Metni yazan: Dr. Renee M. Gondek.

Araştırmacılar için faydalı

Çömlekler neredeyse yok edilemez. (Adına kırık denilen) küçük parçalara ayrılsa da, arkeolojik kayıtlardan çıkarılmak için elle toz şeklinde öğütülmesi gerekir. Bu nedenle, incelemek için zengin miktarda malzeme vardır, ve bu da modern bilgeler için son derece yararlıdır. Zamanlama için şahane bir araç olmanın yanı sıra, seramikler araştırmacıların eski sitelerin yerini bulmasını sağlamıştır, ve insan grupları arasında ticaret kanıt sağlar. Ayrıca, teker teker tencereler ve boyalı dekorasyonu din, günlük hayat, ve toplumla ilgili soruları cevaplamak için detaylı incelenebilir.

Şekiller ve Temalar

Kilden (ateş kili) yapılan antik Yunan çömlek ve kapları ya da daha genel ifade edildiği şekilde "vazolar", çeşitli şekil ve ölçülerde yapılmıştır (yukarı bakınız) ve genellikle kabın şekli, kullanım amacına bağlı olarak değişmektedir. Örneğin krater, Yunan sempozyumlarında (erkekler için düzenlenen içki partileri) şarap ve suyu karıştırmak için kullanılırdı. Geniş ağzından içeri sıvıyı dökebilirler, yine geniş gövdesinde çalkayalabilirler ve ayrı bir kepçe ile karışıma ulaşabilirlerdi. Yine hydria adı verilen vazolarla su toplanır, taşılır ve bardaklara dökülürdü. Hydrianın bombeli bir yapısı, dar bir ağzı ve üç tutacağı vardır (ikisi yan tarafta tutmak için, biri de arkada vazoyu eğmek ve su dökmek için).
Farklı vazo bölgelerini tartışmak için, uzmanlar vücut parçalarıyla ilgili terimler bulmuştur. Çömleğin açıldığı yere ağız; gövdeye boyun; boyundan gövdeye uzanan eğime omuz; ve tabana ayak denir).
Yunan vazolarının dış yüzeyinde çoğunlukla belirli bir dönemin tarzını yansıtan kompozisyonlar görülür. Örneğin, Geometrik Dönem'de (y. MÖ 900-700) yapılan vazolarda, ünlü Dipylon amforası da olduğu gibi, geometrik desenler görülürken, (aşağıda), Doğululaşma Dönemi'nde (y. MÖ 700-600) dekore edilenlerde ise erken dönem Korint Amforasında görüldüğü gibi (British Museum). hayvan kafileleri ve Yakın Doğu motifleri görülür.
Sonrasında, Antik ve Klasik Dönemde (Milattan sonra 600- Milattan önce 323) vazo resimleri, ağırlıklı olarak insanları ve mitolojik etkinlikleri göstermekteydi. Bu biçimsel sahneler günlük yaşamdan (örneğin çeşmeden su alırken) kahramanlık hikayelerine ve Homeros'a ait hikayelere (örneğin Theseus ve boğa, Odysseus ve Sirenler), Tanrılar dünyasından (örneğin Zeus'un Ganymede'yi kaçırması) tiyatro oyunlarına ve atletik mücadelelere (Orestia savaş arabası yarışları) kadar çeşitlilik göstermekteydi. Bu resim sahnelerinin gerçeği belgeleyen fotoğraflar olarak düşünülmemesini vurgulamak gerekir, ancak yine de bunlar antik Yunanlar'ın yaşam ve inanç sistemlerinin yeniden yapılandırılmasında bize yol göstermektedirler.

Teknikler, Ressamlar ve Yazıtlar

Yunan zanaatkarlar, vazolarda yer alan kırmızı ve siyah renk özelliğini vurgulayabilmek için boya olarak sıvı kil ("çamur" olarak adlandırılan) kullanmışlar ve üç aşamalı karmaşık pişirme sürecini ustaca tamamlamışlardır. çömleklerin fırınlarda özel içimde dizilmesinin yanında , fırın için koşulların da kesin olarak sağlanması gerekmekteydi. Öncelikle sıcaklık yaklaşık 800 santigrat dereceye çıkarılır ve oram oksitleme ortamının oluşması için havalandırılırdı. Bu aşamada tüm vazo kırmızıya dönüşmekteydi. Sonrasında havalandırma delikleri kapatılarak ısı 900-950 santigrat dereceye yükseltilir, tüm yüzey siyaha dönerken sıvı kil ile boyanan alanlar camlaşırdı ( cam benzeri bir maddeye dönüşürdü). Nihayetinde, son safhada havalandırma delikleri yeniden açılır ve oksitleme koşulları fırın içinde yeniden oluşurdu. Bu aşamada, camlaşan çamur (boyalı alanlar) cilalı siyah ton kazanırken, vazonun boyanmayan kısımları yeniden kırmızıya dönerdi. Fırına oksijenin ilk kez verilmesi ve çıkarılması ve eş zamanlı olarak ısının yükseltilmesi ve düşürülmesi ile çamur siyah cilalı renge dönüşürdü.
Özetlemek gerekirse, antik Yunan vazolarında çeşitli boyama teknikleri görülür ve bunların çoğu dönemine özgüdür. Geometrik ve Doğulaştırma dönemlerinde (MS 900-600), ressamlar mükemmel çemberler çizmek için pergele başvurdular ve şekilleri çizmek için siluet ve anahat yöntemleri kullandılar (aşağıda).
Milattan Önce 625-600 yılları arasında Atinalılar siyah figür tekniğini (açık renk fon üzerine oyma detaylı koyu renkli figürler) benimsediler. Neredeyse bir yüzyıl önce yapılan Korint'te siyah figür, kesik ve ilave renklerle bir arada silüet biçiminde kullanılmıştır. Kesik, sert bir alet ile fazlalığın alınmasını da içermektedir ve bunun en ustaca örneği Exekias’ın Amforası’nda görülebilir.(aşağıda) Genellikle Aşil ve Ajax’ın oyunu olarak tasvir edilen figürde, oturan savaşçıların görüntünün merkezine doğru eğildiği ve karışık oyma desenli kıyafetler giymiş olduğu görülmektedir. Siyah figür boyama kullanan kişiler, daha gerçekçi tanımlanan figürler göstermesinin yanı sıra farklı cinsiyetler için farklı renkler kullanmışlardır; kadın figürlerine beyaz eklenmiş, erkek figürleri siyah olarak bırakılmıştır.
Kırmızı şekil tekniği Atina'da MÖ 525-520 yılları arasında icat edilmiştir ve aşağıdaki siyah şeklin tersidir. Burada açık renkli şekiller koyu bir arka plana karşı resmedilmiştir. Detayları boyamak için ek renk ve bir fırça kullanarak, kırmızı şekil ressamları farklı etkiler oluşturmak için boyayı sulandırdılar veya koyulaştırdılar.
Sulandırılmış astar ya da “seyreltilmiş sır” yıkanmış görüntü sergiler ve bu görüntü kıl/saç, kürk ve vücut yapısında kullanılır, Gorgos’un çömleğinin dış yüzeyinde (aşağıda) kabataslak tavşan kürkü ve genç erkeğin kas sistemi buna örnektir. Astar kalınlaştırıldığında “kabartma hatları” ya da yüzeyden belirgin şekilde yükseltilen çizgiler olarak ve genelde dış hatları çizmek için kullanılmaktaydı. Beyaz zemin tekniği, kırmızı figür tekniği ile şaşırtıcı biçimde benzerlik göstermektedir.
Beyaz boyalı arka planda çok renkli şekillerden görsel olarak çok farklı olsa da, kırmızı figür gibi beyaz arka plan da formların detaylarını oymak yerine boyamayı gerektirir (aşağıdaki kadehe bakınız).
Figürlerin ve nesnelerin yanında, bazen yazıtlar da bulabiliriz. Bunlar mitolojik figürleri, ressamla aynı zamanda yaşamış güzel erkek ve kadınları ("kalos"/ ""kale" yazıtları), ve hatta ressamı veya seramikçiyi ("egrapsen” / “epoiesen”) tanımlar. Ancak, yazıtlar her zaman yardımcı olmaz. Anlamlı metinlerin görünümünü taklit eden, "anlamsız yazıtlar" Yunanca harfleri tutarsız bir şekilde düzenleyerek okuma bilmeyen izleyiciyi aldatır.
Vazolar ve Resepsiyon
Yunan vazoları göz alıcı kalitesi, küçük boyutları ve – bir zamanlar- doğaları gereği kolayca elde edilebilmeleri nedeniyle, on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda koleksiyoncular arasında aranan nesneler haline gelmişlerdi. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarından beri vazolara dair çalışmalar bilimsel çalışmaların ilgi alanına girmiş ve üzerindeki süsmeler, eser sahibi kişileri tanıyabilme ve eserlerle bağlantılarını kurabilme yetenekleri olan eksperler tarafından takıntı haline gelmiştir.
Yirminci yüzyılın en tanınmış vazo eksperi, vazoların nitelikleri, tipolojileri ve kronolojileri ile ilgilenen Sir Davidson Beazley’dir. Atina siyah- kırmızı figürleri ve beyaz zemin teknikleri ile ilgilenen Beazley, güzel boyanan örneklere öncelik vermemiş, farklı kalitelere eşit ilgi göstererek tarafsızca çalışmıştır. Zahmetli ve detaylı incelemeleri sonucunda 1000’den fazla ressam ve grup derlemiş ve 30.000’in üzerinde vazoyla eşleştirmiştir. Beazley’in ölümünden sonra bazı araştırmacılar belli ressamlar veya grupların tarzlarını eşleştirmeye ve çalışmaya devam ederken, vazo konusunda uzman olan araştırmacılar günümüzde ayrıca vazoların üretim teknikleri, arkeolojik kaynakları, yerel ve yabancı dağılımları ve ikonografileri sorgulamaktadır.

Ek kaynaklar:
Yükleniyor