If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:2:29

Video açıklaması

Pek dindar olmayan bir çevrede büyüdüm. Hatta, din uygulamalarına gayet şüpheyle yaklaşılırdı. Bu yüzden uzun yıllar boyunca çoğunlukla seküler sanat eserleri üstünde çalıştım. Sonra bu dini kabartma hakkında düşünmeye başladım ve din ve inanç üzerindeki temel düşüncelerime meydan okunduğunu fark ettim. Bu eser bana her zaman çok hisli gelmiştir. Meryem Ana’nın yüzündeki nazik melankoli, gelecekte oğlunun başına neler geleceğini duyumsar gibi. Ve bebeğin ifadesi çok zekice gözlemlenmiş. Elini, daha önce elinde ne varsa, gözünün önünde, bir bebeğin herhangi bir nesneyi odaklarken tutmasını beklediğimiz mesafede tutuyor. Tam yaşına uygun yani ve Meryem’in narinliği, bebeğin kıpır kıpır meraklılığı onları tam olarak olmaları gerektiği gibi yapıyor: İnsan! Şaşırıtıcı olan şey ne? Şu. Kendinizi bu resme öylesine inanırken buluyorsunuz ki, renk noksanlığının farkında bile olmayabiliyorsunuz. Bu eser bana hem İsa’nın hem Bakire Meryem’in ruh ve ten olduğunu hatırlatıyor. Bu heykel kabartmanın doğası; sizin yanınızda bulunan, üç boyutuyla var olan, başka bir dünyaya pencere açan bir köprü görevi görmekte. Eser gerçekçi dokunulası yüzeylerle sığ figürler arasında güzel bir geçiş yapmış. Örneğin, İsa’nın kolunun tombulluğu, Meryem’in daha kemiksi, koruyucu eli ne kadar dokunulasıve belirgin. Öte yandan iki figürü bulut gibi koruyan ve kollayan Serafim fırtınası ise çok derin ve belirgin değil. Yıllarca inceledikten sonra, bu eser beni Hıristiyan yapmadı ama uygulamalı din ile inanç arasındaki derin farkı anlamamı sağladı. İnsan için bu kadar güzel olan bir şey günlük deneyimlerimizin ötesine geçme kapasitesine sahip.