Eğer bu mesajı görüyorsanız, web sitemizde dış kaynakları yükleme sorunu yaşıyoruz demektir.

If you're behind a web filter, please make sure that the domains *.kastatic.org and *.kasandbox.org are unblocked.

Ana içerik

Mısır Sanatı

Prens Rahotep ve karısı Nofret'in oldukça iyi korunmuş durumda olan, gerçek insan boyutunda, cenaze töreninde kullanılmış olan kireç taşından heykelleri. Kaya kristalinden yapılmış gözlerin gerçeğe ne kadar yakın gözüktüğüne dikkat ediniz (Eski Krallık). Fotoğraf: Dr. Amy Calvert

Antik Mısır Sanatı'nı anlamak ve takdir etmek

Antik Mısır Sanatı'nı anlamak için, antik Mısırlıların bakış açısı ile düşünmek gerekir. Mısır resim ve heykellerinin durağan, genelde resmi, tuhaf şekilde soyut ve genelde tıknaz yapısı, ilerleyen dönemlerdeki Yunan veya Rönesans Sanatının natüralist yapısı ile karşılaştırıldığında, bazen Mısır resimlerinin haksız yere eleştirildiğini görürüz. Bununla birlikte, Mısır resim sanatı, ilerleyen dönemlerin uygarlıklarından oldukça farklı bir amaca hizmet etmiştir.

Görülmek için yapılmamış sanat eserleri

Günümüzde, Tutankamun'un mezarında bulunmuş olan ışıltılı hazinelere, Yeni Krallık mezarlarındaki görkemli rölyeflere, Eski Krallık heykellerinin huzurlu güzelliğine hayret ve hayranlıkla bakıyoruz. Ancak, bu eserlerin hiç birisinin görülmek üzere yapılmamış olduğunu hatırlamamız gerek. Amaç eserlere bakılması değildi.
Firavunun bir Tanrıça tarafından kucaklanmasını gösteren gömülü rölyef. Amenherkhepshef mezarı (QV 55), (Yeni Krallık). Fotoğraf: Dr. Amy Calvert

Mısır sanatının işlevi

Bu heykeller veya rölyefler, ilahi veya vefat etmiş birisinin fayda görmesi için yapılırdı. Heykeller, kişinin dini törenden faydalanmasını sağlayacak bir mekan sağlardı. Çoğu heykelin cepheden tasvir edilmiş olmasının sebebi, bunların yanyana sıralanarak önlerinde gerçekleşen törene bakıyor olacaklarının düşünülmüş olmasıdır. Heykellerin önemli bir kısmı da nişlere veya diğer mimari ögelerin içine yerleştirilmiştir ve bu sebeple cepheden yapılmış olmaları olağandır.
Heykellerin, ki bunlar ilahi varlıkların, kraliyetin veya önde gelenlerin heykelleriydi, dünyevi alem ile ruh arasında bir kanal oluşturduğuna inanılırdı. İlahi varlıkların tapınma amaçlı heykelleri (günümüze pek azı ulaşabilmiştir) giyinme, kutsal yağ sürme, tütsüleme gibi günlük ritüellerde kullanılırdı. Bu heykeller ayrıca insanların onları görebilmesi için özel şenliklerde taşınırdı; ancak neredeyse tamamen örtülmüş oldukları için, insanlar bu heykelleri göremezler, sadece varlıklarını hissederlerdi.
Kraliyete ve seçkinlere ait heykeller, insanlar ve Tanrılar arasında aracılık görevine sahiptiler. Aile büyüklerinden birisinin heykelinin bulunduğu aile şapeli, bir anlamda o ailenin tapınağı işlevine sahipti. Burada ölünün anısına düzenlenen törenlerde aile bir araya gelir, birlikte yer ve ölümden sonraki hayat için yiyecekler, çiçekler (yeniden doğuşun sembolü) ve tütsü (ilahi kabul edilenin kokusu) sunarlardı. Günümüze ulaşan mektuplar, ölülerden hem bu dünya hem de ölümden sonraki hayat için şefaat istendiğini göstermektedir.

Müzelerde gördüklerimiz

Genelde, müzelerde gördüğümüz eserler kraliyet veya seçkinlerin atölyelerine aittir ve bu eserler günümüzün güzellik ve estetik anlayışına uygundurlar. Bununla birlikte, müzelerin depolarında toplumun daha alt sınıflarından kişiler için yapılmış olan küçük heykelcikler, muskalar, kefenler, mezar taşları gibi yüzlerce (hatta binlerce) obje bulunur, ancak bunlar nadiren sergilenirler. Müzelerin depolarında muhafaza edilen bu parçaların işçilikleri daha düşük kalitededir, oranları hatalıdır veya kötü yapılmışlardır ve bu sebeple modern anlamda 'sanat eseri' olarak kabul edilmezler. Bununka birlikte, bu objeler de elitler için yapılmış olanlar kadar işlevseldir ve sahiplerine aynı ölçüde yarar sağlamışlardır.
Ramses II ile Osiris, Isis, ve Horus'un sert taştan yapılmış heykel grubu, Mısır Müzesi, Kahire (Yeni Krallık). Fotoğraf: Dr. Amy Calvert

Üç boyutlu sanat için gösterim şekilleri

Üç boyutlu tasvirlerde, her ne kadar fazla resmi olsalar da, gerçek dünyadaki görüntüyü yeniden oluşturmak amaçlanmıştır. Tanrıların, soyluların ve seçkinlerin heykelleri, o kişinin idealleştirilmiş görüntüsünü sunarlar. Kullanılan materyal, heykelin doğala ne kadar yakın olacağını da belirler. Örneğin, taş heykellerde figürler oldukça kapalı bir beden duruşuna sahiptir, kolları bedenin yanında durur, destek sağlayan arkadaki bölüm, aynı zamanda kol ve bacakların arasından da görülür.
Ölünün sayılan büyükbaş hayvanları denetlemesini gösteren boyalı ahşap model, Mısır Müzesi, Kahire, (Orta Krallık). Fotoğraf: Dr. Amy Calvert
Ahşap ve metalden yapılan heykellerde ise kollar uzanır, farklı nesneler tutarlar, kol ve bacakların arası boştur, farklı pozisyonlar görülür, dolayısıyla bu heykeller daha gerçekçi bir görünüşe sahiptir. Heykellerin yapıldığı malzemenin taş, ahşap veya metal olması, kullanım amaçlarını değiştirmez. Tümü aynı işleve, resmiyete ve cepheden poza sahiptir. Sadece daha alt tabakadan kişilerin heykelciklerinde çok farklı duruş ve hareketler gözlemlenir ve bunlar kişinin kendisine ilişkin değildir, elit sahibinin yararlanacağı hareketlerdir.

İki boyutlu sanat için gösterim şekilleri

İki boyutlu sanat eserlerinde, dünya oldukça farklı tasvir edilmiştir. Mısırlı sanatçılar iki boyutlu sanat eserlerinde gerçek dünyayı taklit etmeye çalışmak yerine, bu sahnelerde yer alan ögelerin ayırt edici yönlerini betimlemeye çalışmışlardır.
Bir sahnede görülen nesne veya kişi, en iyi teşhis edilebileceği açıdan ele alınmış ve daha sonra bunlar bütünü oluşturmak üzere gruplanmışlardır. Figürlerin yüzlerinin, bedeninin, kol ve bacaklarının profilden, ancak göz ve omuzlarının cepheden gösterilmesinin sebebi budur. Bunlar değişik ögeler hakkında detaylı bilgi veren kompleks ve detaylı sahnelerdir ve tek bir yönden bakmaya kıyasla çok daha kapsamlı bilgi aktarılmaktadır.

Bölmeler

Sahneler, bölüm olarak adlandırılan paralel hatlar şeklinde dizilmiştir. Bu bölümler hem sahneleri birbirinden ayırırlar, hem de figürler için zemin çizgisi görevi yaparlar. Bu bölümlerin yer almadığı eserler nadirdir. Genelde savaş veya av sahneleri gibi kaotik ortamlar canlandırılır, avın veya düşman ordularının altında zemin çizgisi bulunmaz. Bu bölümler aynı zamanda sahnelere ilişkin bilgi vermek için de kullanılır. Sahnede daha yukarıda yer alan, daha yüksek toplumsal konuma sahiptir, veya üst üste binen figürlerde, aşağıda kalan figür daha uzaktadır.
Boyanmış bir kutu üzerinde yer alan kaotik savaş sahnesi, Tutankamon mezarı, Kahire Mısır Müzesi, Kahire (Yeni Krallık). Fotoğraf: Dr. Amy Calvert

Hiyerarşi ve ölçek

Figürlerin ölçeği, hiyerarşiyi göstermek için en sık kullanılan yöntemdir. Figürler ne kadar büyükse, o kişilerin toplumsal önemleri de o kadar yüksektir. Krallar genelde ilahlarla aynı büyüklükte temsil edilirler. Krallar ve Tanrılar, soylulardan büyük, sıradan Mısırlıdan ise oldukça büyüktür.

Metin ve görsel

Oldukça detaylı olan kabartmalı rölyef, I. Senusret Beyaz Şapeli, Karnak (Orta Krallık). Fotoğraf: Dr Amy Calvert
Hemen her resme yazı da eşlik eder. Heykellerde, metin arka yüzeyde veya tabanda yer alır. Rölyeflerde ise, sahneyi tamamlayan veya ayrıntılandıran daha uzun metinler bulunur. Hiyeroglifler ise kendi başlarına küçük sanat eserleri kabul edilebilirler. Bu küçük resimcikler, genelde gözle görülen anlamı taşımazlar, daha ziyade fonetik sesleri simgelerler. Bununla birlikte bazı hiyeroglifler logografiktir yani bir nesneyi veya kavramı simgelerler.
Çoğu kez, metin ve resim arasındaki sınır bulanıklaşır. Örneğin, heykelin üzerindeki bir figürün ismi genelde belirleyiciyi (kelimenin sonunda yer alan ve belirleyici özelliği olan işaret- örneğin, hareketi simgeleyen fiiller bir çift yürüyen bacakla biter veya erkek isimleri erkek figürüyle, veya Tanrı isimleri oturan bir Tanrı figürü ile biter) taşımaz. Bu durumlarda, tasvirin kendisi bu işlevi görür.
Metin ve fotoğraflar: Dr. Amy Calvert
Ek kaynaklar:

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.