If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:44

Video açıklaması

Karşımızda Londra Ulusal Galerisi’nde sergilenen Manet’nin Cafe-Concert Köşesi tablosu var. Şu önlükteki, bardaktaki, Manet’nin masaya yasladığı dirseğindeki, müzisyenin enstrümanındaki fırça darbelerine bakın. Manet gerçekten de ilgimizi bu detaylara çekebiliyor. Garsonun yakasındaki şu beyaz kıvrımlara bakın. Bu sadece resimdeki karmaşa ve enerji değil, aynı zamanda vahşi bir düzen. Genelde, tek bir kişinin kanvasın üçte ikisini kapladığını düşünürüz. Şu anda piposundan mavi duman çıkan adama, ve hemen arkasında iki bardak bira taşıyan, şişman garson kadına bakıyoruz. Genelde resim düzensel olarak böyle yerleştirilirdi. Ama bu tabloda öyle olmamış. Burada kadın biraz eğilmiş, pipo içen adamsa dansçıyı seyrediyor, dirseği oldukça rahat konumda. Kadın oldukça hantal duruyor, bu da onun hareket halinde olduğunu gösteriyor. Arka tarafa baktığımızda, kafamız biraz karışıyor. Garson kadın iki işi aynı anda yapıyor. Bu da bana günümüz dünyasında birçok işi aynı anda yaptığımızı hatırlattı. Tablodaki bu, birçok işi aynı anda yapma durumu, tabloyu modernize ediyor. Aynı zamanda, anın yakalanıp resmedilmesi de inanılmaz derecede modern. Ayrıca sakinden sakin olmayana bakılan bir resim bu. Bu da resmin uzun planlamalar sonucu oluştuğunu gösteriyor. Az önce söz ettiğimiz devamsızlığı açıklamak gerekirse, kadın bir tarafa, pipo içen adam diğer tarafa bakıyor, vücutları birbirlerine zıt konumda, arka plan ön plana bağlı gibi. Özellikle pipo içen adamın sol bileği civarındaki, beyaz fırça darbesini görebiliyoruz ve bu aslında kadının kıyafetinin bir parçası. Bunun sebebi de kadının daha fazla bira almak için uzanmış olması. Kadının bütün vücudunu göremiyoruz, yani kadının tüm vücudu ortada değil. Bence ressam bunu yaparken oldukça eğlenmiş. Cisimlerin formlarını parça parça sergilemiş. Mesela adamın içtiği piponun U şeklindeki ucuna bakın. Adam dört parmağıyla pipoyu tutuyor, ve aralık olan kısımdan da, barda oturan başka bir adamın kulağı görünüyor. Görünüşe göre ressam bu absürtlükten oldukça memnun. Pipodan çıkan gri duman önde oturan adamın şapkasına doğru gidiyor. Ressam bunu da kasti olarak yapıyor. Bence Manet’nin bunları yapması gerçekten de mükemmel. Sanatın da güzel yanı bu işte. Sanat, yaşadığımız dünyayı, beklenmedik şeylerin nasıl meydana geldiğini, ve ne kadar enteresan olduğunu, görsel olarak daha iyi algılamamızı sağlar. Sanat bunu hiç yapmış mıydı peki? Dikkatlice oluşturulmuş eski eserleri bir düşünün; bu eserler dikkatimizi hayatın çeşitliliğine ya da farklılığına çekmedi. Bu gerçekten de beklenen görsel modern sanat kültürü. Ve bu görseller bizim dünyamızı yansıtıyor. Bir bara girmek, hiç de beklenmedik bir durum değil. İşte bu, galerilerin neden dünyanın en iyileri arasında olduğunu açıklıyor. Çünkü bunlar bizim hayatlarımızın birer yansıması.