If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:5:35

Video açıklaması

Orsanmichele’nin ikinci katındayız. Karşımızda, önceden harici nişler de duran ünlü heykeller var. Orsanmichele Floransa’da Rönesans’ın başladığı yerdir. Bina hem ambar olarak hem de kilise olarak kullanılmış. Bu heykeller esnaf loncaları tarafından yaptırılmış. Rönesans’ın ilk örneklerinin kilise tarafından değil, laik kurumlar tarafından yaptırılması normal. Heykellerden birini yakından inceleyelim. Şehrin en önemli esnaf loncalarından biri keten işçilerinindi. Donatello’nun önemli heykellerinden birini, Saint Mark’ın önündeki eserini inceleyelim. Keten işçileri için yapıldığını heykelin keten bir yastığın üstünde durmasından anlıyoruz. Heykel, harici nişte durduğu zaman yanından geçecek olsaydık; şehri güzelleştirmenin verdiği gururu bize hemen yansıtabilirdi. Donatello’nun dehası da işte bu doğallıkta. Bu heykel birçok açıdan klasik heykel sanatına yeniden hayat veriyor. Neredeyse bin yıl boyunca Kontrapost duruşunun bu tarz bir örneği verilmemiş. Orsanmichele’deki diğer heykellere baktığımızda Gotik tarzın getirdiği kalça duruşunun tercih edildiğini görebiliriz. Donatello ise antik Roma heykellerinde kullanılan duruşu seçmiş. Kalça sağa doğru çıkık ve sağ bacağı örten kumaş, bir antik sütunun yivleri gibi dümdüz akıyor. Sol tarafta ise bacağın, kumaşın akışını bozduğunu görüyoruz. Bu kalın kumaş katmanlarının altından bile bacağın, omurganın dizin duruşunu; kalçanın eğimini görebiliyoruz. Donatello bu duruş için doğrudan antik Yunan ve Roma heykellerinden ilham almış. Kontrapost duruşu sayesinde heykel canlıymış gibi görünüyor. Gerçekten yürüyecekmiş gibi görünüyor. Ayakları yere sağlam basmış. Ağırlık merkezini değiştirdiği, her an adım atabileceği hissini veriyor. Her ne kadar heykel, mimarinin bir parçası olması için yapılmış olsa da mimari ve heykelin ayrıştığını görüyoruz. Kontrapost duruşu sayesinde heykel canlıymış, mimariden bağımsızmış gibi hissettiriyor. Heykel klasik sanatın izlerini yalnızca teknik anlamda değil, bireysel deneyimler anlamında da taşıyor. Harici nişte durduğu zamanda, heykelin yanından geçseydik onunla hemen bir bağ kurabilirdik. Ancak o bizim göremediklerimizi de görebiliyor sanki. Heykelin yüzünde, derin bir anlayış, odaklanma var. İlahi mesajlar alıyormuş gibi bakıyor. Sanki az sonra bu mesajları bize iletecek. Bakışlarımız kaftanının sade akışından sakalındaki, kaşlarındaki ince işçiliğe yöneliyor. Gerçek bir insanmış gibi; yakınlaşıp, anlayabileceğimiz bir yüz var karşımızda. Gotik sanatı etkisiyle yapılan Ghiberti’ninki gibi heykellerde, yüz hatları daha düz ve kişiliksizdir. Ayrıntılı betimlenmiş kumaş akışları, daha çok dikkatimizi çeker. Donatello’nun heykelindeki gibi insanlar arası bir bağ kurulamaz. Donatello’nun heykelinde; giysiye değil, yüze odaklanıyoruz. Kaşlarını, uzaklara dalmış gözlerini, Yüzüne hareket katan sakalını, dökülmeye başlamış saçlarını görüyoruz. Heykelin ellerine bakınca Donatello’nun insan anatomisi hakkında çalışma yaptığını anlayabiliyoruz. Eller, sıradan heykel elleri gibi değil. Ellerde ve yere sıkıca basmış ayaklarda; kemikler, damarlar, kaslar görülüyor. Bu heykel tüm Floransalıları asil sınıfına sokmuş. 15. yy Floransa’sında, Floransalılar, Saint Mark’a bakınca insan olarak hak ettikleri saygınlığı görebiliyorlardı. Saint Mark bir ayna gibiydi. 15. yüzyıl Floransalılarının şehirleriyle gurur duymasının asıl sebebi de bu değil miydi zaten? “İdeallerimize ulaşabiliriz, Antik Romalılar gibi olabiliriz. Erdemli olabiliriz. Ortaçağ karanlığından silkinip bir zamanlar sahip olduğumuz yüceliğe yeniden kavuşabiliriz.”