If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:5:54

Video açıklaması

Spor müsabakalarında maçı anlatan spiker, 'Oyunun döndüğü nokta' der ya, İzlemekte olduğumuz sahnede ise spor alanında değil, aslında savaş alanındayız, ve tarihteki çok önemli önemli bir çarpışmada kaderin belirlendiği ana tanıklık ediyoruz. Büyük İskender'in saldırısı karşısında, Pers imparatorunun dönüp kaçmaya başladığı an. Pers İmparatoru Darius ordusuna geri çekilmelerini emretmiş. Havadaki gerginliği hissedebiliyoruz, dengelerin tersine döndüğü anı yaşıyoruz, sağ taraftaki canlanmayı hissedebiliyoruz, Perslilerin Yunanlılara yönelttikleri mızraklarını görebiliyoruz. Tam da bu anda, bu mozaikteki en büyük figür olan savaş arabası savruluyor, arabayı savuran gerilimi, sürtünmeyi hissediyoruz ve gördüğümüz bu hareket resme dinamizm katıyor. Yerde yaralılar ve ölüler var. En beğendiğim detaylardan birisini göstereyim, Pers askerinin kendi kalkanındaki yansımasına bakın. Yenilmiş, kalkanından kendisine bakıyor, belki de ölmek üzere. Burada beğendiğim bir detay daha var ,bir bakalım, Darius'un savaş arabasını çeken atların içinde buna dikkat edin, neredeyse dört ayağı da yerden kesilmiş. Vücudu sola savrulurken, başını sağa doğru çeviriyor. Atın görüntüsü çok gerçekçi, çok heyecan verici. İskender Darius'a saldırırken yüzündeki ifadeyi görüyoruz, kendisinden emin. Darius ise Büyük İskender'den korkmuş gözüküyor. Darius sanki askerlerinin hayatının bağışlanmasını istiyor gibi bakıyor. Bakışlarında hem şaşkınlığı, hem endişeyi görüyoruz, merhamet arıyor. İskender'in ne kadar hırslı olduğunu biliyoruz. Büyük İskender sadece Yunanistan'ı birleştirmekle kalmıyor, güneyde Mısır'a, doğuda Pers topraklarına yani günümüzdeki İran bölgesine kadar uzanıyor, ve Indus vadisini ele geçiriyor, , Indus vadisini de günümüzdeki Pakistan ve Hindistan'ın kuzey batı bölgesi gibi düşünün. Büyük İskender, o dönemde keşfedilmiş olan dünyanın çok büyük bir bölümünü antik Yunan devletinin egemenliği altına alıyor. Ve bütün bu detayların, küçücük taş ve cam parçalarıyla anlatıldığını, canlandırıldığını görüyoruz. Şu an bakmakta olduğumuz mozaiğin, antik Yunan'a ait bir resim baz alınarak oluşturulduğu düşünülüyor. Antik Yunan döneminden günümüze ulaşan resim olmamakla birlikte, o dönemde Yunan resim sanatının ne kadar ilerlemiş olduğunu biliyoruz. Antik Yunan dönemindeki sanat dallarını düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen heykeller olur, sonra mimari, ve bir ihtimal vazoların üzerindeki resimleri de hatırlarız. Ancak dönemin edebiyat eserlerinden öğrendiğimiz bilgi bundan oldukça farklı: Yunanlıların en iyi oldukları sanat dalı duvar resimleriymiş. Ve maalesef bu duvar resimlerinden günümüze ulaşan yok. Gene de bu mozaik bize antik Yunan dönemi resim sanatı hakkında fikir veriyor. Bu mozaiğin üst kısımları neredeyse boş, aşağıya doğru indikçe figürler çoğalıyor, desenler ağırlaşıyor. Niye böyle yapılmış olabilir biraz düşünelim. Hatırlayalım, bu mozaik yapılırken eski bir resimden yararlanılmış olmalı demiştik, o da bir duvar resmiydi muhtemelen. Duvar resmi, yani izleyicinin dikey olarak bakacağı bir eser, bu sebeple göz hizasındaki figürler yoğun olabilir. Benim tahminim bu yönde. Tarihçiler, görmekte olduğumuz mozaik ile Philoxanes isimli sanatçının yaptığı bir resim arasında bağlantı kuruyorlar. Okudukları edebi metin, Plinea Philoxanes isimli sanatçının İskender ve Darius arasındaki savaşın resmini yapmış olduğunu yazıyor. Problem şu ki, muhtemelen bu konuda yapılmış pek çok resim vardır. Örneğin antik Yunan'da kadın bir sanatçının da aynı konuda resim yapmış olduğunu biliyoruz. Bu iki generalin, daha doğrusu iki ulusun karşı karşıya gelmesi çok önemli bir olay. Eminim bu konuda pek çok başka resim de yapılmıştır.Ancak elimizde sadece bu var. Bu eserin günümüze ulaşabilmesinin sebebi ise ise 79 yılında Vezüv yanardağının patlaması ve Pompei şehriyle birlikte bu mozaiğin de volkanik küllerle kaplanmış olması İtalya'daki Pompei şehri kalıntılarında Fawn evi olarak adlandırılmış bir ev var, yakınında bulunmuş olan bronz geyik heykeli dolayısı ile eve bu isim verilmiş. Bu ev, Pompei'deki en gösterişli en büyük ev, hatta sanırım malikane demek daha doğru olacak. Evin sütunlarla çevrili iki büyük avlusu var, bu mozaik de bu iki avlunun arasındaki alanda bulunuyor. Mozaik o denli olağanüstü kaliteli bir düzeyde yapılmış ki, bunun Fawn evi kadar gösterişli bir malikanenin bahçesinde bulunması hiç şaşırtıcı değil. Bu mozaiğin yapımında yaklaşık bir buçuk milyon adet taş ve cam parçacık kullanılmış. Mozaiğin yapıldığı malzeme son derece kaliteli, ancak eserin bu kadar başarılı olmasının tek sebebi malzeme kalitesinin yüksekliği değil. Baktığımız son derece natüralist, yani detayları doğaya uygun biçimde yansıtan bir eser, hatırlayacaksınız doğalcılık antik dönem Yunan sanatının temel unsurlarından. Küçücük taş parçalarından figürler oluşturulmuş, ışığın kullanımını, oluşan gölgeleri görüyoruz, şekiller adeta üç boyutlu yaratılmış. Atlara, insanların yüzlerine, başlarını çevirmelerine baktığımızda anatomiye ne kadar hakim olduklarını görüyoruz. Ve hayvanlarda, örneğin atlarda perspektif kullanımına bakın,uzakta olduklarını belirtecek şekilde daha küçük çizilmişler. Antik Yunan döneminde vücudun hareket etme şekli konusunda ne kadar bilgili olduklarını burada görebiliyoruz. Bu eser bize Romalıların antik Yunan sanatını örnek aldıklarını ve geliştirdiklerini de gösteriyor. Bazen Pompei şehrinde yaşamış herkesin antik Yunan dönemi eserlerinin, heykellerinin, resimlerinin kopyalarına sahip olmak istediklerini düşünüyorum. Romalılar antik Yunan dönemi sanatına gerçekten çok düşkünlermiş.