If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Rehberli Alıştırma: Bizans İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu Arasındaki Farklar ve Benzerlikler

Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu arasındaki benzerlikler ve farklar hakkında bir makale okuyun ve alıştırmalar yapın.

Genel bakış

  • Bizans İmparatorluğu, Batı Roma İmparatorluğu'nun MS 5. yüzyıldaki çöküşünden sonra kurulan, Roma İmparatorluğu'nun doğudaki devamı niteliğinde bir imparatorluktur. Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden 1453'te Osmanlılar'ın İstanbul'u fethine kadar varlığını sürdürmüştür.
  • Benzerlikler: Bizans İmparatorluğu ilk başlarda hem yönetim ve hukuk gibi birçok alanda, hem de kültürel anlamda Roma'nın sistemlerini kullanmıştır. Bizanslılar kendilerine "Romalı" diyorlardı. "Bizans İmparatorluğu" terimi, imparatorluğun çöküşünden çok sonra kullanılmaya başlanmıştır.
  • Farklar: Bizans İmparatorluğu başkentini Roma'dan Konstantinopolis'e taşımış, resmi dinini Hristiyanlık olarak belirlemiş ve resmi dilini de Latince'den Yunanca'ya değiştirmiştir.

Roma'dan Bizans'a

Roma İmparatorluğu'nun çöküşü, dünya tarihi için çok önemli bir kırılma noktasıdır. Ancak bazen Roma İmparatorluğu'nun bir bölümünün o dönem varlığını devam ettirdiğini unutuyoruz. Roma'nın merkezi olduğu Batı Roma İmparatorluğu çökmüş olsa da, Doğu Roma İmparatorluğu Bizans İmparatorluğu olarak ayakta kalmıştır.
Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra bin yıl varlığını sürdürmüş ve 1453'teki Osmanlı fetihleri sonrasında da tamamen ortadan kalkmıştır. Roma İmparatorluğu'nun başkenti, tarihinin çok büyük bir bölümünde Roma iken, Bizans İmparatorluğu'nun başkenti önceden Bizantion olarak isimlendirilen Konstantinopolis'ti (günümüzdeki İstanbul). Başkent, doğu ve batı arasında aktif olarak kullanılan ticaret yollarını birbirine bağlayan, oldukça iyi bir noktada konumlanmıştı. Konstantinopolis, ismini ilk Bizans İmparatoru 1. Konstantin'den alıyordu.
Bu makalede, Roma İmparatorluğu ile Bizans İmparatorluğu arasındaki bazı benzerlikleri inceleyeceğiz. Ek olarak, Doğu Roma İmparatorluğu'nu Bizans İmparatorluğu'na dönüştüren değişiklikleri de ele alacağız.
Doğu'daki Roma İmparatorluğu'nun zaman içerisinde Bizans İmparatorluğu'na dönüşmüş olması sebebiyle, iki imparatorluğun tarihçesini net şekilde ayırmak oldukça zordur. Ancak pek çok bilim insanı, İmparator Konstantin hükümdarlığının Bizans İmparatorluğu'nun başlangıcı olduğu fikrinde birleşiyor.
Bir zamanlar, günümüzdeki İtalya, Yunanistan, Türkiye ve başka toprakları da kapsamış olan, Konstantin'in imparatorluğunu gösteren harita.
Konstantin'in imparatorluğunun haritası, MS 306 - 324. Görsel hakları: Wikimedia Commons.
MS 324 - 337 arasında hüküm süren Konstantin, Roma İmparatorluğu'nda önemli değişiklikler yaptı. Bu değişikliklerden ikisi, yeni başkentin Bizantion yapılması ve imparatorluğun yeni bir Hristiyan kimliğe kavuşmasıdır (Konstantin, Hristiyanlığı yasallaştırmış, kendisi de en sonunda bu dini benimsemiştir). Bu değişiklikler, 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra Bizans İmparatorluğu'nu tanımlayacak ayrı bir kültürün oluşmasına sebep olmuştur.
Yine de Bizans İmparatorluğu yönetiminde yaşayan insanlar kendilerini Romalı olarak görmeye ve içinde bulundukları imparatorluğu Roma İmparatorlu'ğu olarak adlandırmaya devam ettiler; Bizans İmparatorluğu ve Doğu Roma İmparatorluğu terimleri, çok daha sonra kullanılmaya başlanmıştır.
Ara verin ve biraz düşünün: Konstantin'in, Bizans tarihindeki önemli figürlerden biri olarak kabul edilmesinin sebebi neydi?
1 cevap seçin:
1 cevap seçin:

Bizans İmparatorluğu'nun kuruluşu Konstantin'in başkenti Bizantion'a taşıması olarak görülse de, dönemin tarihçileri Batı Roma İmparatorluğu'nun 476'daki çöküşüne kadar Bizans'ı ayrı bir imparatorluk olarak düşünmemiştir.
Böylesi kesişen dönemler sırasında bile, imparatorluğun Doğu ve Batı yarıları özellik bakımından birbirinden ayrılmaya başlamıştır. Yunanca'nın, özellikle de Doğu'da, Latinceye göre önem kazanmaya başladığını görüyoruz.
Bunun yanı sıra, Konstantin Hristiyanlığı yasallaştırmıştır. Ancak bunun yine de bir geçiş dönemine denk geldiğini belirtmemiz gerekir. Bu geçiş süreci, hristiyanlığın, MS 379 ile 395 arasında hüküm süren imparator 1. Thedosius zamanında Roma İmparatorluğu'nun resmi dini haline gelmesine kadar hem Doğu hem de Batı'da devam etmiştir.
Konstantin'in hükümdarlığı sırasında, Pagan ve Hristiyan öğeler kaynaşmış bir haldeydi. Tarihçi Timothy E. Gregory tarafından yazılmış şu paragrafa bir göz atalım:
Şüphe yoktur ki MS 312'den itibaren Konstantin, Hristiyan Kilisesi'ne ayrıcalıklı davranmış ve onlara hatrı sayılır bir zenginlik sunmuştur. Zamanın dini uyuşmazlıklarının tam ortasında yer almış ve Hristiyanlara ülke yönetimindeki kadrolarda yer alma fırsatı vermiştir. Bunun yanı sıra Konstantin; Pontifex Maximus (devlet dininin baş rahibi) sıfatını da elinde bulunduruyor, aynı zamanda MS 323 yılına kadar da pagan sembollerin bastığı sikkelerde yer almasına izin veriyordu.
Ara verin ve biraz düşünün: Gregory'ye göre, Konstantin'in Hristiyan Kilisesi'ni desteklemesinin göstergeleri nelerdir?
1 cevap seçin:
1 cevap seçin:

Bizans Devleti'nin Erken Dönemleri

Batı Roma İmparatorluğu, MS 476'da Germen istilacılar tarafından ele geçirildikten sonra, Doğu İmparatorluğu, tarihçilerin daha sonra Bizans İmparatorluğu olarak isimlendireceği bir devlet olarak varlığına devam etti.
Gerçek anlamda güçlü ilk Bizans imparatoru, MS 482 ile 565 yılları arasında hüküm süren 1. Jüstinyen'dir. Saltanatı sırasında Batı Roma İmparatorluğu'nun büyük kısmını geri almıştır.
İmparator Jüstinyen, Roma'da önceden var olan düşünce yapılarını geliştirerek, yasaları tek bir çatı altında toplamıştır. Hükümdarlığı öncesinde Roma yasaları bölgeden bölgeye farklılık gösteriyordu ve birçoğu oldukça çelişkiliydi.
Bizans İmparatorluğu'ndaki en önemli yapı ve eserlerin birçoğu Jüstinyen döneminde tamamlanmıştır. Döneminde dünyanın en büyük kilisesi ünvanına sahip olan Ayasofya, Jüstinyen'in emirleri doğrultusunda Konstantinopolis'te inşa edilmiştir. Jüstinyen ayrıca şehri doğu ve batıdaki büyük merkezlere bağlayan ticaret yolları oluşturarak Konstantinopolis'in gelişmesine de katkıda bulunmuştur.
Çok sayıda kuleye sahip, büyük kubbeli bir yapı.
İstanbul'daki Ayasofya. Görsel hakları: Wikimedia Commons.
Ayasofya'nın güneybatı girişindeki mozaik. Ortada duran Meryem Ana, kucağında çocuk İsa'yı tutuyor. Sağında duran İmparator 1. Jüstinyen Ayasofya'nın, solunda duran 1. Konstantin ise şehrin bir modelini gösteriyor.
Ayasofya'nın güneybatı girişindeki mozaik. Ortada duran Meryem Ana, kucağında çocuk İsa'yı tutuyor. Sağında duran İmparator 1. Jüstinyen Ayasofya'nın, solunda duran 1. Konstantin ise şehrin bir modelini gösteriyor.
Ara verin ve biraz düşünün: Bizans İmparatorluğu'nun Jüstinyen döneminde yaşadığı değişikliklerden bazıları nelerdir?
Doğru olan tüm cevapları seçin:
Doğru olan tüm cevapları seçin:

Değişen Bir İmparatorluk

Jüstinyen'in Bizans İmparatorluğu'nu birleştirme, kaybedilen toprakları geri alma ve reform çabalarına rağmen Bizans İmparatorluğu'nun istikrarı tehlikeye girmişti. Persler, Slavlar, Araplar ve Türk bozkır toplulukları da dahil olmak üzere komşu toplumların saldırıları, imparatorluğun bütünlüğünü zayıflatmıştı. İmparatorluk gelir sıkıntısı içindeydi ve askeri masrafları karşılamakta zorlanıyordu.
MS 610-641 arasında hüküm sürmüş olan İmparator Herakleios, bu tehditlere karşı yeni reformlar oluşturma yoluna gitmiştir. Orduyu yolsuzlukları azaltma ve vergileri arttırma yoluyla yeniden yapılandırmıştır. Ayrıca sikkelere daha az altın katılmasıyla daha çok para basılabilmesini sağlamıştır, böylelikle askerlere daha çok ödeme yapılabilmiştir.
Bu reformlara rağmen, Arap ve Slavlar ile yapılan mücadeleler Bizans İmparatorluğu'na büyük zararlar vermiş ve toprak kayıplarına sebep olmuştur. Devlet yapısı Romalılar zamanından beri aynı kalmış olsa da, Bizans İmparatorluğu bu yıkıcı savaşların ardından daha büyük değişimler geçirmeye başlamıştır.
Peki bu değişimler nasıl gerçekleşmiştir? Bizans bilimci Robert Browning'in yazdığı paragrafa bir göz atalım:
Diocletianus ve Konstantin dönemlerinden bu yana, 3. ve 4. yüzyılların başında, sivil ve askeri otoritenin katı ayrılığı kural haline gelmişti. Bölgelerin sivil valileri, civarda konuşlandırılmış birliklere karşı herhangi bir yetkiye sahip değildi. Ordu komutanlarının ise siviller üzerinde nüfuzu bulunmamaktaydı.[...] Bu, generallerin siyasete dahil olmalarını ve askeri darbe yapmalarını önlemek için tasarlanmış bir sistemdi ve çalışıyordu. Fakat hantaldı, hükümet politikasının uygulanmasını üstlenmek zorunda kalan şehirlerin yönetim organlarının iş birliğine bağlıydı, askeri ve sivil politikanın koordinasyonunu yavaşlattı ve zorlaştırdı. İmparatorluğun herhangi bir bölgesi saldırıya karşı güvende olmadığından, farklı bir şey gerekiyordu. [...] Halen Bizans kontrolünde bulunan bölgeler; hükümet, sivil ve askeri her yönde sorumlu olan bir Stratigos'un (ordu lideri) komutası altındaki askeri bölgeler haline geldi. [...] Bu yeni yönetimlere kelimenin ilk anlamını karşılayan, birliklerin bölünmesi manasındaki "thema" adı verildi.
Ara verin ve biraz düşünün: Robert Browning'e göre, devlet yönetimi nasıl değişmiştir?
1 cevap seçin:
1 cevap seçin:

Browning, paragrafta thema sisteminin oluşumunu anlatmıştır. Herakleios döneminde Bizans İmparatorluğu, şehir idareleri sisteminden bu yeni yönetime geçmiştir. Thema sistemi gereği araziler, imparatorluğa sadık askerler sağlayan çiftçilere verildi. Her semt bir thema olarak adlandırdı. Bu sistemin etkinliği, imparatorluğun Küçük Asya olarak da bilinen Anadolu'yu elinde tutmasını sağladı.
Önceki iller sistemi sivil bir idare şekliydi, ancak thema sistemi sivil idareyi askeri yönetimle kaynaştırdı ve oldukça başarılı oldu. Askerlere ödeme yapmak için yeterli para olmadığından, araziler askerlere tahsis edildi. Ayrıca askerler, topraklar kendilerine ait olduğundan buralara hem sahip çıktılar hem de istedikleri şekilde kullanabildiler.
750 yılında Bizans İmparatorluğu'nun haritası. İmparatorluk themalara veya yerel yönetimlere ayrılmıştı.
750 yılında Bizans İmparatorluğu, themalara veya bağımsız yerel yönetimlere ayrılmıştı. Görsel kaynağı: Wikimedia Commons.
Yedinci yüzyılın başlarında Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu'ndan farklı bir görüntü sergiliyordu. İmparatorluğun en zengin bölgelerinin kaybı ve art arda gelen istilalarla ülkenin ekonomisi yıpranmış; komşu Arap ve Müslüman imparatorlukların sahip oldukları kaynaklarla kıyaslanınca, oldukça yoksul bir hale gelmişti.
Bizans devleti ve ordu yeniden yapılandırılmış, sonuç olarak imparatorluğun kültürü de değişmişti. Herakleios hükümdarlığı döneminde Yunanca, resmi dil olarak Latincenin yerini aldı. Bizans İmparatorluğu kentleşmiş, kozmopolit bir medeniyet yerine; komşuları ile uzun dönem mücadele eden ve tarımın egemen olduğu bir toplum haline geldi.
Dokuzuncu ve onbirinci yüzyıllar arasında Bizans İmparatorluğu düşmanlarına karşı agresif bir tavır benimseyerek, Suriye'nin büyük kısmını, Girit'i ve Kıbrıs'ı fethetti. Bu dönem Bulgarların, Sırpların ve Rusların Ortodoks Hristiyanlığa geçmesiyle, Avrupa dini haritasını ve Bizans İmparatorluğu'nun karakterini kalıcı olarak değiştiren bir sürece dönüştü.
Ara verin ve biraz düşünün: Bizans İmparatorluğu 8. ve 9. yüzyıllarda hangi değişikliklere uğramıştır?
Doğru olan tüm cevapları seçin:
Doğru olan tüm cevapları seçin:

Bu dönemde, thema sistemindeki arazi sahipleri arasında büyük bir rekabet vardı. Toprak sahipleri vergi topladıkları ve themaların askeri gücünü kontrol edebildikleri için, imparatorlardan bağımsız hale geldiler ve serbestçe hareket etmeye başladılar. Bu durum imparatorların yetkilerini zayıflattı. Arazi sahipleri, servetlerini daha da artırmak için küçük çiftçilerden topladıkları vergileri yükselttiler. Artan vergiler ayaklanmalara neden oldu ve zaten zayıf olan düzeni daha da istikrarsızlaştırdı.
Durum oldukça umutsuz görünesine rağmen Bizans İmparatorluğu 15. yüzyıla kadar ayakta kalmış ve birçok dönüşüm sürecinden geçmiştir. Bununla birlikte, imparatorluk önemli toprak kayıplarına uğramıştır. Osmanlı İmparatorluğu Konstantinopolis'i fethettiğinde, Bizans İmpartorluğu'nun toprakları bu şehirden yalnızca biraz daha genişti.