If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:4:34

Video açıklaması

Bu portre Zola'nın, Monet'ye 1866 yılındaki La Revue du XXe siecle denemesine ve diğer bağımsız eserlerine verdiği desteğe teşekkür amacıyla yapılmıştır. Paris Musée d'Orsay'dayız ve karşımızda Eduard Monet'nin resmettiği 19.yüzyılın önemli yazarlarından biri ve sanat eleştirmeni olan Emile Zola'nın portresi var. Zola'nın arkasında Monet'nin Olympia'sını görebilirsiniz. Olympia sanki Zola'yı seyrediyormuş gibi duruyor. Zola, ressam ve gezgin olan Paul Cezanne'nin arkadaşıydı. Bu yüzden Zola bu çevrede oldukça önemli bir kişiydi ve işte bu yüzden bu portre sanat dünyasında diğer portrelere göre oldukça yeni ve önemli bir yere sahip. Bu tablonun bir diğer özelliği de genelde tüm portrelerin yaptığı gibi bize bilgi sağlamıyor. Tabloda Emile Zola'nın yüzüne bir bakın; bize dönük değil, aksine masasına dönük bir şeylerle ilgileniyor. Sanki masasına bakmadan önce bize bakmış gibi. Tablodaki bu duruşu, onun profilini görmemizi sağlıyor. Duruşunda çok fazla duygu mevcut değil. Ne bize ne elinde duran kitaba bakıyor. Oldukça ilgisiz duruyor, o nedenle ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlamamız güçleşiyor. Bu duruma Monet'nin birçok eserinde rastlıyoruz aslında. Fakat bu durum oldukça sinir bozucu çünkü portresi çizilen kişinin yüzüne baktığımızda onun hissettiklerini ve düşündüklerini anlamak istiyoruz. Bu boşluk ve düzlük sadece Zola'nın yüzünde değil aynı zamanda elinde tuttuğu kitapta da var. Kitaba baktığımızda üzerinde yazanları, ne ile ilgili bir kitap olduğunu anlamamız neredeyse imkansız. Monet'nin bunu yapmasının sebebi ise bizim tabloda belli bir noktaya odaklanmamızı engellemek. Arkada Japon sanatından bir parça duruyor. Onun yanı sıra Velazquez'in "Küçük Süvarisi"ni de görebiliriz. Tablonun alt kısmında Manet'nin üzerinde Zola'nın yazdığı divit var, bu aynı zamanda Monet'nin bir imzası. Onun yanında da çok güzel bir mürekkep hokkası görüyoruz. Bir de kompozisyona bakmak istiyorum. Çok karmaşık bir şekilde oluşturulmuş bir kompozisyon bu. Figür dört açılı bir şeklin içine yerleştirilmiş. Zola'nın elindeki kitabın eğimine, açısına bakın; sanki Zola'yı hedef alan bir ok gibi duruyor. Ve Zola'nın bedeni dengeli bir şekilde sağ açıyla yerleştirilmiş, aynı zamanda sandalyeyle de dengeli duruyor. Yani tablonun kademelendirilmesi, sağ üstten başlayıp sol alta doğru, oradan Japon eserinin oraya yani sol üste doğru oluşturulmuş. Aynı zamanda tabloda iki boyutluluk söz konusu. Zola'nın yüzünün ifadesiz olması ve ceketinin oldukça karanlık olması… İşte bu tüm yüzeyi açıklama çabalarını yok ediyor. Yüzde ve kıyafetlerde çok az örnekleme var, boşluklar da oldukça düz ve sıradan. O yüzden, tablodaki her şey bize daha yakın fakat burada bir ironi var. Çünkü tablo bize sıcak ve yakın gelse de Zola'nın gözleri ve bakışları bizden bir o kadar uzak duruyor. Sandalyeye, kitaba, mürekkep hokkasına, tüy divide bakın, ne kadar da ayrıntılı resmedilmiş. Bu tablo normalde resmin yapması gerekenleri reddediyor. 1860'larnın sonlarında yapılan bu tabloda esas figür Zola olmasına rağmen dikkatler Zola'nın üzerinden dağılmış gibi. Onun yerine Zola'nın ilgisini çeken, onun ilham aldığı, sanatı için önemli olan cisimler ön planda tutulmuş. Aslında bu tablo bize, Paris'in dünyayı bir araya getiren bir yer olduğunu gösteriyor .