If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:12

Video açıklaması

Evet yine merhaba. Şimdi de San Francisco MOMA'dayız. Ve Marcel Duchamp'ın orjinalini 1917'de, replikasını 1964 yılında yaptığı "Çeşme" isimli eserine bakıyoruz. Bunun orjinali yok olmuş. Atılmış ya da kimbilir ne olmuş. Bu da 1964 yılında yapılmış küçük bir serisi. 1917'deki orjinal çalışmadan sonra bu eserinin yapımını denetlemiş. Bence "yapım" kelimesini dikkatli kullanmamız gerek. Duchamp'ın burada bizim için yaptığı, Mott's adında bir tedarikçiye gidip bunu satın almak. Yani bunu kendi yapmadı. O, bunu sanatçı simyasını kullanarak bir sanat eserine çevirdi, dönüştürdü. Pisuvarı yan yatırdı imza ve tarih attı. Ve bunu, kurucu üyesi olduğu yeni gruplardan Amerikan Bağımsız Sanatçılar Topluluğu adına bir sanat sergisine gönderdi. Onlara göre o zamanlar Amerika ve New York'ta ki jürili sergi bir problemdi. Çünkü jüri, her zaman alışık olduğu ve kendi alakaları da bulunan geleneksel çalışmaları seçiyordu. Hatırlayın, Duchamp Paris'ten yeni gelmişti. Ve bu yeni grup yeni olasılıkları sanata kazandırmak istiyordu. gönderilen her çalışmayı kabul etmeleri gerekirdi, ama bunu reddettiler. Bence sınırları ciddi anlamda zorluyordu. Bunu bir heykel olarak sergiye yollamıştı ki bana göre bu çok daha dikkat çekici, Çünkü heykel dendiğinde aklımıza çok daha anıtsal, destansı bir şey gelir. Hatta heykelin resimden daha fazla geleneklere bağlı olduğunu bile söyleyebiliriz. Oysa, bu bir pisuvarı alıp, yan yatırmak heykel anlayışından oldukça uzak değil mi. Bazı sanat tarihçileri buna çok absürd yaklaştı, Biçimsel kalitesi ve parlaklığından söz ettiler. Kıvrımları. Porselen yüzeyi. Ama bu bir pisuvar. Dönüştürülmüş olsa da öyle. Ve Duchamp buna "hazır nesne" diyordu. Daha önce "Simya" kelimesini kullandık ve bence bu ilginç bir kelime Çünkü bir açıdan sanatı, sıradan materyallerin gerçekten olağanüstü, bizi heyecanlandıran ve yeni bir açıdan görmemizi sağlayan bir şeye dönüştürülmesi olarak düşünebiliriz. Hiçbir şey yapmadığı halde, pisuvarı yeni bir açıdan görmemizi istiyor, illa estetik bir obje gibi görmemizi değil. Sanatın ne olduğu ve sanatçının ne yaptığı hakkındaki o felsefik soruları sormamızı isiyor. Zanaatkarlığı, estetik zevk ve sanat eserinin derinliğinden ayırıyor. Doğrudan çöpe atıyor. Tartışmak istediği felsefik soru bu sanat illede sanatçının eliyle yapılmak zorunda mıdır? Tabi ki, bunu en absürd şekilde bir pisuvarı öne çıkarıp ona "Çeşme" diyerek yapıyor. İyi de peki sanat nedir? Bir fikir midir? Bir konsept midir? Sanatçı sadece fikri bulup objeyi yapmasa da olur mu yani? Sanat, saf felsefe, salt teoriden ibaret olabilir mi? Ne dersiniz?