If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Poussin'in "Et in Arcadia Ego" (Ben de Arkadya’dayım) İsimli Eseri

Nicolas Poussin, Et in Arcadia Ego, 1637-38, tuval üzerine yağlı boya, 87 x 120 cm (Musée du Louvre). Konuşmacılar: Dr. Steven Zucker & Dr. Beth Harris. Orijinal video Beth Harris ve Steven Zucker tarafından hazırlanmıştır.

Tartışmaya katılmak ister misiniz?

Henüz gönderi yok.
İngilizce biliyor musunuz? Khan Academy'nin İngilizce sitesinde neler olduğunu görmek için buraya tıklayın.

Video açıklaması

Louvre Müzesi’ndeyiz ve Nikola Pusen’in et in arkadya ego Dört figürümüz var, eski çobanlar ve bir de çok klasik kadın figürü var. Eski Yunan ve Roma heykelleri örnek alınarak yapıldığı belli. Aslında bütün figürler öyle. Kumaşların betimlenmesi de Eski Yunan ve Klasik Çağ’a dayanıyor. Tam ortada en baskın görünen şey mezar taşı. Büyük, sert bir taş. Mezarı gösteren ve kadın figüre bakan figür okuduğu şey karşısında hayrete düşmüş diyebiliriz. Aslında burada biraz belirsizlik var: Okumakta zorlanıyorlar mı? Yoksa bu dili bilmiyorlar mı? Veya senin de dediğin gibi okudukları şeyden rahatsız mı olmuşlar? Ben de Arkadya’dayım” yani ölümün bile o güzel, bakir doğada, Arkadya’da olduğuna işaret ediyor. Resme geri dönersek Güneşin battığını görüyoruz. Mezara eğilen figürün gölgesi düşmüş. Burada zamanın şiirsel akışının verdiği bir his var. Bu zaman meselesi önemli. Mezar taşına bakarsak yeni değil, taş olmasına rağmen eskimiş. Yani bu eski insanlardan bile eski bir taş olduğu hissini veriyor. Eski zamana uzanan bir köprü. Pusen geçmişin arkeolojisiyle çok ilgileniyordu. Bu arkeolojiyi renklerle, üslupla, biçim ve öznelerle yeniden canlandırdı. Pusen’in Eski Yunan ve Roma kültürlerine bakması bana geçmişe olan özlemi hatırlatıyor bir de insan hayatının veinsanların yaptıkları şeylerin geçiciliğini hatırlatıyor. Bir bakıma zamanı aşmak için kullanılan sanatın gücü, hem gösterilen şeyin, mesela bu mezar taşının bir sanat olarak gösterilmesi, hem de resmin kendisi açısından.