If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik

Kara Veba

Daha sonra tarihçiler tarafından Kara Ölüm adı verilen vebanın, on dördüncü yüzyılda Avrupa nüfusu üzerinde yıkıcı bir etkisi olmuştur.

Genel bakış

  • Tarım ürünlerinin ve tohumların olduğu kadar, hıyarcıklı veba gibi salgın hastalıkları içeren patojenlerin yayılması genellikle ticaret yolları üzerinden olmuştu.
  • Tarihçiler tarafından daha sonraları Kara Ölüm olarak adlandırılacak olan hıyarcıklı vebaya, kemirgen popülasyonlarında yaşayan ve enfeksiyon kapmış hayvanları ısıran pireler yardımıyla yayılan yersinia pestis bakterisi sebep olmuştu.
  • İnsanlarla yakın ilişkiler içerisindeki hayvanlara ve onlardan da insanlara bulaşan hastalık daha sonra mevcut ticaret yolları üzerinden yayılmaya başladı.
  • Elimizdeki o döneme ait verilerin yetersizliğinden ötürü vebanın neden olduğu insan ölümlerinin sayısının kesin olarak hesaplanması oldukça zordur.
  • Fakat, çoğu tarihçi, vebanın 1347 ile 1351 yılları arasında Avrupa nüfusunun %30 ila %60 ını öldürdüğü görüşünde.

Ticaret ve hastalıklar

Ticaret ve hastalıkların yayılması yüzyıllar boyunca bir arada devam etse de, hiçbir olay bu ilişkiyi 14. yüzyılın ortalarında patlak veren, bugün daha çok Kara Ölüm olarak bilinen,
hıyarcıklı
veba salgını kadar iyi örneklendiremez.
Floransa, İtalya'da yaşayan Giovani Boccaccio, Decameron isimli kitabındaki bir bölümde 1348 yılında Floransa'ya ulaşan Kara Ölüm'ü şöyle tasvir etmiştir:
İlk önce kendini kasıkta veya koltuk altında çıkan bir yumru olarak gösterdi, bazıları bir elma büyüklüğündeydi, diğerleri ise bir yumurta, bazılarınınki daha büyüktü, bazılarınınki ise küçük . . .
Adı geçen iki vücut bölümünde bu ölümcül yumru [hıyarcık] kendini çoğaltmaya ve her yöne yaymaya başladı ki bundan sonra bu illet, kolda, kalçada veya başka bir yerde çıkan kurşuni ya da siyah noktalara dönüştü, önce az sayıda ve büyük, sonra ise küçük ve sayısız...
Tarihçiler ve
epidemiyologlar
'ın, Kara Ölüm'ün dünyaya Orta Asya'nın doğusundan yayıldığına emin olması akıllara şu soruyu getiriyor: Veba Avrupa'ya nasıl ulaştı?
Vebanın nasıl yayıldığını anlamak için önce yayılmasını mümkün hale getiren, geniş çaptaki ekonomik ve siyasi bağlamlar ile birlikte hastalığın nasıl iletildiğini anlamamız gerekir.

Veba salgınının kökenleri

Hıyarcıklı vebaya neden olan bakteri türü yersinia pestis olarak adlandırılır. Kemirgen popülasyonları arasında hayatta kalır ve insan dahil diğer memelilere pire ısırıkları yoluyla iletilir. Kara Ölüm'ün kökenleri ise büyük olasılıkla Orta Asya'da yaşayan küçük, çayır köpeği benzeri bir kemirgen türü olan marmot popülasyonuna dayanmaktadır.
Marmotlar genellikle insanlarla temasa geçmekten kaçınırlar ancak fareler hem insanlarla hem de marmotlarla rahatlıkla temas edebilirler. Ayrıca fareler, onları hıyarcıklı vebanın yayılması için ideal birer araç haline getiren bitleri de üzerlerinde taşırlar.
Veba 1330'larda ve 1350'lerde Çin'de on milyonlarca ölüme neden oldu. 1330'lardaki salgın İpek Yolu'nu kullanan tüccarlar aracılığıyla Orta Asya'dan batıya doğru yayıldı.
Tarihçi William McNeill kervansarayların - yani tüccarlar için dinlenme noktalarının - yapısal olarak insanlar ve hayvanlarının kaldıkları yerlerin yakınlığı nedeniyle hastalığın yayılmasını kolaylaştırdığını iddia etmiştir. Bu yakınlık hastalığın yeni bölgelere yayılmasını kolaylaştıracak yeni taşıyıcılar sağlamış olabilir. Bu taşıyıcılar daha sonra vebayı yeni bölgelere götürecekler ve orada da aynı süreci tekrarlayıp vebanın mevcut kara ticaret yolları üzerinden yayılmasına neden olacaklardır.start superscript, 1, end superscript
Ticaretin gelişmesi hastalığı neden daha tehlikeli hale getirmiş olabilir?
1332 yılında inşaa edilen, günümüz Ermenistanı sınırları içinde bulunan Selim Geçidi'ndeki kervansaray.
1332 yılında inşa edilen, günümüz Ermenistan'ı içerisinde bulunan Selim Geçidi'nde bulunan bir kervansaray. Fotoğrafın kaynağı: Wikimedia
Selim Geçidi'ndeki kervansarayın iç kısmı
Selim Geçidi'ndeki kervansarayın iç kısmı. İkamet edecekleri yerin ne kadar dar olduğuna dikkat edin. İnsanların ve hayvanların bunun gibi kervansaraylarda birbirlerine oldukça yakın bir şekilde kalması, kervansarayları vebanın yayılması için mükemmel birer kaynak haline getirmiştir. Görsel hakları: Wikimedia

Veba yayılıyor

1300'lerde bazı İtalyan şehir devletleri Akdeniz ve Karadeniz boyunca ticaret ilişkileri kurmuştu. Cenevizliler Kırım Yarımadası'nda, bölgedeki Moğol yöneticilerin izniyle yönettikleri Kefe'de başarılı bir sömürge kurmuştu. 1344 yılında, Cenevizliler ve Moğollar arasındaki anlaşmazlıklar sonucunda bir çatışma başladı.
Avrupa'nın ticaret yolları ile nasıl birbirine bağlı olduğuna bakın. Vebanın Akdeniz limanlarından nasıl yayıldığını görmek için vebanın yayılımını gösteren aşağıdaki harita ile bu haritadaki güzergahları karşılaştırın. Görsel kaynağı: Wikimedia commons.
1346'da veba, Kaffa şehrini kuşatan Moğollara kadar ulaştı. O dönemki kaynaklar, vebanın Moğol ordusunu harap ettiğini ve kuşatmayı sonlandırmaya zorladığını söylüyor. Ayrıca bazı hikayeler Moğolların vebadan ölen askerlerin bedenlerini mancınıklarla şehre fırlattığı gibi korkunç detayları içeriyor.
Bu hikayenin doğruluğu da, Moğolların vebayı kasten yayma gibi bir amaçlarının olup olmadığı da bilinmiyor. Hangi sebepten olursa olsun, Kaffa'da yaşayanlardan bazılarının vebaya yakalandığı ise bir gerçek.squared
Veba, Asya üzerinden yayılmaya devam etti ve nihayetinde Bağdat ve Konstantinopolis gibi büyük şehirlere de ulaştı. Buralardan Mısır'da İskenderiye'ye, Suriye'de Şam'a ve Kızıldeniz'in aşağısından Mekke'ye yayıldı. Buradan ise büyük bir olasılıkla Hint Okyanusu'ndaki ticaret ağlarına dahil oldu. Hastalık aynı zamanda Cenevizli tüccarlar vasıtasıyla 1347 yılınca önce İtalya'daki Messina limanına, birkaç yıl içerisinde ise Avrupa üzerinden kuzeye doğru ilerledi.
Avrupa'daki ilk veba vakaları Kaffa'dan dönen Cenevizli tüccarlar ile beraber ortaya çıkmıştır. Avrupa'da vebanın ilk görüldüğü bölgelerin Konstantinopolis, Sicilya, Sardinya ve Korsika adaları ile Marsilya limanı olduğunun altını çizmek gerekir. Bütün bu bölgeler Kırım'dan Cenova'ya yol alan Cenevizli gemilerin ikmal bölgeleridir. (Cenova, kabaca Marsilya ve Milan arasındaki kıyıdadır.) Görselin kaynağı: Wikimedia.
İki haritaya da bakınca, vebanın Avrupa'ya yayılması ile önemli ticaret yolları arasında bir bağlantı görünüyor mu?

Vebanın etkileri

Kara Ölüm ile ilgili en kapsamlı araştırmalar Avrupa üzerine odaklanıyor. Bunun sebebi ise vebanın Asya ve Avrupa'daki etkilerinin farklılığından ziyade mevcut kaynakların durumundan ve bu konuda araştırma yapan tarihçilerin seçimlerinden kaynaklanıyor.
Nihayetinde Avrupa'daki nüfus Çin'deki nüfusa göre daha azdı. Bu açıdan, vebanın can kaybı bakımından Çin'de daha çok ölüme neden olduğu açık. Hint Okyanusu'ndaki yoğun ticaret hacminden dolayı vebanın Orta Doğu ve Güney Asya'ya da bu dönemde yayılmaya başladığını gösteren kayıtların varlığı şaşırtıcı değil.
Güvenilir kaynakların eksikliği sebebiyle tam olarak emin olmasak da, tarihçiler Kara Ölüm'ün 1347 ile 1351 yılları arasında Avrupa nüfusunun %30 ila %60'ını öldürdüğünü tahmin ediyor. Ancak ölüm oranları bölgeler arasında farklılık gösteriyor. Bazı bölgelerde %80 ve üzeri bir ölüm oranı görülürken, diğer bölgeler ise neredeyse hastalık tarafından etkilenmemiş gibi görünüyor.
Ölümlerin kesin sayısı ne olursa olsun, bu büyük nüfus kaybı -hem insan hem hayvanlar söz konusu olduğunda- çok önemli ekonomik sonuçlar doğurdu. Vebanın etkilediği şehirler üretim kapasitesinin azalması ve/veya ürünler ile hizmetlere olan talebin azalması sonucunda ekonomik olarak küçülmeye mahkum oldular.
Ölümlerden dolayı çalışan sayısı azaldıkça, geriye kalanlar daha yüksek ücretler talep etmeye başladılar.
Bunun birkaç önemli etkisi oldu:
  1. Köylülerin işgücünü satmaları için daha iyi fırsatlara sahip olması ile serfliğin ortadan kaybolmaya başlaması.
  2. İşgücü maliyetlerinin artması, toprak sahiplerinin kaynaklarını ve topraklarını (çiftlik hayvanlarının üretiminin artırılması ve kira gelirleri gibi) daha etkili ve kârlı kullanabilecekleri yollar aramalarına neden oldu.
  3. Yüksek işgücü maliyeti aynı zamanda devletleri verilen maaşları kontrole zorladı. Bu çabalar genellikle sonuçsuz kalmış ve zaman zaman isyanla karşılanmıştır.
  4. Vebanın neden olduğu korku ve kargaşa zaman zaman, kısmen vebanın nasıl yayıldığına ilişkin tıbbi bilginin yetersizliğinden ötürü, şiddet eylemlerine de sebep oldu. Yahudiler,
    romanlar
    ,
    cüzamlılar
    ve diğer dini ve etnik azınlıklar bazen vebaya neden olmak ve vebayı yaymakla suçlanıp saldırıların hedefine haline geldiler. Önemli olan nokta ise, veba toplumsal gerginliğe sebep olmaktan çok mevvut gerginliklerin büyümelerini ve şiddet eylemlerine dönüşmelerini kolaylaştırmıştır.
Veba ekonomik ve sosyal faaliyetleri nasıl etkiledi?
İnsanların veba salgınına verdikleri tepkileri anlayabilmek için veba hakkında ne kadar tıbbi bilgiye sahip olduklarını da düşünmek niçin önemlidir?

Sonuç

Bugün vebayı tıbbi anlamda 14. yüzyılda yaşayan insanlardan daha iyi anlıyoruz. Bu çerçeveden bakınca, tarihçiler olarak o dönemi yaşayan insanların vebayı nasıl gördüğünü ve bunun toplum içindeki faaliyet ve ilişkileri nasıl etkilediğini değerlendirebiliyoruz.
Dünya tarihine daha geniş bir açıyla bakarsak, Kara Ölüm'e dair en önemli bilgi, o dönemde var olan geniş, birbirine bağlı ticaret ağlarının vebanın yayılmasını mümkün kıldığı ve bulaştığı yerel toplulukları büyük ölçüde değiştirdiğidir.
Ticaretin artması ve bölgesel olarak genişlemesi, bilginin yayılması, maddi ürünlere ve teknolojiye erişilebilirliğin artması gibi birçok fayda sağlamıştı. Ancak veba, aynı yolla hastalıkların da yayılabileceğinin en önemli kanıtı oldu. İşlek ticaret yollarında gerçekleşen kültürler arası etkileşimler, olası bir salgının yaratacağı hasarın da nasıl artacağını da göstermektedir.
Ondördüncü yüzyılın ortalarında gerçekleşen veba salgınının 16. yüzyıl ortalarında gerçekleşenden daha büyük zarara neden olması tesadüf değildir. Bilakis, 14. yüzyıl ortalarında dünyanın ticaret yoluyla daha çok birbirine bağlı olması yıkımın şiddetinin artmasına sebep olmuştur.