Eğer bu mesajı görüyorsanız, web sitemizde dış kaynakları yükleme sorunu yaşıyoruz demektir.

If you're behind a web filter, please make sure that the domains *.kastatic.org and *.kasandbox.org are unblocked.

Ana içerik

"Arhat" (Luohan) Heykeli

MET küratörü Denise Leidy, Çin'in Liao Hanedanlığı dönemine (yaklaşık olarak 1000) ait Arhat (Luohan) Heykeli ile çirkinlik ve tanrısallıktan bahsediyor.

Neredeyse gerçek bir insan boyutunda olan bu heykel ve ona eşlik eden parçası Batı'da 1913 yılından beri bilinen on altı eserlik bir gruba ait. Hebei bölgesindeki Yixian'daki bir mağarada bulundukları düşünülmektedir. Arhatları (Çin'de kullanılan isimleri ile "luohan") temsil ettiklerine inanılmaktadır. Arhatlar, kusursuz olmasa da ileri düzeyde manevi gelişime ulaştıkları inanılan ve Budizm'in koruyucuları olarak kabul edilen kişilerdir. Eserlerin ikisi de, hem boyutları hem de sırlanmalarının (üç tonlu ve sancai olarak bilinen bir tür sır) kalitesi göz önünde bulundurulduğunda seramik heykelciliğin şaheserleri olarak kabul edilirler. Pekin yakınlarındaki bir köy yakınlarında 1983'te keşfedilen eski bir seramik ocağı ve 1985'teki kazı çalışmaları, bu olağanüstü heykellerin tarihlerini ortaya çıkarmamıza yardımcı olacak bilgiler edinmemizi sağladı. Bu doğrultuda, teknik açıdan oldukça zor ve gerçek insan boyutlarındaki bu eserlerin biraz daha geç bir döneme; onuncu yüzyılın sonları ya da on birinci yüzyıla ait oldukları mantıklı bir yaklaşım olacaktır.

Bu eserleri metmuseum.org adresinde görebilirsiniz.

.
Orijinal video Metropolitan Sanat Müzesi tarafından hazırlanmıştır.

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.

Video açıklaması

Bu zavallı, yaşlı keşişe bir bakın, Mükemmel görünmüyor, değil mi? Zayıf, sıska ve yaşlı. Meditasyon yapmak için oturmuş ve yorgun gözüküyor. Yüzü oldukça dikkat çekici ve adeta iç gözlem yapıyormuş gibi duruyor. Ama güzel olmaktan çok uzak. Bence bu heykeli farklı kılan, bütün dünyada geçerli olan “dini bir figürü nasıl betimlersin?” sorusuna verdiği farklı bir cevabının olması. Geleneksel olarak kabul gören cevap, manevi gelişmişliğin fiziksel güzellik ile yansıtılacağıdır. Bir insan olması sebebi ile kendinizi ona yakın hissedersiniz. Tanıyor olabileceğiniz, konuşabileceğiniz biriymiş gibi görünebilir. Göğsüne bir baksanıza… Kemikleri çıkmış. Ellerine baktığınızda da damarları görebiliyorsunuz. Sanki yanı başımızda duran, canlı bir insan gibi… Bunun bir Budist keşişi olduğuna dair birkaç ipucumuz var. İlk olarak, çoğumuzun meditasyon ile bağdaştırdığı bir pozisyonda oturduğunu görüyoruz. Saçı kısmen kazıtılmış ki bu da keşişlerde ve rahibelerde görülen bir durum. Kulak memeleri epeyce uzun. Bu da manevi olarak yüksek mertebeye ulaşmış kişiler için kullanılan geleneksel bir Hint sembolüdür. Bir elinde sarılı bir parşömen tomarı tutuyor. Bunda muhtemelen dini bir metin yazılı. Her tarafı deliklerle çevrili, kare şeklinde bu taş parçasında oturmaktadır. Sanırım bu bir dağın tepesinde veya tek başına, izole bir ortamda olduğunu ifade ediyor. Milattan sonra 1000 yılında yapıldığı düşünülünce aslında muazzam bir kil heykel bu. Neredeyse gerçek insan boyutlarında. Bence gerçekten yaşamış bir insanı temsil ediyor ve işte bu yüzden ona baktığınızda ani bir tepki doğuyor. Suçlu ve düşünceli hissediyorsunuz, çünkü aslında kutsallık kavramını zihnimizde idealleştirdik. Bu heykelin sizi çekmesinin sebebi göz alıcı veya güzel olması değil. Dikkatinizi çekmesinin asıl sebebi güçlü olması, ruhsal gelişim ile ilgili bir şeyler ifade etmesidir. Yine de sebebi hakkında belki biraz daha düşünmelisiniz.