If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Jackson Pollock’un "Bir: Sayı 31, 1950" (One: Number 31, 1950) Adlı Eseri, 1950 | MoMA Eğitim Bölümü

Bir MoMA eğitmeni, Jackson Pollock'un 1950 tarihli eseri "Bir: Numara 31"i nasıl öğrettiğini anlatıyor. Başka öğretim ve öğrenim kaynakları için MoMA Learning'i inceleyiniz. Orijinal video Modern Sanat Müzesi (MoMA) tarafından hazırlanmıştır.

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.

Video açıklaması

Merhaba, ben Grace Hwang, MoMA’da Okul Programları’nda eğitmen olarak görevliyim. Jackson Pollock’un bu eseri, özellikle boyutları sebebiyle, öğrencilerle turlarda kullanmayı en çok sevdiğim eserlerden biri. Bütün duvarı ve bütün odayı kaplıyor. Sanki, aynı zamanda aklımızın her köşesini de kaplayan bir düşünce gibi… Bu resmi öğretmeyi sevmemin nedeni, bir anlamda yıkıcı bir resim olması. Öğrencilerin yetenek ve sanat anlayışlarını biraz zorluyor. Öğrenciler genelde bu resme ilk baktıklarında, sanatçının bu resmi yaparken depresif ya da kızgın olduğunu düşündüklerini söylüyorlar. Bu öfke fikri ilginç… Kızgın olduğunuzda nasıl hareket edersiniz? Böyle vahşi, hızlı ve güçlü hareketler yaparsınız. Bunu tam tersi bir duyguyla karşılaştıralım. Örneğin, heyecan… Bir şey hakkında çok heyecanlanırsanız, çok hızlı hareket edersiniz. Bu resmi enerji çizgileri topluluğu olarak düşünmek hoşuma gidiyor. Bakmaya başladıkça takip ediyorsunuz ve biraz da elektrik akımları gibi gözüküyorlar. Bazı hareketler çok hızlı, örneğin şu ince çizgiler… Veya şuradaki boya havuzcukları ile durup dinlendiğiniz yavaş yerler var. Bu resme bakarken öğrencilerin akıllarına gelen ilk kelimeyi söylemelerini istiyorum. Onlar da çoğunlukla “çılgın, kaos, rastgele” gibi kelimeler söylüyorlar. Ama konuşma ilerledikçe bu fikirler “kontrol altındaki bir kaos”la ilgili olmaya başlıyor. Rastgeleymiş gibi gözüken ve kontrolden çıkmış gibi gözüken şeyler ile ilgili olan konuşma, evrenle ilgili olmaya başlıyor. Bazen bu konuşma çok felsefi bir hal alıyor ve bence o anlar gerçekten de büyülü oluyor.