If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:2:48

Video açıklaması

Bu, her gün önünden geçtiğim bir resim. Müzeye girer girmez merdivenlerin ucunda onu görüyorum. Yukarıya çıktıkça savaş arabasının üzerindeki Marius gözükmeye başlıyor. Merdivenleri sonuna ulaştığımda ise kalabalık bir grup halindeki insanları fark ediyorum. Aşırı dokunaklı bir sahne… Sanki sahnenin perdesi yeni kalkmış ve bunların hepsi bir opera sahnesinde gerçekleşiyor gibi. Olaylar Antik Roma’da geçmekte. Ben de Roma’lıyım. Roma’da büyüdüm. Ve her sabah ofisime giderken işte bu resim sayesinde geçmişimden bir parça karşıma çıkıyor. Romalılar ne zaman bir savaş kazansalar zaferlerini kutlamak için büyük bir geçit töreni düzenlerlerdi. Burada ise Romalılar ve Numidyalılar arasında geçen savaşın zaferini kutluyorlar. Bir tarafta sevinen insanlar var. Diğer tarafta tutsakları görüyoruz. Ellerinde vazolar ve heykeller taşıyan insanlar var. Bunlar Numidya’dan alınan ganimetler. Jugurtha, Numidya’nın kralıydı. Elleri zincirlenmiş. Zırhı hala üstünde. Üzerinde bir de inanılmaz güzel kırmızı bir kumaş var. Tiepolo, sanki bir opera yönetmeni gibi, karakterleri sahnede uygun noktalara yerleştirmeye çalışıyormuş gibi… Mesela düşünün, Opera sahnesinde ilk önce her zaman kırmızı giyen kişiyi fark edersiniz. Bütün tablo Marius ve onun savaşı kazanması hakkında olmalıyken, burada anlatılan birden fazla hikaye var. Resmin üstündeki yazıda şöyle yazıyor: “Roma halkı zincirler içindeki Jugurtha’yı karşılıyor.” Yani işte bu yüzden bu sahne kazanan için değil de, kaybeden için yapılmış. Aslında kitaplarda ve filmlerde de benzer bir durum olur. Bazen karakterler arasındaki değişimleri ve odak farklılaşmalarını hissedersiniz. Mesela bazen, karmaşık karakterli kötülere daha yakın hissettiğiniz olmuştur kendinizi. Tiepolo’nun tarzına göre ki bu opera için de geçerlidir, “daha fazlası daha iyidir”. Bence de bu çok doğru! Operayı sevmeseniz bile bu kocaman tiyatral gösterimin arkasında hepimizin hissettiği temel duygular yattığını görebilirsiniz. Bütün mesele, bu duyguların nasıl süslendiği… Bu resme baktığımda etraftaki her şeyi unutuyorum ve temeldeki şeylere odaklanıyorum. Burada bir hikaye var. Hepimiz hayatta bazen kazanıyoruz, bazen kaybediyoruz. Bu da bir kazanma ve kaybetme öyküsü. Jugurtha da aslında inanılmaz gururuyla kazanıyor. Maharet bu farkı gösterebilmekte… Tarihsel bazı gerçekleri yansıtmasının yanı sıra, bu resim bizi hayattan duygular taşımasıyla da etkiliyor.