Güncel saat:0:00Toplam süre:4:09
1 enerji puanı
Studying for a test? Prepare with these 2 lessons on Ege Sanatı.
See 2 lessons
Video açıklaması
Miken'deki tepesinin hemen altında Miken'lilerin büyük Miken kalesi bulunur. Tunç çağında Yunan anakarasında yaşayan Mikenler İtalya'dan Kuzey Afrika'ya kadar geniş bir alanda ticaret yaptılar. Buradaki bir tepenin içinde Atreus'un hazinesi veya Agememnon'un mezarı olarak da bilinen devasa bir mezar var. Şu an baktığımız mezar türüne Tholos veya arı kovanı şekilli mezar adı veriliyor. Bu, Miken'de bulunan 3 tür mezardan biri. Diğerleri gömüt ve kuyu mezarıdır. Burada gömüt hakkında konuşmayacağız. Tholos, kuyu mezarından büyüktür. Tholoslar oldukça görkemli ve bugün incelediğimiz örnekte Tholosların en büyüğü. Tholoslar Miken tarihinin biraz daha geç zamanlarına tarihleniyor. Bu mezarlar orada gömülü yönetici kesimin gücünü simgeleyen mezarlar. Tepenin içine zarifçe kesilmiş büyük taş bloklarla yapılmış bir geçidi kullanarak giriyoruz. Bu taşların bazıları o kadar büyük ki nasıl taşınmış hayret! Günümüzde çok boş görünse de geçmişte üzerinde oymalar vardı. Belki kabartma heykeller de olabilir. Aynı zamanda daha zarif süsleme taşları vardı. Daha fazla dayanamıyorum. Hadi içeri girelim. Şimdi giriş patikası olan Dromos'a giriyoruz. Her iki tarafımızdan yükselen duvarlar görkemli ve ihtişamlı bir mekan etkisi yaratıyor. Törensel bir hava var. Dünyanın içine giriyoruz hissi veriyor. Yukarı doğru hafif bir eğim var. Giriş yukarıya doğru gittikçe sivriliyor. Girişten geriye doğru giden şu ağır Lento taşına bakın. İki parçadan oluşuyor ve ağırlığı tahminen 100 tonun üzerinde. Lenton'un üzerinde gördüğümüz kemer tarzına bindirme adı veriliyor. Taşlar yukarı doğru çıkıldıkça birbirine yaklaşacak şekilde yerleştiriliyor. ve böylece Lenton'un üzerindeki hafifletme üçgeni olarak bilinen bu üçgensel boşluğu oluşturuyor. Miken'deki aslanlı kapıda bu boşluk bir kabartma heykelle doluydu. Ama burada öyle olduğunu sanmıyoruz. Kapaca işlenmiş taşların yanında kompleks taşlar mevcut ve bunların en azından bazılarının Mısır'dan ithal edildiğini biliyoruz. Her iki tarafta da süslenmiş sütunlar vardı. Bu sütunların bazıları şimdi Atina arkeoloji müzesinde. Zikzaklar, spiraller, V harfine benzeyen şekiller gibi karmaşık desenler mevcuttu. Çok şatafatlı bir mekandı. Bunu yapmak için büyük bir servet harcandı. Mikenlilerin mezarlarına ölüleriyle beraber büyük hazineler de gömdüklerini biliyoruz. Fakat bu mezarlar soyulmuş durumda. Şimdi eşikteyiz ve içerinin serinliğini hissedebiliyoruz. İçerisi boş karanlık ve devasa boyutlarda. Giriş oldukça uzun ve 4 ila 5 metre derinliğinde. Kubbeli yapıya girdiğimizde giriş ve sağındaki asıl defin bölmesi hariç tamamen dairesel olan bir odadayız. Bazı mimari tarihçileri odanın duvarlarına alçı taşından boğaların oyulmuş olabileceğini öne sürdüler. Bu oda üstümüzde inanılmaz bir yüksekliğe kadar çıkıyor. Böyle yüksek ve geniş kubbeli bir oda yapmak gerçek bir mühendislik başarısı. Burada sütun ve Lento mimarisinden değil yuvarlak kemerli mekanların yapılmasından bahsediyoruz. Roma Panteon'unun inşasına kadar 1.000 yıldan uzun bir süre burası en büyük kubbeli bir mekandı. Burası bindirme yöntemini kullanıyor. Taşlar yukarıya doğru sivrilecek şekilde üst üste diziliyor. Taşların kesim açısı zirveye ve kapak taşına yumuşak bir geçiş sağlıyor. Bu alanın genişlik ve yüksekliği neredeyse eşit. Yani burada gerçekten de bir mükemmellik hissiyatı var. Bu dairesel alanın, bu devasa kubbenin burada gömülü kişi için büyük bir manası olduğu çok açık.