Güncel saat:0:00Toplam süre:2:49

Video açıklaması

Merhaba! Louvre müzesindeyiz ve Davut’un öğrencilerinden adı da baya uzun olan bir sanatçının resmine bakmaktayız. Neyse ki adı Girodet olarak kısaltılmış. Resmin adı ise "Endymion’ın uykusu". Bu mitolojik bir hikâye. Bu hikâyede çok güzel bir çoban varmış. Tanrıça Juno ile bir tartışma, anlaşmazlık yaşamış, Tanrıça da onu cezalandırmak için 30 senelik bir uykuya yatırmış. Ama bu sürede yaşlanmayacakmış. Ne kibar bir davranış, değil mi? Yani bu ideal güzelliğini uykusu boyunca koruyor. Bu sahnede ise Avlanma tanrıçası Diana tarafından ziyaret edilişini görüyoruz. Ve o kadar âşıkmış ki her gece gelip ziyaret edermiş. Ay ışığı kılığına bürünürmüş. Ay ile ilişkilendirilen bir tanrıça olduğundan burada o şekilde tasvir edilmiş. Diana, Endymion’u ışıklara boğmuş gibi. Ay ışığı ayın aydınlattığı gökyüzünden süzülüyor, ama bütün bu çalıların dalların arasından geçmesi gerekmekte. İşte burada da devreye resimdeki diğer figür giriyor. Bu Zefir, batı rüzgârının kişileştirilmiş hali. Dalları geriye çekerek Diana’ ya yardım ediyor ve bu sayede bu şahane ışık banyosunu ve parlamayı görüyoruz. İdeal erkek figürü görmekteyiz. Davutçular o dönemlerde Antik Yunan heykellerine ilgi duymaktaydı. Bunlar nü atletler ve tanrıların figürleriydi. İşte burada da bu ilgiyi görmekteyiz. Ama form yumuşatılmış. Çok fazla anatomik detay ve kas yapısı görmüyoruz. Biraz karın kası belki. Ama kollar ve bacaklar biraz feminen diyebileceğimiz kadar yumuşak. Aslında sanki bütün tablo parlıyor gibi. Bunun içinde çizgilerin kesinliği ortadan kalkmış. Girodet’in önceki dönem İtalyan ustalarından etkilendiğini de söyleyebiliriz. Mesela, aklıma Leonardo’nun sfumato kullanımı ve sonraki maniyerist ressamlar geliyor. Hatta romantisizmin başlangıcı bile diyebiliriz. Davut’un ve Neon klasiğinin rasyonelliği ve katılığından çok uzak bir duygusallık var burada. Belki de rokoko. Hoşçakalın!