Eğer bu mesajı görüyorsanız, web sitemizde dış kaynakları yükleme sorunu yaşıyoruz demektir.

If you're behind a web filter, please make sure that the domains *.kastatic.org and *.kasandbox.org are unblocked.

Ana içerik

Roma Cumhuriyeti

Genel bakış

  • Roma, İtalyan Yarımadası'ndaki pek çok şehir devletinden birisi iken, MÖ 5. yy ile MS 1. yy arasında dünyanın en güçlü imparatorluğu hâline geldi.
  • Cumhuriyet ile yönetildiği dönemde, tek bir kişinin güçlenmesini engellemek amacıyla birçok siyasi kurum ve makam kuruldu. Bu kurum ve makamlar MÖ ilk yüzyılda bozulmaya başladı.
  • Roma, fethettiği topraklardaki insanların çoğuna bir tür vatandaşlık sunduğu bir politika sayesinde, sınırlarını büyük ölçüde genişletebildi.
  • Askeri harekatlar, kölelerin ve yağma sonucu ele geçirilen malların şehre getirilmesiyle ekonomik gelişime destek sağladı ve bunun sonucu olarak da şehir ve kültür önemli ölçüde gelişti.

Siyasi Kurumlar

Roma, İtalyan Yarımadası'ndaki birçok şehir devletinden birisiyken, nasıl oldu da antik dünyadaki en güçlü ve merkezi imparatorluk hâline geldi? Cevabın bir kısmını, tarihin erken döneminde olmasına rağmen Roma'nın oluşturduğu yeni siyasi düzende bulmak mümkün. Roma daha büyük alanlara yayılıp çevresini etkiledikçe ve genişlediği topraklardaki nüfusu da bünyesine dahil ettikçe, oluşturduğu siyasi düzen ve kuruluşların bu tür bir büyümeye ne kadar uyarlanabilir ve esnek olduğunu kanıtladı.
Roma geleneğine göre, Cumhuriyet dönemi MÖ 509'da bir grup soylunun kralı tahttan indirmesiyle başladı. Romalılar kralın yerine iki konsül, başka bir deyişle, krala benzer bir güce sahip olan ancak bir yıl görevde kalmak üzere seçilen insanları getirdiler. Her konsülün, diğer konsülün yaptıklarını veto veya reddetme hakkı vardı. MÖ 300 civarında konsüllük makamı her ne kadar son hâlini almamış olsa da, makamın oluşmasındaki fikir olan gücün tek bir kişide toplanmasını engellemek, Roma'da çok erken zamanlarda ortaya çıkmış ve birçok siyasi kurumu şekillendirmiştir.
Roma'daki siyasi kurumlar, toplumu birebir yansıtan ve iki sınıfa ayrılmış kurumlardı: patriciler yani varlıklı ve soylu kesim ile plebler yani halk sınıfı. Başlangıçta sadece patriciler siyasi kurumlarda yer alabiliyor ve önemli kararlar verebiliyorlardı. Örneğin plebler, Roma Senatosu'na (kendi başına kanun yapamayan ancak tavsiyeleri konsüller tarafından ciddiye alınan bir kurum) katılamıyorlardı. Senato'da yer almak için kişinin daha önceden siyasi bir görevde yer alması zorunluluğu vardı ancak plebler bir imkana sahip değillerdi. Yine de, pleblerin zaman içinde siyasi sistemde daha etkin hâle gelmeye başladıklarını söyleyebiliriz.
MÖ 494 ve 287 yılları arasında, plebler için yeni siyasi makamlar oluşturuldu ve konsüllük gibi yüksek makamlara gelme izni verildi. Pleblere, Roma politikasında daha çok söz hakkı tanıyan oylama meclisleri ve konseyler kuruldu. MÖ 287'de bir yasayla, Pleb Konseyi'nin bir yasayı görüşmesi için önce patrici senatörlerden onay alması gerekliliği de kaldırılarak, pleblerin siyasi katılımına yönelik son engel de ortadan kaldırılmış oldu.
Pleb Konseyi, bu yeniliklerle Roma politikasında büyük bir güç, varlık ve etkiye sahip olmuştu ancak bu sınıftan birçok kimse hâlâ fakirdi. Siyasi hakların köklü değişikliklere sebep olamayışının sebeplerinden birisi Comitia Centuriara yani konsül ve önemli bürokratların oylandığı meclisti ve bu topluluk mal varlığına göre seçilenlerden oluşuyordu. Her yüz kişi —veya oylama topluluğu— bir oy hakkına sahipken, varlıklılar diğer seçmenleri oluşturan yoksullara kıyasla daha küçük gruplara ayrılıyordu. Böylece varlıklı Romalıların oyları daha etkili oluyordu.
Romalılar siyasi gücün tek bir kişide toplanmasına nasıl engel olmuşlardır?
Roma'daki siyasi yapılar, yoksul kesimin etkisini ne şekilde sınırlamıştır?

Ordu

Oylama sistemi zenginleri yetkilendirmek için kasıtlı bir strateji olarak görünse de, bu sistem aslında Roma askeri yapısının bir yansımasıydı. Comitia Centuriata, ismini yüz kişilik topluluklardan (uygulamada bu kadar net şekilde bölünmemiş olsa da, normalde 100 askerden oluşan gruplar) alıyordu ve bu topluluklar, Cumhuriyet dönemi ve krallığın uzun bir dönemi boyunca standart Roma askeri birliği olmuştu. Birlikler, ekipmanlarını kendileri sağlamak zorunda olduklarından, mal varlıklarına göre sınıflara ayrılmışlardı. Yalnızca varlıklı Romalılar kendilerini daha etkin askerler hâline getiren silah ve zırhları alabiliyorlardı. Mülk sahibi olmayanlarsa askeri hizmet için uygun değildi ve bu yoksul Romalılar, sayıca üstünlüğe sahip olmalarına rağmen oylamadaki en zayıf gruplarda yer alıyorlardı.
Romalıların, zenginlerin daha çok siyasi nüfuza sahip olmasında hiçbir problem görmemesinin nedenlerine gelelim. Romalılar yenilgilerden en çok zarar görenlerin zenginler olduğunu düşünüyordu, dolayısıyla varlıklı kesimin askerlik için daha yüksek motivasyona sahip olduğuna ve imparatorluk için siyasi anlamda neyin doğru olduğunu daha iyi anladıklarına inanıyorlardı.
Ordunun mal varlığına göre birimlere ayrılmasının arkasındaki sebep nedir?

Dış Politika ve Sınırların Genişlemesi

Romalılar bir imparatorluk hâline gelmek için belirli bir plan uygulamadılar. Roma, bunun yerine, çevresindeki şehir devletleri, krallıklar ve imparatorluklarla çatışmaya girdikçe genişledi ve bu yeni topraklar ve nüfusları imparatorluğa dahil etmenin yollarını bulmak zorunda kaldı. Fethettikleri yerlerdeki herkesi Romalı hâline getirmeye çalışmadılar. Çoğu zaman, Roma kontrolüne giren şehirler ve bölgelerin, mevcut kültürel ve siyasi durumlarını korumasına izin verildi. Roma'nın yenilgiye uğrattığı düşmanlarına uygulattığı tek şart, harekatlar için asker destek sağlanması şartı oldu. Antik uygarlıklarda askeri zafer, genellikle fethedilen yerlerden yağmalanan ganimetlerin paylaşılması anlamına geldiğinden; çatışmanın kazanan tarafında yer almak, Roma'nın yeni müttefikleri için teşvik edici bir durumdu.
Fethedilen yerlerdeki halka, bir tür Roma vatandaşlığı, hatta bazen oy hakkı tanındı. Oy kullanmak isteyenlerin Roma'da bulunması gerektiğinden, oy hakkının kent dışındakilere de tanınması Roma'daki siyasi durumu büyük ölçüde değiştirmemiştir. Ancak vatandaşlık hakkının tanınması, Roma'ya bağlılık konusunda ortak bir kimlik oluşmasına yardımcı olmuştur.
Romalılar fethettikleri yeni toprakları yönetmek için yeni yönetimler kurdu ve bu birimlerin idaresine de eski siyasi bürokratları atadılar. Çoğu yönetim merkezi ile Roma arasında uzun mesafeler olduğundan, yeni yönetimlere atanan bu bürokratlar kendi bölgelerinde büyük oranda güç ve inisiyatif sahibi oldular. Romalılar da, bu yöneticilere yeterli gücü vermek ve kendi otoritesine karşı gelebilecek miktarda güç elde etmeleri arasında bir denge kurmaya çalıştılar.
Roma, fethettiği halklara neden vatandaşlık teklif etmiş olabilir?

Ekonomik Gelişim

Roma, müttefiklerinin gündelik işleriyle az miktarda ilgilenmesine rağmen, etkisini kaybetmemek için bu yönetimlere uyum sağlamak durumundaydı. Askerlerin hareketini ve ticareti kolaylaştıran ve hızlandıran yollar, Roma'nın askeri ve ekonomik gücünü yaymak için kullandığı önemli unsurlardan biriydi. Çevredeki etkisi yayılan Roma MÖ 211'de denarius ası verilen, daha sonra kendi döneminde standart para birimi hâline gelen gümüş sikkeyi bastı.
Standartlaşan para birimi, büyüyen Roma dünyasında ticareti kolaylaştırdı. Sikkeler herhangi bir ürün veya hizmet için kullanılabiliyordu, üstelik taşınması da kolaydı. Bu yeni para birimi, kaynakların taşınmasını ve yönlendirilmesini kolaylaştırarak, ekonomik etkileşimleri de teşvik etmiş oldu.
Romalılar Akdeniz'de de ticaret yapıyordu. Ticari ilişkiler kurdukları çevreleri, toplumlarla siyasi olarak iyi bağlantılar kurmanın etkisiyle daha da genişledi. Korsanlıkla mücadele, yeni yolların inşası, madeni para basımı ve giderek daha geniş bir alanda askeri koruma sağlamaları; ticari etkileşim ve büyüme için çokça fırsat oluşturdu.
Roma'nın, MÖ yaklaşık 100'e kadarki genişlemesini gösteren harita; bu dönemde Roma Batı Akdeniz'in büyük bölümünü kontrol etmekteydi. Görsel hakları: Eski Tarih Ansiklopedisi (Ancient History Encyclopedia)
Eski toplumların çoğunda olduğu gibi, Roma ekonomisi de tamamen iş gücüne dayalı olan tarım üzerine kuruluydu. Roma başka ülkelere seferler düzenledikçe, küçük toprak sahipleri de orduda daha uzun süre görev yapmak durumunda kalıyordu. Seferler başarısız olursa veya çiftçilerin yokluğunda çiftlikleri iflas ettiyse, zengin Romalılar bu toprakları satın alarak latifundiya olarak bilinen daha büyük tarım alanları haline getiriyorlardı. Savaş esirlerini köleleştirmek ve satmak da yaygın bir uygulamaydı; artan askeri seferler, köleleştirilmiş birçok insanı İtalyan yarımadasına getiriyordu. Ölçek ekonomileri ve daha uzun ve zor koşullarda çalıştırılabilen köleler bir araya gelince, üretim daha da artarken maliyet düştü. Oluşan yüksek gelir, tarım ürünlerinin daha fazla arzı için talep yaratarak kalkınmayı destekledi. Hatta bazı büyük çiftliklerin sahipleri temel besin maddeleri yerine zeytin ve üzüm gibi yüksek değerli ürünleri ekmeye hatta hayvancılık yapmaya başladı —bu durum küçük ölçekli aile çiftlikleri için söz konusu değildi.
Yukarıdaki haritayı inceleyin. Roma İmparatorluğu'nun başka bölgelere yayılması ticari düzenleri ne şekilde etkilemiş olabilir?
Savaş esirleri çoğunlukla köle olarak satılmıştır. Bu uygulama, Roma İmparatorluğu'nun başka bölgelere yayılması ile İtalyan yarımadasındaki ekonomik kalkınma arasında nasıl bir bağlantı kurabilir?

Roma İmparatorluğu'nda Kentsel Gelişim

İmparatorluk genişlese de, ülkenin tüm önemli siyasi kararları Roma'da alınıyordu; şehir kendiyle birlikte imparatorluğu da geliştiriyordu. Gittikçe artan şehir nüfusu, halk sağlığının korunması için yeni düzenleme gereksinimlerini de beraberinde getirdi. Romalılar şehrin ilk dönemlerinde bir kanalizasyon sistemi geliştirmişti. İlk su kemeri (uzun mesafelerde bulunan şehirlere su dağılımını sağlayan yapı) ve ilk karayolu olan Appian Yolu ile aynı tarihte, MÖ 312'de inşa edildi.
Roma'nın ilk yolu olan Via Appia'nın (Appian Yolu) beyazla gösterildiği harita. Görsel hakları: Wikimedia, genel kullanıma açık.
Roma'daki Aqua Claudia kalıntıları; sular yapının tepesindeki kanallardan akmaktaydı. Görsel hakları: Wikimedia, Diana, GFDL ya da CC-BY-SA-3,0
Verginin oluşturulan para birimi cinsinden toplanması, ekonomik üretim, ticaretin büyümesi ve askeri zaferler, Roma'da yeni projeler inşa etmek için gereken tüm kaynağı sağlamıştır. Romalılar yollar, su kemerleri ve kanalizasyonların yanı sıra tapınak ve siyasi yapılar da inşa etmişlerdir. Seferlerde zafer kazanmış olan generaller, harekatlarda ele geçirdikleri ganimetlerle tapınaklar yaptırmış ve bunları belirli tanrılara ithaf etmişlerdir.
Ülke dışındaki askeri yayılım, Roma şehrini doğrudan nasıl etkilemiştir?
Karayolu sistemi, Roma'ya askeri olarak nasıl bir fayda sağlamış, ekonomik faaliyetleri ne şekilde teşvik etmiş olabilir?
Türkiye'de Tarsus yakınlarında Roma döneminden kalma bir yol. Görsel hakları: Wikimedia, Nedim Ardoğa, CC BY-SA 3,0

Sonuç

Roma İmparatorluğu, askeri güç, siyasal esneklik, ekonomik gelişme ve biraz da fazla şansla MÖ 1. yüzyılda dünyanın en güçlü devleti olmuştur. Bu gelişim hem Roma'nın kendisini hem de Akdeniz çevresini etkilemiştir. İmparatorluğun idaresini kolaylaştırmak için yerel yönetim gibi yeni kurumlar oluşturulmuş, özellikle Yunanistan kültürünün ve diğer dış etkilerin revaçta olmasıyla kültür değişmiş, harekatlardan elde edilen ganimetler ve şehre getirilen yeni insanlar da şehri maddi olarak değiştirmiştir.

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.