If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:29

Video açıklaması

Paris'te, Musee d'Orsay'dayız. Rosa Bonheur'ün 'Nivernais'de Çift Sürmek' isimli, ışık dolu tablosuna bakmaktayız. Nivernais, orta Fransa'da bir bölge, ayrıca bu tuvalde gördüğümüz öküz cinsi de bu isimle adlandırılıyor. Resimde en çok göze çarpan figürler bu öküzler. Onları ittiren insan figürü ise geri planda kalıyor. Yani sanatçı burada alışılmadık bir şey yapmış. Rosa Bonheur, çok yetenekli birisi. Henüz 14 yaşındayken Louvre'da eskizler çiziyor ve yağlı boya tablolar yapıyor. Sanatçının bu kadar erken yaşta eserler verebilmesini mümkün kılan ise, babasının da sanatçı olması. Liberal görüşlü bir aile, ve babası kızına büyük destek veriyor. Eğer ailesinin bu desteği olmasaydı, belki yeteneği için cesaretlendirilmeyecekti ve ressam olmayacaktı. Resim 1849 yılında yapılmış. Devrimden sadece 1 yıl sonra. Sanatçının şehrin kaos ortamından uzaklaşıp kırsal alanı resmetmeyi tercih etmesini ilginç buluyorum. Sonbahardayız, öküzler toprağı sürüyorlar, gelecek yıl için hazırlıyorlar. Toprağa bakın. Toprak Fransa'nın gücünü yansıtıyor, son derece zengin ve verimli görünüyor. Burada bir metafor olduğunu düşünebiliriz. Fransız kırsalının, Fransa'nın yaşayacağı ve kuvvetleneceği inancına vurgu yapılıyor. Öküzler son derece güçlü ve güzel, ezeli ve ebedi gibi duruyor. Çok eski zamanlardan beri süregelen bir ritüeli tekrarlıyor, ve modernleşen dünyada da bu işi yapmaya devam ediyor. Figürler, üçgensel bir alana yerleştirilmiş gibi görünüyor, bizim alanımıza doğru genişleyen bir üçgen. Bu sayede resimde derinliği algılayabiliyoruz. Hava durumunu, güneşin sıcaklığını hissediyoruz. Bu tablo bana 1840-1850 yıllarında kırsal hayata, çalışan kesimlere, kırsal hayatın güzelliklerine verilen önemin arttığını hatırlatıyor. Öküzlerin sırtları ahenkli bir çizgi oluşturmuş, arkadaki tepelerin oluşturduğu ufuk çizgisine benzeyen bir çizgi bu. Bir anlamda öküzlerin dünyanın kendisi olduğu vurgulanmış. Devamlılık duygusunu hissediyoruz. 1840'lı yıllarda endüstrileşmenin artmasıyla ve büyüyen şehirlerle birlikte insanlar temel şeylere, temel gerçeklere özlem duymaya başlamışlar. Ki bunlar da doğada ve kırsalda yer alıyor. İşgücü, ancak son derece basit, bilfiil işi yaparken. Acaba sanatçı bize burada nasıl bir mesaj veriyor olabilir diye düşünüyorum, zira 1848'de çalışan sınıfları güce ulaştıran radikal bir devrim yaşanmış. Bu eserle sanatçının getirdiği bazı yeniliklere de değinelim. Manzaranın önemini vurguluyor. Hayvanlar sadece çok eski resimlerde, veya tarihi sahnelerde bu kadar büyük boyutta resmedilir. Sanatçı hayvanları bu kadar büyük boyutlarda yaparak hayvan resminin önemini de vurguluyor. Amatörce iç mekan resimleri yapan bir hanımla değil, son derece yüksek profesyonel standartlarda eserler veren bir sanatçıyla karşı karşıyayız. Oldukça radikal yenilikler getiriyor. Baktığımız ise onun çok başarılı bir eseri.