If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:4:20

Video açıklaması

Metropolitan Sanat Müzesi'nin Afrika sanatları galerisindeyiz. Ve aslında bir veranda direği olarak yapılmış büyük bir heykele bakıyoruz. Bu dikey heykel, bir sarayın yapısal direklerinden biri olarak tasarlanmış. Bu, Nijerya'da yaşayan Yorubalar'ın bir sarayı için “İse'li Olowe” adlı tanınmış bir sanatçı tarafından yapılmış. İse, Nijerya'nın güneybatısında bir bölgedir. Bu sanatçının saraylar için ürettiği birçok eser bulunuyor. Metropolitan Müzesi’ndeki bu özel, ata binmiş heykel, bir savaşçı ya da belki bir savaşçı kralın figürü olabilir. Askeri gücü, tahta çıkmış bir hükümdarı ve hükümdarlığının gücünü temsil ediyormuş gibi göründüğü için, ona kral diyelim. Atlar bu bölgeye, yani Yoruba Sahil Kuşağına İlk defa 10. yüzyıl civarında getirildi. Kralın sol elinde bir mızrak var. Bu, gücün geleneksel bir simgesi. Fakat sağ elinde bir tabanca görülüyor . Yani oldukça modern bir silah… Heykel öne doğru dönük. Ve genel olarak bakıldığında en büyük öğe kral figürü. Öyle ki atı bile tamamen geride bırakıyor. En büyük ve en önemli figürün kral olduğu açıkça belli oluyor, Ama hem üstünde oturduğu at hem de atın altındaki kadın, aslında kralın hükümdarlığı için gerekli olan şeyler. Bu yüzden, heykel sadece kralın gücünün göstergesi değil, aynı zamanda onun gücünün kaynağının da bir ifadesi. Onun gücü, halkının gücü üzerine kurulu. Heykelde, savaşları kazanmak için kullanılan süvarilerin uygulamalarına dair bir şeyler var, Tabanca ve mızrak bir anlamda bunu temsil ediyor. Bunun yanında, ruhani tarafı temsil eden bir kadın figürü var. Belindeki boncuklu zincirler dışında tamamen çıplak olan bu kadın, bu önemli krala yalvarış ve destek için diz çöküyor. Bu kadının gücünün ruhani olduğunu şuradan anlıyoruz: Yorubalar arasında çıplak kadın figürü bereketi temsil eder. Demek ki burada kral, tek ihtiyaçları bereketli bir hayat olan halkına güvenebileceğini ve bu büyük potansiyelle yani bereketli hasatla onlara bakabilmek için destek alabileceğini ifade ediyor. Bu figürün sahip olduğu manevi değer, kadının çıkıntılı gözleriyle de temsil ediliyor. Gözlerde, eserin orijinal halinden kalma mavi boyayı da halen görebiliyoruz. Birinin ruhani âleme girebilmek için bu gözlere bakması gerektiği fikriyle yapılmış olmalılar. Yorubalar arasında maskeli balolar düzenlenir ve erkekler tahtadan yapılan maskeler takarlar. Buradaki kadın figüründeki çıkık gözler, öbür tarafı görme yeteneğini ve bazı durumlarda halkı geçindirmek için ruhaniyeti üstüne almasını da temsil ediyor. Bu iki figürün başka bir ortak özelliği daha var. Üst dişlerinin ortasındaki boşluk, aslında bir güzellik işareti. Alttaki diz çökmüş figür, bize doğru bir açıyla yontulmuş bir refakatçiyle destekleniyor. Her ikisi de başlarının üstünde oyulmuş birer kap tutuyorlar. Etraflarında dolaşmak istiyoruz. Figürlerin yerleştirilme şekli, etraflarının çevrilmesine göre ayarlanmış. Olowe'den önce de belli saray oymacıları olsa da, kendisi cepheden tasvirin ezberini bozmakla tanınır. Mimari, genellikle doğrusaldır ve burada sanatçı bunu en baştan korumuş. Kralın başının üstünde, keskin bir şekilde dört köşeli bir direk görüyoruz. Ama aşağı doğru indikçe, yön konusunda artan bir serbestlik var. Her figür kafa üzerine yoğunlaşan bir vurguyla basitleştirilse de, aynı zamanda son derece süslü öğelere de sahip. Örneğin adamın göğsünde ya da atın eyerinde değişik süslemeler var. Bu bezemelerin çoğu aslında figürün etrafında dolaşan halkalardan oluşuyor. Ve çok açık bir şekilde bizi heykelin etrafında dolaşmaya davet ediyor. Bunları atın burnundaki yularda, Hizmetçilerin tuttuğu kaplarda ve alttaki kadının belindeki boncuklar da net şekilde görebiliyoruz.
AP® sınavı College Board kurumunun tescilli markasıdır ve College Board bu kaynağı kontrol etmemiştir.