Güncel saat:0:00Toplam süre:4:02

Video açıklaması

Merhaba. ABD'nin Boston şehrinde, Boston Güzel Sanatlar Müzesi'ndeyiz. Turner'ın 'Köle Gemisi' isimli tablosuna bakıyoruz. Tablonun tam ismi ise 'Köle Gemisi, Köleler ölüleri ve ölmekte olanları denize atıyor, fırtına yaklaşıyor'. Resme ilk baktığımızda çok güzel gözüküyor. Kırmızı ve turuncudan başlayarak muhteşem bir renk yelpazesi kullanılmış. Turner'ın karakteristik özelliklerinden olan gün batımını görüyoruz. Renk kullanımı etkileyici. Ancak daha sonra gözlerim resmin sağ alt köşesine kayıyor. Tam bir dehşet anı görüyoruz. Bir ayak ve bacak var. Zincirlenmiş. Resim bir anda deniz manzarası günbatımı, suyun üzerindeki renkler boyutundan çıkıyor. Resmin bize en yakın olan bölümünde tam bir kıyım var. Uzakta, köleleri taşıyan gemiyi görüyoruz. Fıtına yaklaşıyor. Tablodaki temanın temelinde şairin yazdığı bir şiir var. Bununla birlikte, bunun sadece bir kez değil pek çok kez yaşanmış bir olay olduğunu da biliyoruz. Fırtına yaklaştığında geminin kaptanı köleleri denize atmaya karar veriyor. Zira sigortadan para almanın tek yöntemi buymuş. Eğer gemideki köleler hastalıktan veya başka sebeplerden ölürlerse kaptan sigorta şirketinden tazminat alamıyormuş. Bu sebeple köleleri denize atıyor biz de tabloda bu sahneyi görüyoruz. Gerçekten zor bir an. Bedenlerin bazı bölümlerini görüyoruz. Dalgalar ve renkler girdap gibi dönüyor Doğanın güzelliği ile insanoğlunun acımasız davranışı arasındaki tezatı görüyoruz. Adeta kölelikle uğraşan ve insan canına değer vermeyen bu gemiye ilahi bir ceza verildiğini görüyoruz. Ancak aynı zamanda doğanın olan bitene karşı duyarsız olduğunu da görüyoruz. Zira gemiyi cezalandıran bu doğal afet aynı zamanda denize atılmış olan kölelerin ölmesine sebep olacak. Doğa, insanların iyi veya kötü olmasına aldırmıyor değil mi. Bu tablonun ilk sahibi, Viktorya döneminin ünlü sanat eleştirmeni John Ruskin imiş. Tablo daha sonra Boston'a gelmiş köleliğin kaldırılması gerektiğine inanan ve bunun için çaba gösteren birisi tarafından satın alınmış. İngilizler 1833'te sömürgelerinde köleliği yasaklıyorlar. Fransızlar da bundan 15 yıl sonra köleliği yasaklıyorlar. Ancak Amerika'da kölelik İç Savaş'a kadar devam ediyor. Yani bu dönemde köleliğin hala geçerli bir durum olduğunu hatırlamakta fayda var. İnsanların birbirlerini alıp satmalarının ötesinde bir insanın sadece para kazanabilmek için diğerlerinin canına kıydığı bu korkunç anı görüyoruz. Tuvalin sol tarafına baktığımızda, resmin geri kalanından çok daha farklı renkler kullanıldığını görüyoruz. Beyazlar, maviler, morlar ve griler. Ruskin Modern Ressamlar isimli önemli eserinde Turner'a da yer vermiş ve tabloyu şiirsel bir dille tanımlamış. Hem doğanın, hem de insanoğlunun acımasızlığını gördüğümüz çok özel bir tablo bu.