If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:10:27

Sanat ve Bağlam: Monet'nin "Pourville Kayalıklarında Yürüyüş" ve Maleviç'in "Beyaz Üstüne Beyaz" İsimli Tabloları

Video açıklaması

Yeni yeni gözlemlediğim bir şey var. Bir işe bakmak, onu tecrübe etmek ve o işin harika bir eser olduğunu bilmeden o işi ilk defa görenlerin bile o işi beğenmesi. Monet'nin eserleri aynen böyle. Monet hakkında hiçbir bilgisi olmayanlar bile onun işlerine bakıp "Ne kadar güzel, gerçekten çok özel bir şey yakalamış" diyebiliyor. Bazen de, aynen bunun gibi, çok anlaşılamayan soyut eserler çıkıyor karşımıza. Anlaşılması imkansız değil aslında; ama daha çok "Beyaz üzerinde beyaz bir şekil daha var, zaten adı da beyaz, karenin içine kare konulmuş, estetik de görünüyor, eve assam fena durmaz" gibi düşüncelerle yaklaşıyoruz resme. Bu yüzeysel bir yaklaşım. Resmi anlamak değil. Mesela bu tablodaki tüm fırça darbeleri, eserin Monet'ye ait olduğunu bile bilmeden, size şahane görünebilir. Ve bence kesinlikle haklısınız da. Özellikle 21. yüzyılda, anlatılmak isteneni anlamak çok daha kolay. Aynı zamanda da biraz ironik çünkü Monet'nin ilk empresyonist eserlerine insanlar o gözle bakmadı. Hatta bu eserler, kuralları yıkan türdendi. İnsanlara meydan okuyan, anlamalarını güçleştiren türden. Eleştirmenler, Monet'nin işlerine "eksik" diyerek, onlarla dalga geçti. Hatta "empresyonizm" sözü, yani izlenimcilik, bir gazetedeki eleştirmenin eserle dalga geçerken kullandığı sözlerinden doğar. Eleştirmen : "Bu gerçek bir tablo değil, bu sadece bir izlenim" der. Çünkü o zamanlar, gerçek bir tabloda her fırça darbesi gerçek bir şeyi göstermeliydi. Var olan, gerçek olan çizilmeliydi. Ama Monet'nin asıl yapmak istediği şey, bir şemsiyeyi; bir kadını; bir uçurumun görüntüsünü resmetmek değil, kanvasa dökmeye değer gördüğü ışığın o anki görüntüsüydü. Bilinmeyen bir şeyin görüntüsü. Resimde; rüzgarın yönünü, parlayan renkleri, bu ögelerin bir saniye sonraki ya da önceki değişimlerini görebiliyoruz. Anladığım kadarıyla Monet her ikisini de vermiş. Resmi düşündüğümüzde, Monet, resim adına hem bir büyük geçiş sağlamış, hem de kendinden sonra gelenleri büyük ölçüde etkilemeyi başarmıştır. Monet'nin tüm bunlara, bir öncü olmak için, tüm kuralları değiştirmek için giriştiğine inanmıyorum. O sadece ilgi uyandıracak bir şey yapmak istedi. Duygusal bir an yakalamak, ya da farklı br bakış açısı kazandırmak istedi. Ve hisleri, görsel anlamda doğru çıktı. Bu yüzden, benim gibi resim uzmanı olmayan, tarihsel aşamayı bilmeyen biri bile bu eserle bağlantı kurabildi. Bağlantı kurabildim dedim çünkü biz de Monet'nin içinde yaşadığı kültüre çok benzer bir kültürün içinde yaşıyoruz. Orta sınıf kültürü, serbest zaman, çalıştığımız ve tatile çıktığımız zamanlar. Tatilde ailemizle vakit geçirdiğimiz deniz kıyısı bizim dünyamız onun da dünyası. O yüzden yakınlık kurabileceğimiz bir tablo bu. Ama Malevich gibi birine baktığımızda, bizimkinden çok daha farklı bir dünyaya adım atıyoruz. Devrim dönemindeki Rusya'ya. Böyle bir resme baktığımda, eğer gerçek tarihini bilmiyorsam, resmin 50 ya da 60'larda yapıldığını düşünürdüm Ama tablo, 1918 yılında, Rusya'da, Kasimir Malevich tarafından yapıldı. O dönemde Rusya'da neler olduğunu düşünelim. Bu tablo Bolşevik Devrimini konu alıyor. Monet'nin ve Malevich'in tabloları tarihsel olarak birbirine çok yakın. 36 sene hiçbir şey değil, tek bir jenerasyon sayılır resmi incelediğimde, ki bu 1918'de yapılmış, önceki modern parçalara yüzeysel bir bakış açısıyla baktığımızı düşünüyorum diğerleri soyut, gerçek bir şey gösterme çabaları yok resim bir piknik anını ya da insanların kayalıktaki manzarasını göstermiyor. Buna baktığımda 50'lerdeki ve 60'lardaki parçaların biraz türetilmiş olduğunu görüyorum. Düşünsenize bu resim 1918 senesinde yapılıyor. Bu tablo çok farklı bir anlam taşıyor. Çünkü, Malevich bu tabloyla "Süprematizm" adı verilen soyutlamayı tanıttı. Bu tablolar aslında politik, hatta ruhani bir mesaj içeriyor. Malevich'in neyi hedeflediğini daha net anlatmaya çalışayım; Süprematizm kelimesini o mu buldu? Evet. Bu kelime şu an İngilizce'de mi yoksa Rusça'da mı kullanılıyor? Bu kelime Malevich'in öncülük ettiği bir akımı temsil ediyor. Süprematizm'i.. Malevich devrim taraftarıydı, çünkü Rusya o dönemde, yozlaşmış bir Çarlıktı. Yoldan çıkmış, çaresiz bir halk, fakirlik vardı ve değişim şarttı. Rusya'nın bir ütopya yaratabileceği düşüncesi Malevich'i çok etkilemişti. O da bunu düşünceyi yansıtacak bir akım başlattı. Sadece yansıtacak değil, aynı zamanda bu düşüncenin başlamasına yardımcı olacak bir akım. Bu iki tabloyu, müzede gördüğümüz ana dönecek olursak da, ilk başta Monet'yi gördüğümüzde, tablo'yu anlayabiliyoruz, tablo'yu beğeniyoruz, bağlantı kurabiliyoruz. Ama Malevich'e geldiğimizde onun tablosunun bambaşka bir dünyadan geldiğini, tabloyu anlamak için tarihsel bir birikime ihtiyaç duyacağımızı görüyoruz. çünkü Malevich'in tablosuna sıfır bilgiyle bakarsak ancak önceden söylemiş olduğum gibi, "ne güzel resim" gibi yorumlarla yetiniriz. "Soyut, beyaz güzel bir parça" der geçeriz. Ama ancak hakkında düşünmeye başladıktan bir süre sonra tablonun yeterliliğini tartmaya başlarız. Resim kendini tanıtmalı mıdır? Bence resim, sanat kendi halinde durmalıdır ve önemli olan ona bakanların reaksiyonudur Bu görüş, birikim ihtiyacının tam tersidir. Evet tabi ki resim bilgisi tabloyu incelerken tabloya çok daha büyük bir anlam katıyor ama aslında asıl odak noktası bakılan parça değil. Belki de bizim istediğimiz, sanatçıyı kahramanlaştırmak. Belki de odak noktası, bir kültür birikimi ve o kültüre ses ve görsellik kazandıran sanatçı. Bence bu şahane bir düşünce. Herhangi bir öğrenci düşünelim, 1918 senesine ait bir gazete ya da kitap okuyup o dönem hakkında çok rahat bilgi sahibi olabilir dönemin korkularını, umutlarını anlayabilir. Beni asıl etkileyen böyle bir eserin, sanatçıların derinden ne hissettiğini yansıtabilmesi. - - Resme döersek, resmin adı "Beyaz Üstüne Beyaz" ama aslında içinde daha soğuk tonda bir beyaz kare, dışında ise daha sıcak tonda beyaz bir kare var. Farkındaysanız, kareler hizada durmuyor. İçteki kare yamultulmuş. Kareler, keyfi olarak hizalanmamış Objelerin böyle yerleştirilmesinin bir sebebi var. Resm ilk baktığımızda, son derece düz, son derece 2 boyutlu görünüyor. Aslında değil. Kare'ye ters bir kare daha var. Çok hacimsiz görünüyor ama bu iki karenin beyazının tonu farklı. Koyu olan kare beyazın önünde mi arkasında mı? Kareleri iç içe düşününce karşımıza 3 boyutlu bir ilişki çıkıyor. Malevich, sanatın insanları daha ileriye taşıyabileceğine inandı ve kendi sanatıyla da insanları zorlamak istedi. Sanat, ona göre politik gücü olan bir şeydi. Bu tabloyu 1918 senesinde sıradan birinin yaptığını düşünün. Tablo'nun neyi anlattığını sorduğunuzda gelen yanıt: "Titanyum boyam vardı, farklı tonlarda beyazım vardı, ben de kare içine kare boyayayım dedim" gibi bir şey olabilir. Dolayısıyla pek de ilgi çekici olmaz. Ama bu tablo'nun bir de o dönemde yüksek mertebede olan, bir şeyler anlatmaya çalışan birinin elinden çıktığını düşünün. resmin ilginçleşmesinin nedeninin resmin sofistike olmasıyla alakası yok. O dönemin insanları, yapılanın önemli olduğunu düşünüp sanatçıya bir ses vermiş ve sanatçı da önemli olduğunu düşündüğü şeyi seslendirmiştir. Bu sebeple tablo estetik nedenlerin daha üstünde. - Bence Malevich, bu tabloyu yaparken, tablonun kendi kendini anlatmasını istedi. Tablo, 19. yy Burjuvasından ayrı dursun istedi. Monet'nin yaptığının tam tersini yapmak istedi. Çünkü Monet'nin tablosu imtiyaz ve refah dolu bir kültürü anlatıyor. Malevich, onun yerine, her kültürden insanın, eğitimli yada eğitimsiz her türlü insanın anlayabileceği ve etkilenebileceği bir şey yapmak istedi. Malevich'in bu denemesinde başarısız olduğunu söyleyebiiriz. Ama yine de asıl amaçladığı şey buydu. Picasso hakkında da aynısını düşündüm, aslında Malevich modern bir zamanda yaşadı. Eğer isteği saflığı, sadeliği anlatmaksa neden bu dalı seçti? Niye koca koca heykeller yapmadı? Neden fikirleriyle başka şeyler yapmadı? Aslında o dönemde bunu deneyen birkaç sanatçı vardı. Tatlin gibi konstrüktivistler mesela. O dönem Rusya parasal anlamda bitik durumdaydı ve büyük işler finanse edilemiyordu. Bir iki model inşa ediliyordu ama hem Devrim hem 1. Dünya savaşı hem iç savaş sonrasında Rusya batmış durumdaydı. Eğer şansları olsaydı, eminim Malevich gibi teknolojiyle haşır neşir olan bazı sanatçılar başka biçimde eserler verirlerdi. Malevich değişim düşüncesine, teknolojiye, hıza aşıktı. Ve yaratmak istediği sade, temiz dünyaya uygun bir dil arıyordu.