If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

İndus Vadisi Uygarlıkları

Genel bakış

  • Harappa Uygarlığı olarak da bilinen İndus Vadisi Uygarlığı, milattan önce 3300-1300 yılları arasında, günümüz coğrafyasında kuzeydoğu Afganistan'dan Pakistan'a ve Hindistan'ın kuzeybatısına kadar uzanan bölgede yer almaktaydı.
  • Ağırlık ve ölçü birimlerinin standartlaştırılması, mühür oyma, bakır, bronz, kurşun ve kalay gibi metal işleri bu uygarlığın getirdiği önemli yeniliklerden bazılarıdır.
  • İndus yazılarının çok az bir kısmı anlaşılabilmektedir, bunun sonucu olarak İndus Vadisi Uygarlığı'nın kurumları ve yönetim sistemlerine dair çok az şey bilinmektedir.
  • Uygarlığın iklim değişimi ve göç nedeni ile sona erdiği düşünülmektedir.

Coğrafi Durum ve Zaman Dilimi

1856 yılında, Hindistan'da bulunan İngiliz sömürge yetkilileri, günümüz Pakistan ve İndus Vadisi sınırlarında yer alan Lahor ve Karaçi şehirlerini birbirlerine bağlayan demiryolu inşaatını denetlemekteydi.
Çalışmalar devam ederken, bazı işçiler kuru arazi üstüne yerleştirilmiş bir çok ateş tuğlası keşfettiler. Oldukça eski görünümlü, muntazam biçimde sıralanmış yüz binlerce tuğla görülmekteydi. İşçiler, tarihi eser olduklarını bilmeksizin bu tuğlaları yol temeli inşasında kullandılar. Kısa bir süre sonra tuğlaların arasında sabun taşından yapılma, üstünde karmaşık sanatsal ibareler bulunan eserler buldular.
Demiryolu işçileri farkında olmasalar ve asıl kazılar 1920'li yıllara kadar başlamamış olsa da, aslında Harappa bölgesinden adını alan, Harappa Uygarlığı olarak da bilinen İndus Vadisi Uygarlığı'na ait kalıntıları keşfetmişlerdi. Burası eskiden İngiliz sömürgesi altında olan Hindistan, günümüzde ise Pakistan sınırlarında yer alan Punjab'daki ilk kazı merkeziydi. Başta birçok arkeolog, MÖ yaklaşık 322 ile 185 yılları arasında Hindistan'da hüküm süren antik Maurya İmparatorluğu'nun kalıntılarını bulduklarını sandı.
Harappa şehirlerindeki kazılardan önce araştırmacılar ve bilim insanları, Hint uygarlığının milattan önce 1250 yılı civarında Pers ve Orta Asya'dan gelen Ari (Aryan) göçmenlerin yerleştiği Ganj vadisinde başladığını düşünmekteydiler. Eski Harappa şehirlerinin keşfiyle bu düşünce değişmiş oldu ve zamanda 1500 yıl daha geriye gidilerek İndus Vadisi Uygarlığı çok daha farklı bir çevresel bağlama oturtuldu.
Pakistan kabartma haritası . Görsel: Wikimedia Commons.
Bilim insanları halen bu gizemli uygarlığa dair bilgileri derlemeye çalışsa da, uygarlığın yeniden keşfedilmesinden sonra büyük ölçüde bilgi elde edildiğini söyleyebiliriz. Uygarlığın kökenlerinin, günümüz batı Pakistan sınırlarındaki Belucistan bölgesinde bir dağın yamacında bulunan ve Mehrgarh olarak adlandırılan bir yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Bu bölgedeki yerleşime dair kanıtlar milattan önce 7000 yılına uzanmaktadır.
İndus Vadisi Uygarlığı genellikle üç aşamada incelenir: milattan önce 3300'den 2600'e kadar Erken Harappa Dönemi, milattan önce 2600'dan 1900'e kadar Orta Harappa Dönemi ve milattan önce 1900'den 1300'e kadar Geç Harappa Dönemi.
Orta Harappa Dönemi'nde İndus Vadisi Uygarlığı (M.Ö 2600-1900 ). Görsel: Wikimedia Commons.
İndus Vadisi Uygarlığı'nın en parlak döneminde nüfusunun beş milyondan fazla olabileceği düşünülüyor. İndus şehirleri şehir planlamacılığı, kentsel çevre tasarımı ve alan kullanımı ile ilgili teknik ve siyasi yöntemleri ile dikkat çeker. Uygarlık ayrıca tuğladan yapılan evleri, detaylı şekilde tasarlanmış kanalizasyon sistemleri, su temin sistemleri ve geniş, ikamet amaçlı olmayan binaların kümelendirilmesi yönleriyle de bilinmektedir.
İndus Vadisi Uygarlığı milattan önce 1800 yılı civarında gerilemeye başladı. Arkeolojik kanıtlar, büyük ölçüde günümüz Irak sınırlarında yer alan Mezopotamya ile yapılan ticaretin sona erdiğini gösteriyor. Büyük şehirlerin gelişmiş kanalizasyon sistemleri ve hamamları üzerine başka yapılar inşa edilmiş ya da bunlar kapatılmıştır. Yazılar kaybolmaya başlamış, ticaret ve vergilendirmede kullanılan standart ölçü ve ağırlık birimleri kullanılmamaya başlanmıştır.

Şehir Altyapısı ve Mimarisi

Milattan önce 2600 yılı civarında Erken Harappa Dönemi'ne ait küçük şehirler büyük şehir merkezleri hâline gelmişti. Günümüz Pakistan sınırlarında yer alan Harappa, Ganeriwala, Mohenjo-daro ve günümüz Hindistan sınırlarında yer alan Dholavira, Kalibangan, Rakhigarhi, Rupar ve Lothal bunlardan bazılarıdır. İndus Nehri ve kollarının olduğu bölgede 1052'den fazla şehir ve yerleşim yeri bulunmuştur.
Milattan önce 26. yüzyılda kurulduğu düşünülen Mohenjo-daro, yalnızca İndus Vadisi Uygarlığı'nın en geniş şehri olmakla kalmayıp dünyanın ilk büyük şehir merkezlerinden biridir. İndus Nehri'nin batısında Larkana bölgesinde yer alan Mohenjo-daro, ileri seviye mühendislik ve şehir planlamacılığı ile dönemin en gelişmiş şehirlerinden biriydi.
Aşağı Lothal kasabasında bulunan arkeolojik kalıntılar, ateşte pişirilmiş aynı biçimli tuğlalar görülmektedir. Ateşte pişirilmiş tuğlalar neme dayanıklı olduğundan, banyo ve kanalizasyon yapımında kullanmak için uygundur. Görsel Rashmi.parab, Wikimedia Commons.
Harappa günümüz Pakistan sınırlarında yer alan ve surlarla çevrili bir şehirdi. Şehirdeki kil ve kırmızı kumdan inşa edilen ve düz çatılara sahip olan oyma evlerde yaklaşık 23.500 kişi yaşıyordu. Şehir 150 hektar alana kurulmuştu ve Mohenjo-daro'da kullanılanlarla aynı şekilde surlarla çevrili idari ve dini merkezlere sahipti.
Her iki şehrin de merkezinde hisarlar yer almaktaydı ve sağlam surlarla çevrili, askeri savunma yapıları ile korunan benzer yapılara sahiplerdi. Ayrıca her iki şehir de İndus Nehri boyunda yer almaktaydı. Böylesi bir yapılanma, her iki şehirde de binaların yüksek katlarında bulunanların aşağıdaki nehri ve uzakları görebilmelerine olanak sağlamıştır.
İndus Vadisi Uygarlığı kalıntıları fevkalade bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır; düzenli atık su drenaj ve atık toplama sistemleri, halka açık hamamlar olduğu düşünülen yapılar ve tahılların saklanması için kulllanılan tahıl ambarları bulunmaktaydı. Şehrin sakinlerinin çoğunluğu bağımsız muhitlerde bir araya gelen esnaf ve zanaatkarlardan oluşmaktaydı. Şehir planlamasının kalitesi, hijyen ve dini ritüellere esaslı önem atfeden etkin belediye teşkilatının varlığını düşündürmektedir.
Harappalılar tersane, tahıl ambarları, depolar, tuğla zeminler ve sur duvarları ile gelişmiş mimari örnekler sergilemişlerdir. Bu devasa duvarların Harappalılar'ı sellerden koruduğu ve askeri çatışmaları engellediği düşünülmektedir. Mezopotamya ve Antik Mısır'ın aksine İndus Uygarlığı sakinleri büyük, anıtsal yapılar inşa etmemişlerdi. Saray ya da tapınakların -hatta kral, ordu ve rahiplerin- varlığına dair kesin bir kanıt bulunmamaktadır ve tahıl ambarlarının dönemin en büyük yapıları olması muhtemeldir. Mohenjo-daro şehrinde, büyük bir halka açık hamam ve sosyal alan olduğu düşünülen Büyük Hamam bulunmaktaydı.
Mohenjo-daro'nun çıkarılan kalıntıları, ön planda Büyük Hamam ve arkada Budist Tapınağı Stupa görülmektedir. Görsel Saqib Qayyum, Wikimedia Commons.

İnovasyon ve ticaret

İndus Vadisi Uygarlığı'ndaki insanlar, uzunluk ve ağırlık ölçümü gibi araçlar için kullandıkları aletler ve sistemlerindeki yüksek doğruluk payı başta olmak üzere teknolojide kayda değer ilerlemeler elde etmişlerdi. Eşit ölçülerde ve neme dayanıklı yapılan ateş tuğlaları, hamam ve kanalizasyon inşası için önemli olduğu kadar, Harappalılar'ın standart ölçü ve ağırlık birimlerini ilk geliştiren toplumlardan biri olduklarına dair kanıt teşkil etmektedir. Şehirlerde kullanılan tuğla boyutlarının birbiriyle uyumlu olması, şehrin çeşitli alanları boyunca birlik olduğuna işaret etmeke ve geniş bir medeniyetin varlığını kanıtlamaktadır.
Dholavira'daki su sarnıcı arkeolojik kazısı. Görsel Rama's Arrow, English Language Wikipedia.
Harappa, Mohenjo-daro ve yakın geçmişte kazısı kısmen yapılan Rakhigarhi'de dünyanın bilinen ilk kentsel sıhhi tesisat sistemlerine rastlanmıştır. İndus bölgesi boyunca geliştirilen ve kullanılan antik İndus kanalizasyon ve atık su şebekesi, günümüz Orta Doğu şehirlerinde görülen sistemlerden daha gelişmiş ve hatta günümüz Pakistan ve Hindistan bölgelerinde kullanılan sistemlerden daha verimliydi. Müstakil evler suyu kuyulardan çekmekte; atık su, ana sokaklardaki üstü kapalı atık su borularına yönlendirilmekteydi. Evler yalnızca iç avlular ve daha küçük sokaklara açılmaktaydı, şehrin banliyölerindeki en küçük evlerin bile sisteme bağlı olduğuna inanılmaktaydı, bu durum temizliğe ciddi anlamda önem verildiği kanaatini desteklemektedir.
Harappalılar mühür oymacılığı ile ünlüdür. Mühür oymacılığı, damgalamak için kullanılan küçük, oyulmuş bir nesne olan mührün arka yüzüne desen çizilmesidir. Harappalılar bu ayıt edici işaretleri mülkiyetlerini tanımlamak ve ticaretini yaptıkları ürünlerin üzerine kilden damga basmak için kullandılar. Üzerine fil, kaplan ve manda gibi hayvan figürleri işlenen mühürler, İndus Vadisi Şehirleri'nde en sık keşfedilen tarihi eserlerdendir.
İndus Vadisi Uygarlığı'ndan mühür kalıbı. Görsel Wikimedia Commons.
İndus Vadisi Uygarlığı, bir Bronz Çağı toplumu olarak kabul edilmektedir; Antik İndus Vadisi sakinleri, bakır, bronz, kurşun ve kalayın işlenmesiyle ilgilenen metalurji bilimi alanında yeni teknikler geliştirmişlerdir. Harappalılar ayrıca yarı değerli bir taş olan akikten yapılan ürünleri kullanarak karmaşık el işleri yapmışlardır.
Harappalılar'ın Orta Asya'dan Orta Doğu'ya uzanan deniz ticareti ağında muazzam katılımları olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Uygarlığın ekonomisi büyük ölçüde ticarete bağımlıydı ve bu durum taşımacılık teknolojisinde ciddi ölçüde gelişmesine yol açmıştı. Harappa Uygarlığı'nın, günümüzde Güney Asya'da kullanılan kağnı arabaları şeklindeki ilk tekerlekli aracı kullanan toplum olması muhtemeldir. Uygarlığın bir kıyı şehri olan Lothal'daki rıhtım tesisleri olduğu düşünülen büyük, dibi taranmış bir kanalın varlığına dair arkeolojik buluntular olduğundan, Harappalılar'ın bot ve gemi inşa ettikleri düşünülmektedir. Harappalılar ayrıca kabuk işlemesi ile de uğraşmaktaydı ve el işlerinde kullandıkları kabukların menşei günümüz Umman sınırlarına kadar uzanmaktaydı.
Günümüzde Punjab, Hindistan'da kullanılan kağnı arabası . Görsel Satdeep Gill, Wikimedia Commons.
Ticaret Harappa şehir atölyelerinde kullanılacak ham maddelerin ithalatına odaklıydı, bunlar arasında İran ve Afganistan'dan mineral, Hindistan'ın çeşitli yerlerinden kurşun ve bakır, Çin'den yeşim taşı, Himalaya ve Kaşmir bölgesi'nden gelen nehirlerde yüzen sedir ağacı bulunmaktaydı. Ticareti yapılan diğer ürünler arasında pişmiş toprak kaplar, altın, gümüş, metaller, kolyeler, alet yapımında kullanılan çakmak taşı, denizkabukları, inci, lacivert taşı ve turkuaz gibi renkli kıymetli taşlar vardı.
Tarihçilerin Harappa ve Mezopotamya uygarlıkları arasında faaliyet gösteren deniz ticaret ağı hakkındaki bilgileri, büyük bir kısmı günümüz Irak ve Kuveyt ve kısmen Suriye sınırlarında yer alan Mezopotamya bölgesindeki arkelolojik alanlarda keşfedilen Harappa mühürleri ve mücevherlerinden edinilmiştir. Umman Denizi, Kızıl Deniz ve Basra Körfezi gibi su kitleleri üzerinden gerçekleştirilen uzun mesafe deniz ticaretinin, her biri tek bir merkezi direk tarafından desteklenen hasır dokuma ya da bez ile donanmış, kalastan yapılmış gemilerin gelişmesi ile mümkün olduğu düşünülmektedir.
Tarihçiler ayrıca çeşitli uygarlıklarda görülen tarihi eserlerin benzerliklerinden yola çıkarak değiş-tokuş (takas) ilişkilerine dair çıkarımlar yapmışlardır. Milattan Önce 4300 ile 3200 yılları arasında —Bakır Çağı olarak da bilinen Kalkolitik Çağ döneminde— İndus Vadisi Uygarlığı'nda bulunan seramikler, Türkmenistan'ın güneyi ve İran'ın kuzeyindekilerle benzerlik göstermektedir. Milattan Önce 3200 ile 2600 yıllarına denk gelen Erken Harappa döneminde, çanak çömlek, mühür, biblo ve aksesuarlardaki kültürel benzerlikler Orta Asya ve İran Platosu arasındaki kervan ticaretini belgelemektedir.

Din, dil ve kültür

Harappalılar'ın dilleri ve dinleri hakkında çok az şey bilinmektedir. Harappa'da çıkarılan —karbon ölçümüne göre Milattan Önce 3300-3200 yıllarına ait—kil ve taş tabletlerde sağdan sola doğru yazılı üç çatallı şekiller ve bitkiye benzer işaretler görülmektedir. Bunların şifreli bir dil olup olmadığı ve Hint-Avrupa ve güney Hindistan dil ailesiyle bağlantısı olup olmadığına dair ciddi tartışmalar mevcuttur. İndus yazısı karşılaştırılacak herhangi bir sembol olmadığından halen çözülememiştir ve Mezopotamya ve antik Mısır yazılarından bağımsız olarak geliştiğine inanılmaktadır. Araştırmacılar yazının anlamını çözebilmek için bilgisayar biliminin gelişmiş teknolojisini kullanmaktadır.
Dholavira hisarının kuzey girişinde bulunan "On İndus El Yazısı" Görsel Siyajkak ve Gregors, Wikimedia Commons.
Harappalılar'ın dini inançları da tartışmalıdır. Harappalılar'ın üremeyi temsil eden bir ana tanrıçaya taptıklarına inanılmaktadır. Mısır ve Mezopotamya Uygarlıkları'nın aksine, İndus Vadisi Uygarlığı'nda dini ritüeller olduğuna ya da belli bir tanrıya inanıldığına dair açık bir delil oluşturacak tapınak ya da saraylar bulunmamaktadır.
İndus Vadisi mühürleri koleksiyonu Görsel World Imaging, Wikimedia Commons.
İndus Vadisi Uygarlığı mühürlerinin birçoğunda hayvan figürleri bulunmaktadır, bunların bazılarında hayvanların geçit töreninde taşındığı görülürken, bazılarında tek boynuzlu at gibi mitolojik yaratıklar görülmektedir, Bu sebeple bilim insanları İndus'taki dinlerde hayvanların oynadığı rolü incelemeye başlamıştır. Bu hayvan motifleri hakkında yapılan yorumlar arasında motiflerin kabile üyeliği, elit sınıftan olma veya aile yapısı hakkında bir işaret olma ihtimali vardır. Mohenjo-daro'da bulunan bir mühür yarı insan, yarı sığır gövdeli bir canavarın kaplana saldırmasını göstermektedir. Bu figür, Sümer yeryüzü ve doğurganlık tanrıçası Aruru tarafından yaratılan bir canavarın, kadim Mezopotamya destanının kahramanı Gılgamış ile savaşını anlatan Sümer efsanesine atıfta bulunuyor olabilir. Bu da, Harappa kültüründe uluslararası ticaret yapıldığı düşüncesini ayrıca destekleyen bir önermedir.
İndus Vadisi kazı alanlarında İndus kültürü ve sanatına ilişkin heykeller, mühürler, çanak çömlek, altın takılar ve toprak, bronz ve sabun taşından yapılan, anatomik detaylar içeren biblolar gibi bir dizi belirgin örnekler ortaya çıkarılmıştır.
İndus Rahibi/Kral Heykeli. Heykel 17,5cm boyundadır ve sabun taşından oyulmuştur. 1927 senesinde Mohenjo-daro'da bulunmuştur. Görsel Wikimedia Commons.
Bulunan altın, toprak ve taştan biblolardan biri sakalı ve desenli cübbesi olan bir rahip-kral biblosuydu. Bronzdan yapılan, Dans Eden Kız olarak bilinen diğer biblo yalnızca 11 cm boyundadır ve İndus uygarlığında yaşayanların beğenerek izlediği bir dans koreografisi sergileyen bir kızın heykelidir. Topraktan yapılanlar arasında inek, ayı, maymun ve köpek figürleri yer almaktadır. İndus Vadisi sakinlerinin bibloların yanı sıra kolye, bilezik ve diğer aksesuarlar yaptıkları düşünülmektedir.
Hindistan, Mumbai'de Chhatrapati Shivaji Maharaj Vastu Sangrahalaya'da bulunan Mohenjo-daro'lu "Dans Eden Kız" reprodüksiyonu. Görsel Joe Ravi, Wikimedia Commons.

Kurumlar ve hiyerarşi

Harappa toplumu nasıl düzenlenmişti ve hangi kurumlar yönetim merkezleri olarak işlemekteydi? Arkeolojik kayıtlar Harappa toplumunda güç sahibi kişiler ya da yönetim merkezlerine dair kesin bir yanıt içermemekte ve bu konuda başvurulacak çok az sayıda yazılı kayıt bulunmaktadır. Ancak Harappa’da bulunan sanat eserleri birbirine çok benzemektedir. Çanak çömlek, mühürler, ağırlıklar ve tuğlaların standart boyut ve ağırlıkta olması, belli bir yönetimin varlığını düşündürmektedir. Ancak bunun tam olarak ne tür bir yönetim olduğu net değildir.
Harappa yönetim sistemiyle ilgili olarak çeşitli teoriler geliştirilmiştir. Bunlardan biri uygarlıktaki tüm toplulukları kapsayan tek bir devletin varlığıydı. Bu teori, bulunan tarihi eserlerin benzerliği, planlı yerleşimin varlığı, tuğla boyutlarının standart boyutta olması ve yerleşimlerin hammadde kaynaklarına yakın yerlerde bulunması yönlerinden desteklenmektedir. Diğer bir teoriye göre tek bir yönetici yoktu; bunun yerine Harappa, Mohenjo-daro ve diğer topluluklar dahil her bir şehir yerleşimini temsil eden yöneticiler vardı. Görünüşe göre tüm gücü elinde tutan merkezi bir devlet yerine, merkezi olmayan bir yapıya sahip çeşitli sınıflar ve güç odakları bulunmaktaydı.
Yazılı kayıtlar, tarihçilere antik Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerine dair ciddi ölçüde öngörü sunmuştur ancak İndus Vadisi'nde çok az yazılı materyal bulunmuştur. Mühürler üzerindeki ibarelerde yazılı bilgiler bulunsa da bilim insanları şimdiye kadar İndus yazılarını deşifre edememişlerdir. Sonuç olarak İndus Vadisi Uygarlığı'nın devlet ve dini kurumlarının yapısını anlamanın önünde ciddi engeller mevcuttur. Yasalar, prosedürler ve yönetim sistemleri elimizde nispeten az bilgi var.
Tarihçiler mevcut eserler ve fiziki yapılardan yola çıkarak Harappa uygarlığının yapısı hakkında bilgiye dayalı tahminler yapmaktadır. Bazı uzmanlar İndus Vadisi Uygarlığı’nın bildiğimiz anlamda yöneticileri olmadığına ve herkesin eşit statüde olduğuna dair teoriler öne sürmektedir. Bu çıkarıma kanıt olarak şunlar gösterilebilir: Ceset kalıntıları ve mezarlarda yapılan çalışmalardan oluşan ölüm analizleri neticesinde Harappa sakinlerinin birçoğunun sağlık açısından eşit olduğu ve elit sınıfa ait çok fazla cenazenin olmadığı ortaya çıkmıştır.
Ancak buna bakarak Harappa toplumunda hiçbir sosyal hiyerarşi olmadığı sonucuna kesin olarak varamayız, çünkü bu durum ölüm sonrası hayata dair farklı inançlar olması gibi çeşitli diğer etkenlerden kaynaklanıyor olabilir. Bazı bilim insanları evlerin büyüklüklerinin ve bazı yapıların uzunluklarının farklı olmasının, farklı toplumsal sınıfların şehirlerde farklı seviyelerde yaşadıklarını belirttiğini söylemektedir. Bazı bilim insanları ise boyanmış çanak çömlek, takı, boncuklu aksesuar ve hatta şehir içindeki konumları bile zenginlik belirtisi olarak tanımlamaktadır. Zanaatta ciddi ölçüdeki uzmanlık da belli seviyede sosyoekonomik tabakaların varlığını düşündürmektedir.
Genel kanı olarak Harappa Uygarlığı’nın barışçıl bir toplum olduğu ve herhangi bir savaşa dahil olmadığı düşünülmektedir, ancak bu konuda da kesin bir delil mevcut değildir. Bazı arkeologlar bunun yaygın bir söylentiden ibaret olduğunu düşünmektedir. Bazı bilim insanlarına göre Harappalılar’ın barışçıl olmasının temel sebebi, ana şehirlerin coğrafi konumu nedeniyle doğal düşmanları bulunmamasıydı. Bölgede silahlar bulunmuşsa da bunların diğer gruplarla olan çatışmalarda mı yoksa vahşi hayvanlara karşı koruma olarak mı kullanıldığı halen tartışılmaktadır.

Çöküş

İndus Vadisi Uygarlığı Milattan Önce 1800 yılları civarında düşüşe geçmiştir. Bilim insanları uygarlığın sona ermesine hangi faktörlerin sebep olduğu hakkında çeşitli görüşler öne sürmektedir. Bir teoriye göre Ari adı verilen Hint-Avrupalı göçebe bir kabile İndus Vadisi Uygarlığı’nı fethetmiştir, ancak son dönemde elde edilen kanıtlar bu teoriyle çelişmektedir. Birçok bilim insanına göre İndus Vadisi Uygarlığı’nın çökme nedeni iklim değişikliğiydi. Bazı uzmanlar Milattan Önce 1900 yılları civarında başlayan Saraswati Nehri'nin kurumasının iklim değişikliğinin ana sebebi olduğunu söylerken, bazıları bölgeyi büyük bir selin etkilediğine kanaat getirmektedir.
Sonraki dönem kültürlerinde İndus Uygarlığı'na dair çeşitli unsurlara rastlanmış olması uygarlığın bir işgal sebebiyle aniden ortadan kaybolmadığını düşündürmektedir. Birçok bilim insanı nehir seviyesindeki değişikliklerin, geniş uygarlığın Geç Dönem Harappa kültürleri olarak adlandırılan küçük toplumlara bölünmesine neden olduğunu iddia etmektedir.
Harappa ikliminde meydana gelen bir diğer felaketin doğuya doğru hareket eden muson yağmurları ya da yoğun yağış getiren rüzgarlar olabileceği düşünülmektedir. Muson yağmurları bitkiler ve tarımı hem destekleyip hem de yok edebilecekleri için iklim üzerindeki etkileri olumlu da olumsuz da olabilmektedir.
Milattan Önce 1800 senesi civarında İndus Vadisi iklimi serinledi ve kuraklaştı, ayrıca bir tektonik olay İndus Vadisi'nin hayat kaynağı olan nehir sistemlerinin yönünü değiştirmiş ya da sistemleri aksaklığa uğratmış olabilir. Harappalılar izole tarlalar bulup köyler kurabilecekleri Ganj havzasının doğusuna doğru göç etmiş olabilirler. Bu küçük topluluklar büyük şehirleri destekleyecek ölçüde aynı tarım ürünlerini üretememiş olabilirler. Üretimin azalması sonucu Mısır ve Mezopotamya ile olan ticaret azalmış olabilir. Milattan Önce 1700 yıllarına gelindiğinde, İndus Vadisi şehirlerinin büyük bir kısmı terk edilmişti.

Siz ne düşünüyorsunuz?

  • Harappalılar'ın standart ağırlık ve ölçüler geliştirmesi neden önemliydi?
  • Harappalılar'ın barışçıl bir toplum olduğunu ve toplumsal eşitlik içinde yaşadıklarını destekleyen yeterli kanıt olduğunu düşünüyor musunuz?
  • İndus Vadisi Uygarlığı, bölgedeki nehir ağlarıyla nasıl etkileşimde bulunmuştur? Bu kadar yoğun nehir bulunan bir bölgede konumlanmak, uygarlığa zararlı etkiler yapmış mıdır?
  • Bu uygarlığın çöküşü için en makul açıklama size göre nedir?

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.