If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:2:44

Video açıklaması

Bu desen Leonardo’nun Milano’da bulunan “Son Akşam Yemeği” adlı freskini temel alarak yapılmıştır ve eser Rembrandt’ın kâğıt üzerine, özellikle de kırmızı renkli tebeşir kullanarak yaptığı en iyi çalışmalardan biri olarak kabul edilmektedir. Freskin ana hatlarını tasarlarken sert bir tebeşir kullanmış; sonrasında ise daha yumuşak özellikte kırmızı bir tebeşir tercih ederek, oldukça koyu – neredeyse kan kırmızısı- tonlar elde etmiştir. Çok az sayıda vuruş, tebeşir darbesiyle figürlerin ana hatlarını oluşturmuştur. Rembrandt’ın kendinden bu kadar emin bir tasarımcı olması hayranlık vericidir. Hazreti İsa örneğinde görüldüğü gibi ilk çizgilerini –sonradan değiştirse bile- silme gereği duymamıştır. Hazreti İsa’nın ilk deseninde daha açık tonlarda bir tebeşirle çizilmiş, daha genç bir adam görülürken; sonradan fikrini değiştirerek ikinci kez kırmızı tebeşirle yaptığı çizimde, Hazreti İsa’ya çok daha mütevekkil, yaşlı, hassas ve hüzünlü bir ifade vermiştir. Ekmeği ve şarabı kutsayarak havarilere kendi bedeni ve kanı olarak sunarken kullandığı bazı sözleri tebliğ etmektedir. Çizgilerin yoğunluğu o anın olağanüstü duygusunu arttırmaktadır. Buradaki çizgiler, bir bakıma ortamın atmosferini yansıtan ve bu tebliğden etkilenen figürlerin yoğun duygusallıklarını yansıtan çizgilerdir. Figürlerin toplandığı ortamda ortak duyguların paylaşıldığı bir an yaşanmaktadır, buna rağmen her figürün yüz hatları bireysel olarak da yansıtılmıştır. Orijinal freskte, yemeğin yendiği salon klasik tarzda, sade ve mükemmel bir simetriyle verilmiştir. Rembrandt ise mimari görünümü tamamen göz ardı etmiş ve mekânı üst kısmından küçülterek havarilerin aralarındaki iletişimi daha fazla vurgulamak istemiştir. Tabi aslında burada bir çelişki vardır; çünkü Rembrandt gerçekte İtalya’ya hiç gitmemiş ve orijinal freski görmemiştir. Bunun yerine siyah-beyaz bir gravürden yararlanmak zorunda kalmıştır. Bu çizimle ilgili çok ilginç olan bir nokta da Rembrandt’ın bu çizimi imzalamış olmasıdır. Leonardo da Vinci’den esinlenmiş ve bu dürtüyle konuyu alarak, kendi konusu yapmış, bunu bir Rembrandt deseni haline getirmiştir. Bir bakıma bu çalışma Leonardo da Vinci’ye duyduğu saygının bir göstergesidir, aynı zamanda tek başına kırmızı tebeşirle yapılan tasarımların arasında, izleyiciyi en çok etkileyen, göze çarpan, parlak çalışmalardan biridir.