. Diğer ekonomik modellerimizde de sıklıkla yaptığımız gibi yapacağız, aşırı-basitleştireceğiz. Kredi riski, geri ödeme veya ödememe olasılıkları gibi konuları dikkate almayacağız. Sadece herkesin borç aldıkları parayı geri ödeyeceklerini varsayacağız. Bunların hiç birisinin riski yok, hepsi söylemiş oldukları gibi kredilerini geri ödeyecekler. Bu ekseni, 1 sene için para borçlanma piyasası olarak adlandıralım. Değişik vadeler için borçlanma faizlerinin farklı olduğunu göreceğiz, belki de bunu zaten biliyorsunuzdur. Bir yıl vade ile borçlanmak istediğinizde, size 1 ay vadeli borçlanmak istediğiniz duruma göre daha yüksek bir faiz işletebilirim. Çünkü bu paraya daha uzun bir süre boyunca erişimim olmayacak, bu bir yıl içinde bir şeyler olması riski daha yüksek, dolayısı ile size daha fazla faiz işleteceğim. Yani bir senenin oranını sabitlemem lazım. 1 sene için para borçlanma piyasası. Bu arz ve talep grafiklerinin pek çoğunda, dikey eksende fiyatı görürüz. Ancak biz az önce paranın fiyatının, aslında faiz oranı olduğunu belirttik. Bunu fiyat olarak adlandıralım. Burası fiyat eksenimiz ve bu 'yüzde faiz oranı' ile ölçülüyor. Burası yüzde otuz faiz, burası yüzde on beş faiz, burası 10, 5,20,25. Oldukça iyi. Ve burada ise paranın miktarı olacak. buraya da bazı sayılar yazalım. Para miktarının milyar dolar olarak belirtildiğini düşünelim. Bu bir şehir, kasaba, veya bütün dünya olabilir, her ne ise. Para cinsi de gündeme gelebilir, ancak biz geçerli tek bir para biriminin olduğu bir adada yaşadığımızı var sayalım. Burası 1 milyar, 2 milyar, üç milyar, dört milyar ve beş milyar. Önce talep eğrisi üzerinde düşünelim. Bunu marjinal fayda eğrisi gibi düşünebiliriz. Kredi olarak kullandırılacak ilk birkaç dolar için, bunu kullanacak kişilerin marjinal faydası son derece yüksek olacak. Bu kişiler bunu kredi olarak alarak bir çeşit tüketim için kullanmak istiyor olabilirler, kendilerini çok mutlu edecek veya en azından çok mutlu edeceğini düşündükleri bir şeyi satın almak istiyor olabilirler. Veya bunu bir çeşit yatırım için kullanmak istiyor olabilirler. Eğer para borç alabilirsem, beni zrilyoner yapacak bu risksiz yatırımı yapacağım diye düşünüyor olabilirler. Yani bu ilk birkaç dolar için son derece yüksek bir talep ve son derece yüksek bir marjinal fayda var. Dolayısıyla, bu ilk birkaç dolar için ödeme isteğinin de çok yüksek olacağını düşünebiliriz. Belki burada, belki insanlar bu ilk birkaç dolar için yüzde otuz faiz ödemeye razılar. Daha sonra, daha fazla dolar olduğunda, borçlanan bir sonraki kişinin marjinal faydası biraz daha düşük oluyor. Böylece bunun gibi gözüken, aşağı doğru eğimli bir talep eğrisi oluşuyor. Bu, dondurma için olan piyasayı, veya apartman daireleri için olan piyasayı, veya herhangi bir piyasayı düşündüğünüz mantık ile tamamen aynı. Bu bizim talep eğrimiz. Arz eğrisini düşünürken de, diğer herhangi bir ürünün arzındaki ile aynı düşünce sistemini kullanacağız. Yani, ilk birkaç dolar için, bu kişilerin para ile yapabilecekleri başka hiçbir şey yok, çok az bir şey karşılığında paralarını kredi olarak vermeye istekliler diye düşünebiliriz. Bu para ile yapabilecekleri başka bir şey olmadığı için, bu parayı borç verirken marjinal maliyetleri de çok düşük. Arz eğrisi buradan başlayabilir. Kişiler parayı çok düşük faiz oranları ile vermeye razılar. Burası örneğin %1 olabilir. Ve artan her dolarla, kredi veren kişilerin fırsat maliyeti giderek yükselecek ve böylece kredi olarak kullandırılacak bir sonraki doların faizi de giderek yükselecek. Şimdi, bir yıl vadeli para borçlanma için arz ve talep grafiğini çizmiş olduk. Bu arz. Buraya da yılda yazalım. Bir yılda kredi olarak kullandırılacak milyar dolar. Ve bu bir yıl vadeli borçlanma için. Ancak gördüğümüz gibi, parayı da diğer herhangi bir ürün gibi ele alabiliriz. Burada denge fiyatı ve denge miktarı olacak. Çizdiğimiz grafiğe göre, hatırlayalım, paranın fiyatı faiz oranıydı, buradaki denge fiyatı yüzde on. Bunu bir yılda dolar başına on sent gibi düşünebilirsiniz. Borç verilen ve borç alınan paranın denge miktarı ise, bakalım, 2.7 veya 2.8 milyar dolar gibi gözüküyor. Bu yılda, veya her yıl 2.8 milyar dolar. Bu şekilde baktığımıza göre, şimdi konuyu biraz da makro ekonomik perspektifle ele alabiliriz. Eğer aniden dünyadaki herkesin, veya bizim küçük adamızdaki herkesin cebinde daha fazla para olursa neler olur? Devlet çok fazla para bastı, bastığı paraları helikopterden saçtı, artık herkesin cebinde daha fazla para var. Böyle bir durumda, aniden, herhangi bir faiz seviyesinde, arz yükselecektir. Yani arz eğrisi bu yönde kayacaktır. Yeni arz eğrisi bunun gibi gözüküyor olabilir. Ve böyle bir durumda, talebin düşeceğini de söyleyebiliriz. Verilen herhangi bir faiz seviyesi için, artık daha az talep olacak. Çünkü eskiden para borç alma ihtiyacı olan kişiler, artık daha az borç alacaklar. Yani bu da sola kayacak. Yeni talep eğrimiz bunun gibi gözüküyor olabilir. Şimdi ne olacak? Yeni denge fiyatımız ne olacak? Bunu veya bunu ne kadar kaydırdığımıza bağlı, ancak çizmiş olduklarımıza bakarsak yeni denge miktarımız pek fazla değişmemiş. Ancak kesinlikle değişmiş olan bir şey var: Bu kadar para basılıp dağıtıldığında, birdenbire denge faiz oranı düştü. Denge faiz oranı şimdi, çizdiklerimize bakarsak yaklaşık yüzde altı gibi gözüküyor. Şimdi bir de ters senaryoyu düşünelim: Piyasadaki para aniden kaybolmuş olsun. Veya pazarlamanın iyi olması sebebiyle, veya psikolojik sebeplerle insanlar daha az para biriktirmeye başlamış olsunlar, böylece arz azalıyor. Veya harika yatırım fırsatları olabilir. Böyle bir durumda para talebi yükselir. Böyle bir durumda bu eğrilerin ne şekilde kayacağını ve faiz oranına ne olacağını düşünebilirsiniz. Bunu, mikroekonomik bağlamda herhangi bir mal için yaptığınız gibi düşünebilirsiniz.