If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Jawlensky'nin "Çiçekli Şapkalı Genç Kız" İsimli Tablosu

Alexej von Jawlensky, Çiçekli Şapkalı Genç Kız, 1910, mukavva üzerine yağlıboya Avusturya'nın Viyana şehrinde Albertina Museum'da sergilenmektedir. Orijinal video Beth Harris ve Steven Zucker tarafından hazırlanmıştır.

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.

Video açıklaması

Viyana’da Albertina Müzesi’ndeyiz ve Alexej von Jawlensky’nin ‘Çiçekli Şapkalı Genç Kız’ isimli güzel tablosunun önünde durmaktayız. Resim hem şekillendirilmesi açısından, hem de renk seçimi ile oldukça radikal. Turuncu neredeyse fosforlu gibi. Ekpresyonizm söz konusu olunca, uç noktalarla karşılaşmamız olağan. Jawlwnsky, Rus bir sanatçı. Yüzyılın başında Rusya’nın en önemli sanatçılarından olan İlya Repin’in öğrencisi olma şansını yakalıyor. Daha sonra gerçekçilikten uzaklaşarak ekspresyonizme yakın eserler vermeye başlıyor. Matisse’in de dahil olduğu Fovizm akımından ve yakın arkadaşı Kandinsky’nin çalışmalarından etkileniyor. 1910’da yaptığı bu resimde oldukça radikal ve yenilikçi olduğunu görüyoruz. Sanatçının aynı zamanda 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarındaki diğer akım ve sanatçılardan, örneğin Van Gogh veya Gauguin’den de etkilenmiş olduğunu söylemek mümkün. Bu konu, Rus sanatçılar için özellikle önemli. Gauguin eserlerinde kırsal hayatı, bir anlamda daha saf olan hayatı işliyor. Örneğin Brittany ve Güney Denizinde yaptığı eserleri hatırlayalım. Rus ressamlar, kendi halk kültürlerinden öğeleri kullanıyorlar, örneğin Rus ikonlarına bakıyorlar, baskı resimleri inceliyorlar. Bir anlamda resimlerinde özgünlüğü, dolaysız olmayı, saflığı arıyorlar. Gördüğümüz figür, takmakta olduğu çiçekli şapka ve yüzüne doğru tuttuğu yelpaze ile şehirli bir sofistikasyona sahip. Figürün sofistike görünümüne karşın, resimde aynı zamanda primitivizm akımının yani ilkelciliğin izlerini hissetmek de mümkün. Koyu renkli konturlarda, soyut çalışılmış olmasında, resmin geometrik yapısında primitivizmin etkilerini görüyoruz. Resmin teması olan figür son derece modern, şapkası ve uzun kirpikleriyle modaya uygun. Ancak resmin üslubu, figür ile tezat oluşturacak kadar sert ve agresif. Burada, 20. yüzyıl başlarındaki modernizmin iyi bir örneğini görüyoruz. Resme baktığımda uzun kirpikleri, narin yüzü, küçük dudakları dikkatimi çekiyor. Resme bir kez daha baktığımda ise bu kez kalın siyah kontürleri, sert renkleri görüyorum Zıtlıkların uyumu bu olsa gerek, bakması gerçekten keyifli bir resim bu. Kadının yüzü sarı ve yeşilin tonlarında. Ancak sanatçı renkleri öyle ustaca bir araya getirmiş ki, resmin geneline baktığınızda yüzde kullanılan renkleri farketmiyorsunuz dahi. Baktığımız renkler suni, sıcak güneş ışığı altındaki görünüm değil. Modern dünyanın elektrik ışıkları altındaki renklerini görüyoruz. Bu resim tuval üzerine yapılmamış, Kağıt üstüne de değil. Sanatçı bu resmi mukavva üzerine yapmış, ve mukavvanın kahverengi renginin resmin bazı alanlarında gözükmesini tercih etmiş. Resim bana 19. yüzyılın sonlarında Toulouse Lautrec tarafından yapılmış bazı resimleri ve mekanlardaki suni ışığı hatırlatıyor. Veya Degas’nın sahnedeki balerinlerinin üzerine vuran suni ışığı. Bu resimde de sun’ilik duygusunun hem ışık, hem form, hem renklerle yansıtıldığını görüyoruz. 20. yüzyıl başlarındaki durumun duygusal ve ekspresyonist bir ifadesi.