Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:2:41

Video açıklaması

Rönesans sanatçıları, dünyayı gördüğümüz haliyle yani doğal haliyle yansıtmayı tercih etmişlerdir. “Dünyanın doğal hali” derken doğayı, yani ağaçları ve çimenleri kast etmiyorum. “Doğal dünya”, gözlemleyebildiğimiz her şeyi içinde barındıran dünyadır. Sanatçılar bu kadar büyük bir dünyayı bir resme sığdırabilmek için, dünyayı gözlemlediğimiz yöntemlerden biri olan ve zaman zaman “küçük gösterme” de denen “Kısaltım”ı ya da diğer adıyla “Rakursi”yi kullanırlar. “Kısaltım”, yatay pozisyondaki uzun bir objenin önden bakıldığında, sıkıştırılmış gibi ve daha kısaymış gibi görünmesidir. Bunu şöyle de düşünebilirsiniz: Bazen bir resme baktığınızda, resimdeki objelerden veya karakterlerden birinin, sanki bir illüzyon varmış gibi resmin içine doğru girdiğini ya da bize doğru geldiğini düşünürüz. Baktığımız şeyin kısaltılmış görünmesinin sebebi, onu direkt önden görüyor olmamızdır. Karşınızda, kısaltım’a dair birçok örnek görebileceğimiz, Raphael’in “Atina Okulu” isimli eseri var. Bu örneklerin en barizi, resmin merkezindeki Aristo’nun elidir. Kolu bize doğru uzanıyor gibi göründüğü için beynimiz hemen bir alan yanılgısı yaratıyor. Başka bir deyişle, eğer Aristo’nun kolu bize doğru uzanıyorsa, kolunun geri hareket edebileceği bir alan da olmalıdır, öyle değil mi? Bu arada, bahsi geçen bu “alan yanılsamasının”, Rönesans sanatçıları için çok önemli olduğunu hatırlatmak isterim. Raphael’in resmettiği yanılsama o kadar gerçekçi ki, resmin içine girebilme ve oradaki figürlerin yanlarında yürüyebilme şansımız varmış da, Aristo’nun kolunun nasıl uzandığını da görebiliyormuşuz hissine kapılıyoruz. Bu hisse rağmen, buradaki kol aslında kısaltılmış bir görüntüye sahip. Evet, bu gerçekten de başarılı bir yanılsama ama yakından inceleyecek olursak, aslında biraz komik olduğunu da söyleyebiliriz. Bunun, eli dirseğinde bitiveren, kısacık kollu bir adam olmayacağını bildiğimiz için, beynimiz gördüklerimizi yorumlayıp, bize, Aristo’nun kolunun resmin derinliğinde uzandığını söylüyor. Peki sanatçılar bu başarılı illüzyonu nasıl yaratıyor olabilirler? Resme yakından bakacak olursanız, Aristo’nun parmak uçlarının parlak olduğunu, üzerilerine ışık düştüğünü, parmaklarının arka kısmının ise gölgede olduğunu görebilirsiniz. Avucunun alt kısmındaki sınırlı ışığı, ön kolun altındaki gölge takip ediyor. Bu resimdeki diğer kısaltım örneklerinden biri, basamaklarda uzanıyor gibi görünen Diyojen’de görünüyor. Bacağının üst kısmı, tüm derinliğiyle değil, olduğundan kısa bir şekilde resmedilmiş. Bir başka örnek ise ön planda oturur bir şekilde yazı yazan Heraklitos… Onun bacağının üst kısmı da, daha kısa bir şekilde resmedilmiş. Aynı, kolunu dayadığı taş parçası gibi… Kısaltım, Rönesans sanatçılarının doğal dünyaya ait bu ikna edici illüzyonu yaratmak için kullandıkları yöntemlerden biriydi. Evet, belki bir resme bakıp geçerken fark etmemiş olabilirsiniz ama işte şimdi bu kavramı öğrendiniz! Derinlik katmak için küçük gösterme anlamına gelen “Kısaltım” ya da diğer adıyla “Rakursi”, resim sanatı için çok önemlidir.