If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:55

Video açıklaması

Santo Spirito'dayız, Burası Brunelleschi'nin son kiliselerinden birisi. Brunelleschi öldüğünde, kolonların henüz sadece bir tanesi yerine koyulabilmişti. Bu kilisede, gene aynı sanatçı tarafından yapılmış olan Sagrestia Vecchia'daki Pozzi Şapeli ile benzer olan pek çok şey görüyoruz. Örneğin sütunlarda, pervazlarda ve kornişlerde aynı taş kullanılmış, gri- yeşil renklerdeki pietra serena taşı. Bir önceki videomuzda, tasarımı Michelangelo tarafından yapılmış olan Lorencian Kütüphanesi'ni incelemiştik, orada da bu taş kullanılmıştı, aynı beyaz duvarlar vardı, enerji dolu bir yapıydı.. Bugün Santo Spirito'ya geldiğimizde Michelangelo'nun aslında Brunelleschi'den etkilenmiş olduğunu düşündüm. Duvarın kenarının dahi kendi başına ayrı bir görsel güzelliğe sahip olmasına önem verilmiş. Bu kilise, klasik bir bazilika formunda, kubbe haçın ortasının üstünde yer alıyor. Brunelleschi geometriyle tutku derecesinde ilgili bir sanatçı. Kiliseyi planlarken, haçın ortasındaki geçiş alanında oluşan kare formunu birim ölçü olarak kullanmış. Kilisenin tüm alanında genişlikler ve yükseklikler arasında bağlantı olduğunu, geometrik bütünlük olduğunu hissedebiliyoruz. Daireler, yarım daireler, kareler ve dikdörtgenlerin tümü birbiriyle bağlantılı. Brunelleschi, son derece anlamlı sonuçlar üreten matematiksel bir sistem geliştiriyor. Alanları, boşlukları bu matematiksel sistemle hesaplıyor. Sanatçı, kilisenin değişik bölümleri arasındaki orantıların ilişkisinin yarattığı ahenge diğer mimari öğelerden çok daha fazla önem vermiş. Bunun, Brunelleschi'nin antik Roma mimari tarzını özümsemesinin bir sonucu olduğunu düşünebiliriz. Binada, pietra serena taşının kullanıldığından bahsetmiştik, gri-yeşil tonlardaki bu kumtaşı ile aralardaki alçı tabakalarının etkileşimi de enteresan. Brunelleschi'nin daha önceki işlerine nazaran, burada pietra serena çok daha yaygın kullanılmış, çok daha ön planda. Pietra serenanın genişlediğini, adeta kemerlerin üzerinde büyüyerek kornişin altındaki pervazlara uzandığını görüyoruz. Aynı taşın pervazlarda, üstteki ek kornişlerde, sütunların başlıklarında ve tabanlarında da kullanıldığını görüyoruz, taşın kullanımı zemine kadar devam ediyor. Pietra serena taşı düzlem üzerinde hatları oluşturmak için kullanılmanın ötesine geçmiş, Başlı başına mimari bir öğe haline gelmiş. Tüm kilisenin mimarisine görsel yoğunluk katmış. Pietra serena taşının enerjisiyle mekana ait diğer öğelerin yalınlığı arasında zarif bir tezat oluşmuş. Yapının tarzının oldukça klasik olduğunu söyleyebiliriz, antik Roma dönemi yapılarından birisinin içinde gibiyiz. Ağırbaşlı bir mekan, yivli sütunlar veya süslü sütun kaideleri görmüyoruz. Kullanılmış olan pietra serena taşının rengi de ciddiyeti artırıyor. Bu kilise, erken dönem Rönesans mimarisinin en iyi örneklerinden birisi. Brunelleschi hayatı boyunca yaratıcı yenilikler getiren bir sanatçı, ve sanatçının özelliklerinin tümü bu binada yansıtılmış.