If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:59

Video açıklaması

Orjinalini Duke Üniversitesinde felsefe yüksek lisansı yapan Paul Henney’nin hazırladığı bir ders ile tekrar karşınızdayım. Bu videoda, serbest safsatanın bir türünden, “bütünleme safsatası”ndan bahsedeceğim. Öncelikle bir soru sorayım: Neden hiç renksiz kedi yok? Cevabına birazdan bakacağız. Serbest safsata neydi, bir hatırlayalım. Serbest safsata, öncülleri sonucunu desteklemeyen savdır. Ve safsata, genellikle bir mantık kusurudur. İki çeşit safsata vardır: Biçimsel ve serbest safsata. Biçimsel safsatada, savın biçiminde bir sorun vardır. Serbest safsatadaysa, sorun, savın içeriğindedir. Bu ayrımla ilgili daha fazla bilgi için “Biçimsel ve Serbest Safsatalar” videosunu izleyebilirsiniz. Bu videoda, serbest safsatanın bir türünden bahsedeceğiz. Bütünleme safsatası, savın içeriğindeki bir mantık hatasından kaynaklanır. Bir bütünün, kendisini oluşturan parçaların toplamından başka bir şey olmadığını varsaymaktan... ...ve bunu yaparken hiçbir gerekçe göstermemekten doğar. Yani bu safsatada bulunan kişiler, hiçbir geçerli sebep yokken, bir şeyi oluşturan parçalar için... ...geçerli olan bir gerçeğin, o şeyin bütünü için de geçerli olduğu yanılgısındadır. Sorunlu bir yaklaşım, değil mi? Şimdi bu mantık hatasını biçimsel olarak ifade edelim. Birinci öncül: A’yı oluşturan parçalar, X, Y ve Z niteliklerine sahiptir. Sonuç Öyleyse, A’nın tamamı, X, Y ve Z niteliklerine sahiptir. Sav ilk bakışta mantıklıymış gibi geliyor. Halbuki bu, şunu demek gibi bir şey: Şehirler belli özelliklere sahipse, o özellikler tüm ülke için geçerlidir. Bu mantığın neden yanlış olduğunu şimdi anladınız mı? Yeterli gerekçe sunmadan, bütünün parçalarla aynı nitelikleri taşıdığını söyleyemeyiz. Bütünün parçalarla aynı nitelikleri taşımadığını da söyleyemeyiz. Bu, “Urfalılar acılı yemeyi sever, o halde tüm Türkiye acılı yemeyi sever,” demek gibi bir şey olur. Birkaç örnek daha verelim. 3 ve 7 sayıları, tek sayılar. Doğru. Yani 3 ve 7’nin niteliği, tek sayı olmaları. Bu iki sayı, aynı zamanda 10 sayısının bir parçası. 3 artı 7 eşittir 10. Ama sırf 3’le 7 tek diye, “10 da tek sayıdır,” diyemeyiz. Dersek, bütünleme safsatası yapmış oluruz. Başka bir örneğe geçelim. Diyelim ki arkadaşınız şu savı ileri sürüyor: Birinci öncül: Atomlar renksizdir. İkinci öncül: Kediler atomlardan oluşur. Sonuç: Öyleyse, kediler de renksizdir. Kedilerin renksiz olmadığını biliyoruz. O yüzden, arkadaşımızın nerede hata yaptığını anlayabiliyoruz. Kendisi, bütünün, onu oluşturan parçalarla aynı özellikleri sergileyeceğini sanma hatasına düştü. Yani savın öncülleri doğru olsa bile, bütünleme safsatası oluşabilir. Dolayısıyla renksiz kediler için üzülmemize gerek yok. İşte, bütünleme safsatasını öğrenmiş olduk. Bir bütünün, kendisini oluşturan parçalarla aynı özellikleri sergileyeceği düşüncesinin bir yanılgı olduğunu gördük. Fakat şu da önemli Bu tür bir mantık yürütme bizi her zaman yanlış sonuçlara götürmez. Örneğin, arkadaşınız şöyle bir mantık yürütebilir: Birinci öncül: Kedimin her parçası maddeden oluşmuştur Sonuç: Öyleyse, kedim maddeden oluşmuştur. Gördüğünüz gibi sav, doğru sonuç veriyor. Safsata, sadece yeterli gerekçe sunamadığımızda ortaya çıkıyor. Evet. Bu safsataya düşmemeye çalışın. Ayrıca renksiz kedileri de kafaya takmayın.