Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:1:23

Video açıklaması

Rönesans ressamları ikna edici alan illüzyonları yaratmaya çok meraklıydı. Ve bunu yapmak için başvurdukları yöntemlerden biri "atmostferik perspektif" veya "hava perspektifi" adı verilen bir teknikti. Perspektif denince akla daha çok doğrusal perspektif geliyor. Ama doğrusal perspektif için çoğu zaman resimde mimari bir yapının olması gereklidir. Bir manzara resminde ise bunun için atmosferik perspektife başvurulur. Atmosferik perspektifin iki bileşeni bulunur. İlki, uzaktaki biçimlerin ön plandakilere kıyasla daha belirsiz oluşu. Örneğin uzaktaki dağlara baktığımızda yakındaki bir cisimde gördüğümüz kadar ayrıntı göremeyiz. Aynı şekilde, yine bu uzaktaki dağlara baktığımızda dağlarla gözümüz arasında daha fazla atmosfer, yani hava olduğundan dağların rengindeki belirginlik kaybolur. Bu sebeple dağlar daha açık renk ve daha mavi görünür. Rönesans ressamları, çevrelerindeki dünyayı gözlemliyor ve sanatlarını dünyayı görsel olarak deneyimleyiş biçimlerine dayandırmaya başlıyorlardı. Ve bu gerçekten de ilginç bir ayrım. Uzaktaki dağları yakından baktıklarında görecekleri haliyle resmetmek yerine bu görsel olguyu tuvale aktarıyorlardı. Ve işte böylece atmosferik perspektif ortaya çıktı.