If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:43

"Laocoön ve Oğulları" İsimli Heykel

Video açıklaması

Merhaba, Vatikan’da çok güzel bir avludayız ve Laocoon’a bakıyoruz. Bu adam, Laocoon, Truvalı bir papaz, ve Yunanlılardan Truva’ya gelen hediyenin bir aldatmaca olduğunu biliyordu. Herkesi uyarmaya çalıştı. Hediye ahşap bir attı ve içi Yunan askerleriyle doluydu. Bu, Yunanlıların koruyucusu olan tanrıçanın hoşuna gitmedi ve Laocoon’ı cezalandırmak için yılanlar gönderdi. Yılanlar onu ve oğlunu boğacaktı. Heykel 16 yy’da çıkarıldı. Ve o zamanlar bu heykel ile antik dünyanın, antik Roma’nın ve Pliny’nin edebiyatı arasında bir bağ olduğu düşünüldü. Pliny bir antik roma tarihçisi. Ve imparator’un sarayında bu konu ile ilgili bir heykel gördüğünü yazmış. 18. yy’a doğru önemli bir tarihçi olan Winklemann bunun M.Ö 4.yy’a ait olduğunu düşünüyordu. Uzmanların bir heykelde hayal edebileceği herşeye sahipti. Böylelikle problemler ortaya çıkmaya başladı. Problemlerden biri, Pliny’nin bahsettiği heykeltraşların I. yy’da yaşamalarıydı, daha öncesinde değil. Pliny aynı zamanda bunun tek bir mermer parçasına oyulduğunu söylüyor ama öyle değil. Heykele bakalım. Bu heykel dinamizmle, hareketle dolu bir heykel. Bedenler kasılıyor acı çekiyor. Yılanlar kaslı. Burada bir tür güç, enerji var. Ve bunların hepsini klasik Yunan döneminden çok, Helenistik dönem ile ilişkilendiriyoruz . Bu da 2. ya da 3. yy’a denk geliyor. Aslında bu tarz olarak Pergamon sunağında gördüğümüz figürlere çok benziyor. Bizim alanımıza giriyor ve bizimle etkileşime geçiyorlar. Buradaki acı hissi, bu dramatik tiyatral gösterim, diyagonalliğe olan vurgu, Zeus sunağına da gördüğümüz tüm bu özellikler eseri helenistik yapıyor. Kullanılan yılan kelimesi bu heykel ve ondan etkilenen diğer Rönesans eserlerini tanımlamak için güzel bir benzetme. Figür alanın içinde kıvrılıyor. Bacakları soluna doğru hareket ediyor, gövdesi sağına doğru. Kafası ise arkaya sola doğru gidiyor. Kendi kendine kıvrılan bir figür ve beden yaşadıklarını o kadar açık ifade etmiş ki, sonradan Michelangelo için ne kadar değerli olduğu şaşırtıcı değil. Pek çok antik heykelde olduğu gibi, böyle karmaşık heykeller parçalar halinde bulunup bir araya getirilir. Buradaki düzenlemenin doğru olduğu düşünülüyor ama yanılıyor da olabiliriz. Özellikle de Laocoon’un sağ kolu ile ilgili olarak. Bu kol birkaç değişik şekilde düzenlendi. Ama şu anki durumu yani kolu arkasına doğru bükülü hali sanat tarihçilerinin şu an vardığı son durum. Bu heykelde figürler tarafından ifade edilen yoğun acı ve çaresizliği hissederken bir yandan da bedenlerinin ve şeklin verdiği güzellik hissini yaşamaktayız. Yani bu eser her ne kadar gerçek bir acıyı, trajediyi ve büyük bir çileyi anlatıyor olsa da buna bakınca zevk almaktan ve ona hayran olmaktan kendimizi alamıyoruz, değil mi? Hoşçakalın!