If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Video açıklaması

Merhaba Hristiyan dininde ve özellikle de Bizans’ta, Kilise Hz. Meryem, Hz. İsa ve dinin tarihindeki diğer kişilerin figüratif tasvirlerine her zaman sıcak bakmamış. Bizans imparatorluğunda ikonalar, yani Hz. Meryem’in, Hz. İsa’nın, azizlerin tasvirleri yapılmış. Arkasından, insanların bu tasvirlerdeki dini kişiliklere değil de, tasvirlerin kendilerine tapınıp tapınmadığı sorusu gündeme gelmiş. VIII. yüzyılda, imparator kiliselerde tasvirlerin bulunmasını yasaklamış. Bu ikonoklazm döneminin başlangıcı. İkonoklazm, tasvirleri yok etme anlamına gelen Grekçe bir kelime. İkonoklazm döneminde, Bizans İmparatorluğu’ndaki tasvirlerin tümü yok ediliyor. Bu dönem, yedinci yüzyılın başlarından sekizinci yüzyılın ortalarına kadar devam ediyor. Burada önemli soru şu: Niçin? Niçin tasvirler bu kadar tehlikeli görülüyor? Niçin insanların resimdeki dini kişiliğe değil de resmin kendisine tapındığı düşünülüyor? Tasvirlerin yasaklanmasının sebeplerinden birisi, kutsal kitaptaki ayetlerden birinin tasvir yapılmaması gerektiği şeklinde yorumlanması. Anlayacağınız Bizans’ta resim veya mozaik yapan sanatçılar epey bir süre işsiz kalmışlar. Şu an bakmakta olduğumuz mozaik, Aya Sofya’daki en önemli yerde, apsis'in çeyrek kubbesinin orta kısmında bulunuyor. İkonoklazm döneminin bitmesinden hemen sonrasına, 9. yüzyıla tarihlenen bu mozaik şu açıdan son derece önemli Bu mozaik, tasvirlerin yok edilmesi döneminden sonra yapılan ilk figürlü tasvir. İmparator ve patrik artık ikonoklazma döneminin bitmesi gerektiğine, tasvirlerin önemli olduğuna, ve kiliselerde tekrar kullanılmaya başlanacağına karar veriyor. İkonoklazm döneminin bitmesinden hemen sonra, dini tasvirler tekrar yapılmaya başlanıyor, ve sanatçılar himaye altına alınıyor. Baktığımız mozaikte, , Hz.Meryem, üzeri değerli taşlarla süslü ve iki minderli bir taht üzerinde oturuyor. Kucağında çocuk İsa var. Hz. Meryem’in buradaki tasviri, akla Mısır’daki bir başka tasviri getiriyor. Aradaki benzerlik dikkat çekici. Bu Mozaik, Orta Bizans dönemi olarak adlandırılan, 843-10 24 yılları arasındaki dönemin sanatının karakteristik özelliklerini taşıyor. Bu, ikonoklazma döneminin hemen sonrası. Aya Sofya kilisesinin büyüklüğü ile karşılaştırıldığında, mozaik oldukça küçük diye düşünebilirsiniz Aslında mozaiğin boyu beş metreye yakın, ancak bu kadar büyük bir mekanda ve oldukça uzaktan baktığımız için mozaiği küçük olarak algılıyoruz. Tasvirin arka planında altın kullanılmış. Bizans sanatında, cennetin ilahi ışığını temsil etmek için altın kullanılıyor. Figür, pencerelerin üstüne yapılmış bu sebeple gökyüzündeymiş gibi gözüküyor. Aya Sofya’nın genelinde de, ışığın ilahilikle bağlantılı olarak kullanıldığını görüyoruz Alttaki ve üstteki pencerelerin konumu ve bunlardan gelen ışık ile, Hz. Meryem’in ilahi ışıkla çevrelenmiş olduğu belirtilmiş. İkonaları genelde düz zemin üzerindeki resimler olarak düşünürüz. Ancak baktığımız mozaik, alışageldiğimiz ikonalardan oldukça farklı Işığın kullanımı, arka planın altın olması, Hz. Meryem’in üzerinde oturduğu mücevherli taht.. Tasvir, değişik ve elegan bir tarzda ele alınmış. Bu mozaiğin, ikonoklazma döneminden hem sonra yapılan ilk mozaik olduğunu söylemiştik. Mozaiğin hemen yanında, şu an silinmiş olan bir ibare varmış. Bu ibarede, daha önce yakılıp yıkılan tasvirlerin, dini bütün imparatorun izniyle artık tekrar yapılacağı yazılıymış. Bu mozaik, Theotokos olarak adlandırılıyor. İsa’yı doğuran Hz. Meryem mozaiği. Mozaiğin açılışını, Doğu Kilisesi’nin patriği yapıyor. Bu mozaikten sonraki dönemde, inançlı kişiler dini mekanlarda tekrar tasvirler önünde dua etmeye başlıyor
AP® sınavı College Board kurumunun tescilli markasıdır ve College Board bu kaynağı kontrol etmemiştir.