If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:25

Video açıklaması

Alte Nationalgalerie'deyiz ve Edouard Manet tarafından yapılmış benim en sevdiğim resimlerden birine bakıyoruz. "Kış bahçesinde." Kış bahçesi, bir sera gibidir. Bir eve bağlıdır ve bitkilerin kışın hayatta kalabileceği bir ortam sağlar. Resmin büyük çoğunluğunu kaplayan kadın da bir kış bahçesi çiçeği gibidir. Elbisesiyle ve şapkasıyla dikkat çeker. Bu kadın aslında bir butik sahibidir dolayısıyla moda giyinmek onun için önemlidir. Bu resim aynı zamanda tembelliğin burjuva için adeta bir vitrin haline geldiğinin harika bir hatırlatıcısıdır. Süzülmek ve süzmek oldukça önemli aktivitelerdi, özellikle de Manet gibi biri için. Kadının her şeyi boş vermiş bir edası var. Dalgın görünüyor. Onun bu uzaklığı ve adamın yakınlaşmaya olan özlemi, neredeyse gerçek anlamda resmin merkezinde, ellerinde betimlenmiş. Kadının eli gelişigüzel bir şekilde bankın sırtına atılmış ama adam bir puro tutuyor ve bu kadına iki santim yakınlığında. Kadın adamı düşünmüyor gibi görünüyor. Adamın ilgisi ve arzusu kadının üzerinde ancak kadın tamamen başka bir yerde gibi. Adam, Jules Guillermet'nin kocası. Manet'ye özgü özelliklerden bu açık fırça işi, boyanın serbestçe kullanımı ve elinin tuval üzerinde hızlıca hareketleri dikkat çekiyor. Bankın tepesinde ellerin neredeyse kavuşuyor olduğu hariç ikisi arasında bir bariyer gibi kullanılmış olması detayı çok hoş. Manet sık sık resimlerinde anlık hisler yani gözlerimizin o an yakaladığı şeylerin hissiyatını aktarır ve bu resimde de sanki yanlarından geçerken bir anlığına bu sahne ile karşılaşmışız gibi bir hisse kapılıyoruz. Bu resim şeklen oldukça ilginç. Kadın sağına doğru bakıyor, ancak o tarafta belirli bir şeye baktığını hissetmiyoruz. Bize yansıtılmamış bir alana doğru gözünün daldığını görüyoruz. Adamsa kadına doğru bakıyor, ancak gözlerini tam olarak göremiyoruz. Manet'nin genel tarzında olduğu gibi, burada da bir yassılama görüyoruz ve figürler de ön plana çok yakın. Bankın sırtındaki dikey çubuklar yüzeyin iki boyutluluğunu ve çiftin ritmini vurguluyor. Arka plandaki yeşilliğin farklılaşmadaki eksikliği, alanı daha da dar göstermeye yarıyor. Bu durgunluk ve anlatımdaki sorunlar resmi izleyen on dokuzuncu yüzyıl insanlarını muhtemelen üzerdi çünkü dönemin akademik resimlerinin birçoğu tamamen anlaşılabilir olurdu, ama bu resim öyle değil. Figürlerin arasında neler olduğunu tam anlamıyla söyleyemiyoruz. Çerçevenin dışında ne var bilmiyoruz. Yani bu yalnızca resmetme tarzında değil, figürlerin ilişkisinde de bir muğlaklık olduğunu gösteriyor. Akademinin güçlü anlatımına karşıt olarak bu okunaksızlık modern hayatın muğlaklığı üzerine çok hoş bir ifade. Manet de bunun farkına varan ve sanatının merkezi haline getiren ilk sanatçılardan biridir.