If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:52

Video açıklaması

Münih'te antik dönem koleksiyonunu incelemeye devam ediyoruz. Bakmakta olduğumuz bir içecek kabı. Antik Yunanistan'da Exekias isimli sanatçı tarafından yapılmış. Bu içecek kabı, günümüzde kullanılan şarap kadehleriyle karşılaştırıldığında oldukça büyük kalıyor. Kylix formunda, yani yüksek kaideli yayvan bir çanak gibi. Oldukça yayvan, derin değil, tabanı var, kaidesi, iki de kulbu var. Eğer şarabınızın tamamını içip bitirirseniz, kabın dibindeki desen meydana çıkacak. Kabın dibi bir tuval gibi, gördüğümüz sahnede şarap tanrısı Dionysus tarafından ele geçirilen Antik bir Yunan teknesi var. Resme dikkatli baktığınızda gözünüze çarpan birkaç şey var. Örneğin, teknenin etrafında oynar gibi yüzen yunusları görüyoruz. Hangi alanın deniz, hangi alanın ise gökyüzü olduğunu anlayabiliyoruz. Bütün zemin kırmızı, ancak teknenin yanındaki yunusların sudan sıçrayarak yüzdüklerini anlayabiliyoruz. Neşeli bir tablo. Bu çanağı yapan dönemin ünlü bir sanatçısı, Exekias, ve bu sanatçının eserlerinden 35 tanesi günümüze kadar ulaşabilmiş. Sanatçı hem seramikçi, hem de ressam, ve genelde yaptığı işlere imzasını atıyor, bu çanakta da imzasını görebiliyoruz. Yakından bakarsak enteresan bir nokta daha göreceğiz, gemi direğinin hemen yanından büyüyen bir asma var. Üzeri güzel üzüm salkımlarıyla dolu, geminin üzerinde adeta bir çardak gibi duruyor. Mitolojik hikayeyi de hatırlayalım, Dionysus korsanlardan kaçıyor, onlardan saklanabilmek için teknenin içinden asma büyümesini sağlıyor. Ve korsanları da yunusa dönüştürüyor. Exekias çanağın dairesel alanını doldurmayı amaçlamış, asma dalları yatay şekilde büyüyor, yunuslar da her tarafta sıçrıyor, sanatçı tüm alanı kullanmış. Daire, aslında verimli bir şekilde doldurulması güç olan bir form. Kompozisyonda yer alan her bir öğe, kabın formunun yuvarlak olması ile uyum sağlayacak şekilde yerleştirilmiş. Asmalarda yay formu var, rüzgarla şişmiş yelkende de öyle. Yelkenlerin şiştiğini ve gemiyi ileri götürdüğünü görebiliyoruz. Yunuslarda aynı yay formu tekrarlanmış, teknenin gövdesinde de. Üzümlerin yuvarlak formu da çanağın dairesel formunu tekrarlıyor. Dionysus arkasına rahatça yaslanmış, sükunet içinde. Pelerininde yıldızlar var, tacında ise yaprak şekillerini görüyoruz. Arkaik dönemin bu resim tarzı, Attic Siyah Figür olarak adlandırılıyor. Sanatçı önce deseni başka bir yerde hazırlıyor, sonra bu deseni çanağın yüzeyine iğne benzeri bir şeyle geçiriyor, ana hatları belirginleştiriyor. Daha sonra ise teknenin ahşabında gördüğümüz detayları veya Dionysus'un üzerindeki asma gibi detayları tamamlıyor. Tekneye dikkatlice bakarsak, üzerindeki detayları görüyoruz, geminin pruvasında bir yüz var, geminin kıç tarafında ise kuğu başına benzeyen bir figür bulunuyor. Bu çanağı kullanırken başparmağın yukarıdaki kulptan geçirildiğini düşünün, içi kırmızı şarapla dolu olduğu için zemindeki resim görülmüyor, çanağı kaldırıp içmeye başladıklarında bir yerden sonra tekne gözükmeye başlıyor. Kırmızı şarap denizinde yüzen bir tekne.