If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:4:04

İmparatorluk: Boyanmış Bahçe, Livia'nın Evi

Video açıklaması

Roma'da sıcak bir gün; ama biliyorsunuz ki, Antik Romalı'lar nasıl serinleyeceklerini çok iyi biliyorlardı. Livia'nın villasında bir odayı yeniden inşaa eden odanın içindeyiz. Livia, imparator Augustus'un eşiydi. Oldukça sevimli, dinlenme yeri niteliğinde bir yazlık ev gözlemliyoruz, Ve villanın içinde kısmen yeraltında bulunan, kayaların içi kazılarak yapılmış bir oda var bu da yaz mevsimi boyunca serinleyecekleri yer. Bugünlerde böyle bir şey için gerçekten minnettar olabilirsiniz. Evet, aslına bakılırsa serinlik hissi havanın sıcaklığından değil odanın dekorasyon biçiminden geliyordu. Odanın boyalı olduğu soğuk renklerden mesela. Sanatçının yaptığı muazzam bir manzara ya da bahçe ilizyonunu duvarların üzerine resmetmekten cok bu manzarayı duvarların ötesinde çitlerin ardında var olan bir görüntüymüş gibi resmetmekti. Bu resimlerin içinde ağaçlar, çalılar, meyveler bitkiler ve kuşlar bulunurdu. Ve sanki duvarlar yok olmuş gibiydi. Bu boyama tarzı, Roma duvar boyamalarının ikinci akımına çok iyi bir örnek teşkil eder. İlk akımın karakteristik özellikleri arasında boya ve sıvada tekrar yaratma yeniden yaratma çabası gözlemlenirdi. Tıpkı Yunan saraylarının ilizyonlar yardımıyla doğal görünüm verilmeye çalışılmış mermer duvarları ve üç boyutlu görüntüleri kullanan "tromp löy" yani göz aldatmacası tekniği gibi. Şimdi ele aldığımız örnekte ise sanatçının mermer ilizyonu yerine, doğa ilizyonu kullandığını görmek mümkün. Söz konusu doğa hepimizi çevrelemiş durumda. Ve tehditkar olmanın aksine oldukça büyüleyici işlenmiş topraklara sahip. Cıvıl cıvıl kuşlar var, ağaçlarda meyveler etraf çiçek açmış ve ortalık epey aydınlık. Sanatçı atmosferik bir perspektif kullanmış Böylece en yakın olan ağaçlar ve yapraklar arka plandaki bitki örtüsüne kıyasla daha canlı gösterilmiş. Temsil edilen tek gerçek mimari hasır çit ya da ondan daha dayanıklı bir görünüme sahip olan pembe - gri tonlarındaki duvar. Sanatçı dıştaki duvarı ince, belli belirsiz bir perspektif sunumu yaratmak için kullanmış. Görüyorsunuz ki duvar birkaç yere uzandığında sınırda yer alan ağaçları çevreliyor. Sınırda gelincikler, güller, süsenler, narlar ve ayvalar var. Yani resmedilen bitkiler,çiçekler, meyveler ve kuşlarda ki bolluk hissini fark edebiliyoruz. Kuşların bazılarının kanatları gerilmiş, bazıları gökyüzünde sessizce yol alıyor. Doğada ki çeşitlilik için gerçek bir arayış var. Benim en sevdiğim kısım ise bu pembe-gri duvar tarafından çevrelenen ağaç. Dalları ağacın büyümekte olduğu yöne doğru gelişigüzel bir biçimde hareket ediyor, ve hem dallar ve yapraklar üzerinde ışık görebiliyoruz hem de yaprakların gölgede bırakıldığı bölümler var. Hafif bir rüzgar çıkmış da bazı yaprakları sanki tersine çevirmiş gibi. Bu sayede yaprakların altındaki gümüşi yüzeyleri ve daha koyu gölgeleri görebiliyoruz. Yani anlık bir duygunun ve bu rüzgarlı güzel günün verdiği hisler yansıtılmak istenmiş. Adeta yaprakların rüzgarda hışırdadığını duyabiliyorsunuz. Sanırım benim favori bitkim odanın kısa kenarlarından birinin köşesinde yer alan çam ağacının etrafında büyüyen kenger. Çok ilginç bulduğum bir diğer unsur ise bu açık hava alanda harici duvara belirsizce yerleştirilmiş olan kuş kafesi. Bu odanın tamamında gökyüzünde özgürce uçan kuşların resimleri var. Fakat burada kafese hapsedilmiş bir kuş görüyoruz. Buda bana duvarlar yok olmuş gibi hissedilse de hala bir odanın içinde olduğumuzu hatırlatıyor.