If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:2:14

Video açıklaması

Müzenin stüdyosundayız. Ve Piet Mondrian’ın 1913 tarihinde yaptığı Kahverengi ve Gri Kompozisyon adlı eserinin yanındayım. Pariste iken yapmış. 1913’te Salon Dezentependon da birbirine bağlantılı işler sergiledi. Burası Paris’te yapılan alternatif sergilerden biriydi. Şair ve eleştirmen Guillaume Apollinaire (giyomo polineer) tarafından işleri fark edildi. Guillaume Apollinaire bunların sergideki en güzel eserler olduğunu söyledi ve bunları kübizmin en soyut hali olarak tanımladı. Mondrian, Picasso ve onun kübik çalışmalarıyla ilgileniyordu. Bu ilginin etkisini o zamanki yazılarında da görebiliyoruz. Ondan etkilendiğini belirtiyor ancak Picasso’nun soyutluğa yeterince yaklaşmadığını da belirtiyor. Mondrian kendi işlerinin Picasso’nun ima ettiklerinin bir devamı olduğunu belirtiyor. Kübizmdeki köşeleri alıyor ve düzenli hale getirerek örüntüler oluşturuyor. Defterindeki taslakta bir ağaç ile başlıyor ve dalları yavaş yavaş sistematikleşiyor. Dikey ve yatay olarak ilerliyor. Burada ise son hali var. Hatta mimarileştiğini bile söyleyebiliriz. Dikey ve yatay çizgiler genel kullanılan dil haline geliyor fakat fırça darbeleri çok çeşitli. Merkez ve çevre ile ilgili ilişkiyi ele alıyor. Bu yeni yetişen nesil soyut sanatçılar için bir problem. Objeler resmin konusu olmadığında resmin arka planını nasıl belirlersiniz? Neyin önde neyin arkada olacağına nasıl karar verirsiniz. İşte burada resim anlayışının sınırlarında bir çalışma görüyoruz. Alışılmış kompozisyonlardan uzaklaştığımızda ne olacağını gösteriyor sanatçı bize. Mondiran bu resmi ve bazılarını Paris’ten Hollanda’ya tek kişilik sergisi için yolladı. Birkaç hafta sonra Hollanda’ya gitti. Ama o sıralarda Birinci Dünya savaşı başladığından Paris’e geri dönemedi.