If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:2:43

Video açıklaması

Bazı sanat eserleri kendilerini size açarlar. Sizinle hemen iletişim kurarlar. Bu eserimizse daha üstü kapalı, daha gizemli. Bunun Birinci Elizabeth'ten baş haznedarı olan William Cecil'e verilmiş bir hediye olması ihtimali var. Yani bir nevi entellektüel bir eşya olması yönüyle beni bu noktaya getirdi açıkçası. Çok beğendim ama üzerinde bulunan klasik süslemeler beni estetik olarak şaşkınlığa uğrattı. Yani küçük güllerin, kanatlı üst kısmın veya şişenin küçük omzunu çevreleyen işlenmiş arabesk süsün burada ne işi vardı? En kafa karıştıran kısmı da taban kenarlarındaki özenle işlenmiş motiflerdi. Bunlar antik Roma'dan kalma mimari motiflerin minyatür bir canlandırmasıydı. Peki tüm bunlar Çin porseleni bir şişenin üstünde ne arıyordu? Bunları yapan kişinin Antwerp veya muhtemelen Almanya'dan Londra'ya gelmiş kimliği bilinmeyen bir sanatkar olduğunu düşünüyoruz. Bu yaratılış anına dair noktaları birleştirmemi, şişeyi üzerindeki parçalar olmadan görmem sağladı. Bir sarrafın da yapacağı gibi. Şişeyi çıplak halde görmek biraz şok edici. Sarrafın hayretini de hayal edebiliyorum. Tamamen tanımlanamayan bir obje. Bir kere Çin'den geliyor, 16. yüzyılda oraya dair çok az şey biliniyordu. Porselenin kendisi de Batı Avrupa'da 18. yüzyılın başlarına kadar anlaşılamayan bir teknolojiydi. Mavi boyalı süslemesinin göz kamaştıran ihtişamı ve gövdesinin yarı şeffaflığı sayesinde hayran olundu ve çok sevildi. Amaç, bu parçanın Batı Avrupa'da saraya uygun bir hale getirilmesiydi. Kuyumcu porselenle gerçekten yakın bir ilişki kurmuştu. Şişenin üzerindeki kalıplanmış yivlerin uyumunu taklit eden, yansıtan bu girift şeritleri tasarlamıştı. Kafes veya çerçeve gibi bir görünüm oluşturuyor, porseleni antik bir havaya sokuyorlardı. Tüm dünya bir parçanın içine sığdırılmış. Eserin son halini değerlendirebilmek için en baştaki yaratım anına kadar geri gitmem gerekiyordu. Bu da bana bir sanat eseriyle sohbet ediyormuşum gibi hissettirdi.