Güncel saat:0:00Toplam süre:2:42

Video açıklaması

1938 ve 1941 seneleri arasında bir zamanda Walker Addams fotoğraf makinesiyle New York Metrosuna girdi. Fotoğraf makinesini paltosunun içine sakladı ve yolcuların karşısına oturdu ve başladı fotoğraf çekmeye. İnsanları oldukları gibi çekti. Kimse onun fotoğraf çektiğinin farkında değildi. Çoğumuz fotoğrafımız çekilirken rahat değilizdir. Buradaki kişiler poz vermiyorlar, kendi düşüncelerinde kaybolmuşlar. Hayatlarını yaşıyorlar. Evans metro deneyiminin modern şehir yaşamı denen şiirin bir parçası olduğuna inanırdı. Diğer insanlara ne kadar yakın olduğumuzu gösteriyorlar. Ve iki insan beraber olmasa bile fotoğrafları çekildikten sonra sonsuza kadar bir birlerine bir anlamda bağlanmış oluyorlar. Bitirdiğinde seriyi doksan fotoğrafa indirdi. 1960’da “Many are Called” yani “Çoğu Çağrıldı” adlı bir kitapla yayınladı. Bu isim İncil’den alıntı. Tam cümle ise: “Çoğu çağrıldı ama, hepsi seçilmedi / ya da daha azı seçildi” Fotoğrafın derin dili seçicilikle alakalıdır. Fotoğrafçı bu yolcuları bu vatandaşları tarladan ekin toplar gibi topladı: uyuyanlar, şapka takanlar, birbirlerine bakanlar, ona bakanlar. Evans bu fotoğraflar için “Gözlerinizi dikip bakın” yazmış. “Bu gözlerinizi ve daha fazlasını eğitmeniz için bir yol. Gözlerinizi dikip bakın, merakla bakın, dinleyin, kulak kabartın. Bir şeyler bilerek ölün. Çok uzun süre burada kalmayacaksınız.” Benim bildiğim ilk kavramsal proje bu. Evans bana bakmanın yaratıcılık gerektiren bir eylem olduğunu öğretti. Bu resimler benim bilincimde gerçekten iz bıraktı. Onlara nostalji olarak bakmıyorum. Onlara bakıp “ Ah keşke insanların böyle giyindiği ya da böyle saçlarını şekillendirdiği dönemde olsaydım.” Demiyorum. Öyle hissetmiyorum. Benim kendi zamanıma olan bakış açımı genişletiyor. Bence resimlerin sokakta olması fikri şehirlerde yaşayanlarımız için gerçekten büyük bir hediye.