If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:12:15

Video açıklaması

Son birkaç videoda toplam talep ve toplam arz modellerimizi oluşturmuştuk. Bunları yapmamızın asıl amacı kısa vadeli ekonomik döngülere bir açıklama getirebilmek. Biliyorsunuz ki nüfus artışına bağlı sürekli artan bir ekonomik büyümeden ya da verimlilik artışından bahsedemeyiz. Önemli olan ise, makro ve mikroekonomiden bahsederken her zaman geçerli olduğu gibi: bu sadece bir model. Unutmayalım, bu modelleri kullanabilmek için olayları aşırı derecede basitleştirmeliyiz. Dolayısıyla bu modellere her zaman eleştirel bir gözle bakmalısınız, modeller olayları incelemenin sadece bir yolu. Aynı fikirde olmayabilirsiniz, fazla basitleştirilmiş bulabilirsiniz ya da değiştirmek isteyebilirsiniz; yani bunları yalnızca bir model olarak değerlendirmeniz çok önemli. Bunu yapmamızın sebebi, çok basit matematiksel işlemler ve grafikler kullanarak çok daha karmaşık durumları açıklayabilir olmak. Ekonomi gibi karmakarışık bir şeyi kafamız alabilsin diye ekonomi gibi binlerce milyonlarca aktörü barındıran bir sitemi. Her biri beyinlerindeki milyonlarca sinir hücresiyle onca çılgın şey yapıyorlar. Böylece tüm bunları basit doğrulara, eğrilere ve eşitliklere indirgeyebiliyoruz. Son videoda, uzun dönem toplam arza bakmıştık. Uzun dönem toplam arz. Toplam Talep - Toplam Arz modelinde, uzun vadede ekonominin reel üretkenliğinin aslında fiyata bağlı olmadığını varsaymıştık. Fiyat sadece rakamsal bir değer, ve uzun vadede insanlar ya da ekonomi imkanları dahilinde üretilebileceği miktarı üretmeye adapte olacaklardır. Şimdi, altını çizmek istediğim bir şey var: Bu ekonominin maksimum üretkenliği değil, Bunu yalnızca -şu şekilde söyleyeyim-işte burada- Doğal çıktı olarak görebilirsiniz. Ekonominin doğal, reel çıktı miktarı. "Doğal" derken kastım, ekonomide her zaman bir miktar verimsizlik olacaktır, insanlar işlerini değiştirecek, meslek değiştirenler olacak, olaylar bir şekilde kötüye gidebilecek, ölümler olabilecek, bazı insanlar işten çıkarılacaktır. Yani normal, doğal bir işsizlik oranı var. Bir çok ekonomide insanlar gece gündüz çalışmazlar, biraz ara vermek, dinlenmek isterler. Birtakım başka etmenlerden dolayı, ekonomideki verim hiçbir zaman mükemmel olmayacaktır. İşte bu, ekonomik çıktının doğal, sağlıklı bir seviyesi.Tabi bir de teorik çıktı değeri var, onu burada bir yere çizeyim.. İşte bu teorik bir çıktı seviyesi Bunu maksimum çıktı miktarı olarak da görebilirsiniz. Buraya yazayım -burdaki değer mevcut nüfus ve teknoloji ile ekonominin ulaşabileceği maksimum çıktı olabilir. Bu teorik bir konsept, nitelendirmek biraz zor, ekonomi bu noktadaysa insanlar sürekli çalışıyorlar, tatile falan gitmiyorlar, düzenli uyumuyorlar, herkes en üretken olacağı mevkide çalışıyor demektir. Ancak o zaman böyle bir çıktınız olabilir, ki bu açıkçası pek de mümkün değil. Yani bu o değerin biraz altında, ekonomi için makul, sağlıklı bir çıktı seviyesi. Bu videoda ise kısa vadedeki toplam arzdan bahsedeceğiz. Öğreneceğimiz ilk şey, bu modelin çalışması için - toplam arz ve toplam talep modellerinin çalışabilmesi için - kısa vadede yukarı doğru eğimli bir toplam arz eğrisi olduğunu varsaymalıyız. Yani böyle bir şey olacak. Aslında farklı bir şekilde gösterecektim, Bu bizim şu anki fiyat seviyemiz olsun, buraya denk geliyor. Bu da uzun dönem toplam arz; . fiyata göre değişmiyor, bunu ekonominin doğal çıktı seviyesi olarak düşünüyorduk, hatırlayın Kısa vadede ise şöyle bir şey olmalı, -Pembeyle çizeyim- kısa vadede işte böyle görünmesi lazım. Üst tarafı teğet çiziyorum çünkü bu maksimum seviyeyi asla geçemeyiz. Burada olan ise, -noktalı çizersem daha iyi olacak - çünkü düz bir çizgi çizmeye kalktığımda elim çok fazla titriyor Ne diyordum, bu kısa dönem toplam arz. Bu modelin ekonomik döngülere bir açıklama getirebilmesi için bu çizdiğim eğrinin yukarıya doğru eğimli olması gerekiyor. Toplam arz eğrisinin neden yukarı eğimli olduğunu açıklayan birkaç gerekçe var -aslında bunlara teori de diyebiliriz. Neden yukarı doğru eğimli olduğunu açıklamadan önce - bunu düşünmenin bir yolu , Yukarı eğimli bir eğri şu anlama gelir: Bu nokta insanların güzelce, normal bir şekilde doğal hızlarında üretimde bulundukları yer. Bu gösterdiğim seviyelerde elbette ekonomide bir miktar işsizlik olacaktır. Ama bir şekilde, bu eğri gösteriyor ki eğer fiyatlar yükselirse, bir bütün olarak ekonomi bu doğal seviyenin ötesinde bir üretime geçecek. Bu belki insanları istihdama dahil etmek olabilir, çalışmayanları çalışanlar havuzuna çekmek için ya da çalışanların daha fazla çalışmalarını sağlamak için yeni yollar bulmak, veya daha verimli çalışmalarını sağlamak da olabilir. Bu olanlar, fabrikaları daha fazla çalışmaya sürükleyebilir. İnsanların daha az tatile çıkmasına sebep olabilir. Aynı şekilde, . eğer fiyatlar düşerse tam tersi geçerli olacaktır Toplam arz eğrisi der ki eğer fiyatlar - daha doğrusu toplam fiyatlar: bu sadece bir hizmet ve ürünün fiyatı değil - Eğer toplam fiyatlar düşerse, bir bütün olarak ekonomide insanlar daha az çalışmaya başlayacaklar, İşi bırakabilir, çalışanlar havuzundan çıkabilirler, - bunlar hep kısa vade için geçerli - fabrikalar eskisi kadar çalışmayabilir, insanlar daha fazla tatil yapabilirler, vesaire. Şimdi yukarı eğimli bir toplam arz eğrisini açıklayabilecek makul sebepleri inceleyelim. Bunlardan ilkine "Yanlış algı teorisi" deniyor. Beyazla yazayım- yanlış algı teorisi; bence gayet mantıklı. Önce toplam fiyatların yükseldiği senaryoyu düşünelim. Toplam fiyatlar yükseliyor, diyelim ki ben bu ekonomide bir bireysel aktörüm ya da belki bir şirketim var, İlk önce "toplam fiyatların" arttığını fark etmeyebilirim. Önce toplam fiyatların yükseldiği senaryoyu düşünelim. diyelim ki ben bu ekonomide bir bireysel aktörüm ya da belki bir şirketim var, İlk önce "toplam fiyatların" arttığını fark etmeyebilirim. Sadece benim hizmet ve ürünlerimin fiyatlarının arttığını düşünebilirim, yani olayın mikroekonomik bir mesele olduğunu sanabilirim. Olanları mikro bir olguymış gibi düşünerek yanlış anlayabilirim, sanki sadece benim pazarımla ilgili bir olaymış gibi. Eğer ben kendi hizmet ve ürün fiyatlarımın diğerlerine kıyasla arttığını düşünüyorsam - unutmayın, bu bir yanlış algılama, çünkü aslında tüm fiyatlar artıyor, Yine de ben kısa vadede gerçekleşenin bu olduğunu düşünüyorsam, o zaman arz yasası devreye giriyor. Arz Yasası. Bu mikroekonomik bir kavram. Eğer göreceli olarak benim fiyatlarımın arttığını düşünüyorsam, daha fazla üretmeye motive olurum, çünkü daha kârlı olacağımı düşünürüm. Ama gerçekte diğer fiyatların da arttığını, sahip olduğum parayla alabileceğim şeylerin de pahalandığını fark etmem biraz zaman alacak, yani er ya da geç reel anlamda eskisinden daha iyi durumda olmadığımı anlayacağım için normal üretkenlik seviyeme geri döneceğim. Kısa vadede: insanların daha fazla ürün talebinde bulunduklarını düşündüğümde fazla mesai yapmaya başlayacağım, daha fazla insanı işe alacağım, fabrikaların bakımını erteleyecek ve onları "normal" seviyelerinden daha fazla çalıştıracağım. Fakat zaman geçtikçe, yani uzun vadede, durumu yanlış anladığımı fark edeceğim, aslında her şeyin fiyatı artmıştı onun için gerçek anlamda daha fazla kâr sağlamıyordum; bunu anladığımda üretim seviyem tekrar eski haline dönecektir. Tabi kendimden bahsettiğimde, "ben" tek başıma bütün bir ekonomiyi temsil etmiyorum. Şu an sadece bir aktörden bahsediyorum fakat bu durum, aynı anda birçok aktör için geçerli olabilir. Yani bir sektördeki tüm şirketler bütün olarak üretkenliği artırmak isteyebilirler, aslında reel anlamda kâr etmediklerini görünce, ve de bunun s ürdürülebilir olmadığını anlayınca, tekrar doğal üretim seviyelerine geri döneceklerdir. toplam arz eğrisinin - kısa dönem toplam arz eğrisinin - yukarı doğru eğimli olduğunu açıklayan bir diğer gerekçe ise "yapışkan ücretler". Bu ekonomi kitaplarında okuyacağınız bir diğer teori Ben bu kavramı biraz genişleterek "yapışkan maliyet" olarak da yazıyorum. Bazen "yapışkan fiyatlar" diye bir ifade de kullanılıyor ama bence bunların hepsi oldukça benzer şeyler. En iyisi hepsini yazayım. Genellikle, bir ekonominin bütününde toplam fiyatlar artıyor olsa da tüm fiyatlar aynı oranda artmayacaktır Ekonominin belirli alanlarında fiyatlar diğer alanlara göre daha 'yapışkan' olurlar. Bunun da bir çok nedeni var, mesela ücret kontratları bunun bir nedeni olabilir İnsanlar fiyatların arttığının farkında olmayabilir, dolayısıyla sözleşmeleri güncel olmayabilir Tedarikçi firmalarla yapılmış uzun süreli sözleşmeler nedeniyle alış fiyatları sabit kalabilir. Dolayısıyla toplam fiyatlar artıyor olsa da ekonominin belli alanlarında bunun sözleşmelere ya da ticari işlemlere yansıması zaman alacaktır. Ekonominin bazı alanlarında bu değişimin bu kadar hızlı olmamasının başka bir nedeni ise "menü maliyeti" ya da başka bir deyişle "etiketleme maliyeti " dediğimiz durumdur. Bu duruma bir örnek vermek gerekirse, fiyat artışı %5 oranında olduğunda bu artış yansıtmaya değmeyecek kadar küçük bir oran olarak görülebilir. Mesela bir restoranı ele alalım, bu durumda restoran, tüm menülerini yeniden hazırlatmak durumunda kalacaktır, "menü maliyeti" denmesinin sebebi de zaten bu. Her ne kadar terminoloji restoran sektöründen gelse de bu durum sadece restoranlar için değil tüm şirketler için geçerlidir. Broşürlerinizi, bilgisayar programlarınızı, bir çok şeyi değiştirmeniz gerekir; ya da elinizdekileri güncellemeniz, satış elemanlarınızı bilgilendirmeniz gerekebilir. Bu gibi nedenlerle, bilgilendirme ve değişiklik yapmak hem masraflı hem de yavaş olacağından ötürü yapışkan fiyatlar ortaya çıkacaktır. Bu durumun yukarı eğimli kısa dönem arz eğrisinin oluşumunda nasıl bir etkisi olduğunu iyice anlamak için bir örnek daha düşünelim. Buradaki gibi yapışkan maliyetlerin olduğu bir endüstride olsaydım, farzedelim ki fiyatları yükseltmem mümkün ama ücretler ve maliyetler "yapışkan" olsun. Örneğin çalışanların ücretleri sözleşmeleri gereği yapışkan olabilir, tedarikçilerim herhangi bir sebepten dolayı fiyatlarına zam yapmamış olabilirler, bunun sonucunda ise ben kısa vadede "harika, çok iyi kar ediyorum " diyeceğim,Reel anlamda da bu doğru görünecek, çünkü maliyet rakamlarım göreceli olarak yapışkan ve satış fiyatlarımı artırmam mümkün, dolayısıyla daha çok üretip daha çok kar edebilirim. Yani üretimi artırmak isteyeceğim. Fabrikayı daha uzun saatler çalıştırabilirim, fabrikanın ya da makinelerin bakımını erteleyebilirim, mevcut sözleşmelerle ve fiyatlarla yeni elemanlar işe alabilirim, maliyeti sabit tutmak koşuluyla aldığım hizmet ve ürünlerin miktarını artırabilirim ve böylece üretimim artmış olur. Bütün bunlar için madalyonun bir yüzü denilebilir. Böyle söylememin nedeni, bir tarafta A şirketi var, A şirketi fiyatlarını artırabilyor, dolayısıyla karı da artıyor Diyelim ki tedarikçi firma da B firması olsun. Ve tam burası 'yapışkan'. Farz edelim ki A şirketi B şirketinden limon alıyor ve limonata yapıp satıyor. Limonları B ile arasında olan sözleşmeden ötürü sabit fiyattan almaya devam ederken limonatanın satış fiyatını artırması mümkün. En azından kısa vadede böyle yapabilir. Uzun vadede ise sözleşme sona erdiğinde B'nin A'ya satış fiyatı yeniden gözden geçirilecek ve artacaktır. Dolayısıyla mevcut durumda A'nın maliyetleri 'yapışkan', B'nin ise fiyatları 'yapışkan'. A'nın maliyeti B'nin fiyatı oluyor. Aslında bir şirketin için maliyet, diğer şirket için fiyat demek.