If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:4:11

Video açıklaması

Merhaba ! Bu videoda Paul Klee’ in “cıvıldayan makine”sinden bahsedeceğiz Ya da orjinal adı ile “zwitschermaschine.” Bu makine Klee’in en sevdiğim eserlerinden biri. Ve sanırım birçok kişinin de öyle. Hatta belki de aklıma gelen sanat eserlerinden en hoş ve en eğlencelisi bu diyebilirim. Bu küçük figürler bana yarı kuş benzeri bir yaratığı, yarı kuklayı ve yarı oyuncağı çağrıştırıyor. Ya elbette üç ayrı yarımız olamaz ama demek istediğimi anladınız, değil mi ? Bu değişik yüzlere daha yakından bakarsanız herbirinin kendine has bir özelliği olduğunu görebilirsiniz. Her birinde biraz, muzip bir ifade var. Evet, evet. En doğru kelime bu. Muzip... Muzip ve her an bir şey yapacakmış gibi duruyorlar. Karakterlere bakıyorum ve soruyorum: “cıvıldayan makine nedir?” Klee bizim için bu muhteşem nesneyi ortaya koymuş. Sulu boya zemin üzerine basit kalem ve mürekkeple çizilmiş, çok incelikli ve hoş, ama tamamlanmamış gibi duruyor. Neredeyse hala yarım. Bu harikulade davet, seyircinin bir şekilde uzanıp kolu çevirmesi ve makineyi hayata geçirmesi için. Klee İsviçreli olduğu ve içinde kuşlar olduğu için bunun bir guguklu saat olduğunu düşünüyorum. Guguklu saatin iç aksamını parçalara ayırıp ters yüz etmiş gibi. Kuşlar özgür bırakılmış. Özgür bırakılmış çünkü bu zamanın devinimi ya da zamanın yapısı ile ilgili değil. Bu insan gücüyle çalışan bir makine. Bunu hayata geçirmek için, içine ulaşmamız gerek. Ve eğer bu makine canlanabilseydi, İsveç saatlerinin hassasiyetiyle tamamen ters düşen bir kaos yaratırdı. Bu o tarz bir makine değil. Bu bir soytarılık makinesi. Mesela kuşların gagalarından çıkan şekilllere bakın. Hepsi farklı şekiller ve neredeyse görsel işaretlere dönüşüyorlar. Çıkardıklarını düşündüğümüz seslerin notaları oluyorlar. Bence bu sesler bir tür şangırtı, bir tür kakafoni oluştururdu. Ama her biri birbirinden farklı tonda. Örneğin, sağdan ikinci figür, şu spiralli olan. Bence “boing boing boing” gibi bir ses çıkarırdı. Yukarı-aşağı, yukarı-aşağı. Yay gibi bir ses, diğeri de “vak vak vak”. Bunların hepsinin aynı anda olduğunu hayal edebiliyorum. Ayrıca o kaosu, kolu çekersek makinenin neye benzeyeceğini de görsel olarak da hayal edebilirsiniz. Çünkü her kuş boşlukta yay oluşturan bir çeşit telin üzerine tünemiş. Yukarı-aşağı oluşan dengeyi, döngüyü ve belki de papyonu andıran çift üçgenin etrafında dönüşünü gözünüzde canlandırabilirsiniz. Kolu çevirip kuruyorsunuz ve bütün sistem aksın etrafında dönüyor. Bu inanılmaz, çok zekice. Dondurulmuş bir çizimde ses, hareket ve enerji çağrıştırmayı başarmış. Bir şekilde, izleyicinin genelde yaptığı gibi, bizi tüm resme güç vermemiz için davet etmiş. Bizi gerçekten etkileşime, kendisiyle oynamaya davet ediyor. Adeta eğlenceye davet gibi. Bu çok ilginç, çünkü Klee 1 yıldan beri Bauhaus’a dahil edilmiş durumda. Bauhaus dendiği zaman biraz daha ağır, daha ciddi bir şey düşünürüz. Aslında bu eser içinde bir bakıma oldukça ciddi denebilir. Onlar da çok eğlendiler. Ama eğlenceleri bile ciddiydi. “Yeni şeyler yapmamız gerekiyor” gibi. Ve “Yeni partiler vermemiz gerekiyor” gibi. Yada “Ortalığı karıştırmak için yeni yollar bulmamız gerek”. gibi. Ve evet, Klee burada çok yalın ve inanılmaz eğlenceli bir şekilde ortalığı karıştırmış görünüyor, öyle değil mi ? Hoşçakalın !