If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:3:39

Video açıklaması

Guglielmo Marconi(guyelmo markoni)’nin 1894’teki ilk radyo yayını, yüz yılı aşkın bir süredir, ışık hızıyla uzaya dağılıyor. Dalgalar 1903’te Sirius’u, 1919’da Vega’yı ve 1971’de Regulus’u geride bıraktı. Bu sinyal, bini aşkın yıldızı çoktan geride bıraktı. Bu yıldızlardan birinin yörüngesinde dolaşan ve kaliteli bir alıcısı olan herhangi biri, Marconi’nin sinyallerini tespit edebilir ve burada olduğumuzu bilebilir. Radyo dalgaları elektromanyetik dalgaların en uzunu ve en az enerjiye sahip olanıdır. İnsan gözünün görebildiği ışığın dalga boyu 1 cm’nin ufacık parçalarıyla ifade edilirken, radyo dalgalarının boyu bir su şişesinin boyuyla, yani kabaca 19 cm’le, bir araba, bir gemi ya da bir dağın boyu arasında değişir ve devasa dalgaların boyu gezegenimizin çapından daha uzun olabilir. Heinrich Hertz (haynrik hörtz), radyo dalgalarını 1888’de keşfetti. Ticari ilk radyo istasyonu Pittsburg Pennsylvania’da, 2 Kasım 1920’de yayına başladı. Daha sonra 1932 yılında, Bell Laboratuvarı’ndan Karl Jansky(karl censki)’nin yaptığı büyük keşif, yıldızların ve uzaydaki diğer nesnelerin radyo dalgaları yaydığını ortaya çıkardı. Radyo astronomi bilimi doğmuştu. Ancak bilimadamlarının uzaydan gelen uzun dalga boylu, zayıf radyo dalgalarını tespit edebilmek için devasa antenlere ihtiyaçları var. Devasa Arecibo(erasibo) Radyo Teleskopu’nun çapı 305 metredir. Yani 3 futbol sahasından daha büyük. Bilimadamları uzayın derinliklerindeki minik alanlara odaklanmak için, birbirinden bağımsız bir radyo anteni dizisinden gelen sinyali birleştirebilir. Bu anten dizileri güçlü, tek bir sinyal toplayıcı gibi çalışırlar. New Mexico’daki bu devasa anten dizisi, parabolik 27 çanak anten kullanır. Bu antenler her bir kolu 13 km uzanabilen, kocaman bir Y harfi şeklinde dizilmiştir. Bilimadamları bu anten dizilerini, gezegenin farklı noktalarına bile yerleştirdiler. Bu anten dizilerinin en geniş çaplılarından biri, Hawaii’den Virgin Adaları’na kadar uzanır. Bu anten dizisi o kadar güçlü bir teleobjektif işlevi görür ki, Ay’ın yüzeyine konulacak bir beyzbol topu, teleskopun tüm görüş açısını kaplardı. Önemli astronomik keşiflerin çoğu, radyo dalgaları kullanılarak yapılmıştır. Pulsarlar, Evren’deki en büyük nesnelerden olan devasa, süper-sıcak plazma bulutlarının varlığı ve hatta 10 milyar ışık yılı uzakta bulunan bunun gibi kuasarlar, radyo dalgaları kullanılarak keşfedilmiştir. Radyo dalgaları ayrıca daha bölgesel bilgiler de sağlar. Güneşimiz gibi manyetik alanı bulunan astronomik nesneler, genelde radyo dalgaları yayarlar. Böylelikle Nasa’nın Stero Uydusu, Güneş Tacı’nda oluşan radyo dalgası patlamalarını takip edebiliyor. Uzay aracı Wind’de bulunan dalga alıcıları, bir gezegenin iyonosferinden yayılan radyo dalgalarını tespit etti. Mesela Jüpiter’deki dalga boyu yaklaşık 15 metre olan patlamalar. Radyo dalgaları eğlence, iletişim ve temel bilimsel bilgi sağlamak için etrafımızı sararlar. Biz, bu radyo dalgaları duyamayız. En sevdiğiniz radyo kanalını açtığınızda, radyo bu elektromanyetik dalgaları alır ve duyduğumuz ses dalgalarını üretmek için hoparlörü titreştirir. Kozmik radyo yayınına ritim tutamayabiliriz belki, ama radyo dalgalarını dinleyerek Evren’imizin müthiş kozmik dansı hakkında çok şey keşfettiğimiz kesin.