If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:39

Video açıklaması

Vatikan'da Saint Peters Bazilikası'ndayız. Michelangelo'nun Pieta isimli meşhur eserinin önünde duruyoruz. Heykel, içinde bulunduğu şapele oranla ve özellikle de içinde bulunduğu Saint Peters Kilisesi'nin devasa büyüklükleri ile karşılaştırıldığında oldukça küçük gözüküyor. Aslında bu heykel Kardinal için sipariş verilmiş, ancak daha sonra eski St. Peters'a yerleştirilmesine karar verilmiş. Burada eskiden yer alan St. Peters kilisesi de şu an içinde bulunduğumuz kiliseye göre daha küçükmüş. Eminim o zamanlar heykelin etrafındaki mimari öğelerle etkileşimi, şu ankinden daha farklıydı. Heykelin yüksekliği 174 cm, tabandaki genişiliği ise 194 cm. Bulunduğu alanla kıyaslandığında küçük gözükmekle birlikte, son derece içten duyguları olağanüstü başarıyla yansıtan bir heykel. Michelangelo, İsa ile, dizlerinin üzerindeki oğlunun ölü bedenini kucaklayan Meryem'in ilişkisini inanılmaz başarılı yansıtmış Meryem çok genç ve güzel gözüküyor. Dizleri oğlunun bedenini taşıyabilmek için açılmış. Ölü bedenin ağırlığını algılayabiliyoruz. Bedenler oldukça gerçekçi şekilde canlandırılmış. Heykelin bence en güzel anlarından birisi, Meryem'in oğlunun sağ kolunu kavraması, oradaki cildin gerginleştiğini görüyoruz. Michelangelo tüm bu mermeri ete dönüştürmüş adeta, vücudun ağırlığını, bu ağırlığın cansız bir bedene ait olduğunu anlayabiliyoruz. Meryem'in yaşamakta oldukları da çok aşikar, kucakladığı beden hiç bir direnç göstermiyor, oysa Meryem bu bedeni tutabilmek için ciddi bir çaba gösteriyor. İki bedenin eylemleri, daha doğrusu birisinin eylemi diğerinin eylemsizliği arasındaki bu tezat heykele bakan izleyiciyi bu fiziki deneyim hakkında düşündürüyor. İsanın bedeni çok gerçekçi, genç bir adamın bedenini, göğüs kafesini, karın kaslarını görüyoruz. Duruşu çok idealize edilmiş, beden dizlerin üzerinden güzel bir kıvrımla dönüyor. Meryem figüründe ilginç bir kontrast görüyoruz. Meryem son derece sevimli ve güzel. Ancak aynı zamanda bu bedeni kucağında kolayca taşıyabilecek kadar büyük ve kuvvetli. Mermerin ne kadar derin işlendiğine bakın. Kumaşın drapeleri, dönüşü, yüzeyin kompleksliği, İsa'nın bacakları, bedeni ve kolları gibi geniş ve düz yüzeyler çok canlı. Işık vurup gölgeler oluştuğunda heykel canlı gibi gözüküyor. Meryem başını öne eğmiş ve ona bakıyor, İsa'nın ise başı geriye düşmüş. İsa'nın boynu bize tamamen açık, savunmasız. Ayağı havada. Meryem'in sol eli açık. Hala oğlunun ölü olduğunu idrak etmeye çalışıyor gibi.. Meryem, İsa'nın bedenini izleyiciye bu şekilde göstererek ‘Bu insan ırkı için yapılan bir feda, sizin kurtuluşunuzun bedeli oğlumun feda edilmesi’ der gibi. Elde, kumaşın kıvrımında ve yukarıyı işaret eden dizde bir ahenk var. İsa'nın dizleri ise bu elle köprü oluşturuyor gibi. Bu heykelin, İsa'nın çektiği acıları ve çileyi göstermek için tasarlandığı çok açık. Ve elbette Meryem'in acısını.