If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:9:07

Video açıklaması

Sinüzit nedir? Bu soruya yanıt vermeden önce, bölgenin anatomisini inceleyelim biraz. Buraya iki tane yüz çizdim. Şimdi bunların üzerlerine sinüsleri ekliyorum. Yüzünüzdeki en büyük sinüslere 'maksiller sinüs' denir. Bunlar, burnunuzun iki yanında, gözlerinizin hemen altında yer alır. Elmacık kemiğinize dokunduğunuzda, aynı zamanda maksiller sinüsün ön yüzü üzerine bastırmış olursunuz. Önden böyle görünür. Yandan ise şu şekilde konumlanır. Bir başka sinüs grubu, nazal boşluğun üst kısmında bulunur. Bunlar, bir sürü küçük küçük hava boşluklarından, birbirinden ince kemik yapılarla ayrılmış hava dolu odacıklardan oluşurlar. Şekil olarak pek düzenli değildirler ve herkeste farklı olabilirler, ama görüntüleri yaklaşık olarak şöyledir. Genelde yaklaşık iki tabaka halinde dizilmişlerdir. Bunlar 'Etmoid sinüs'ler. Bazen 'Etmoid hava hücreleri’ olarak da adlandırılır. Onun hemen arkasında daha büyük bir sinüs olan “Sfenoid sinüs” çifti yer alır. Şekil üzerinde yerleri şuralara denk geliyor. Bir diğer sinüs ise alnınızda, yaklaşık olarak şurada bulunuyor. Şekli çok belirgin olmamakla birlikte, şuna benzer bir şey olduğunu söyleyebilirim. Buna da 'Frontal sinüs' deniyor. Şimdi, bunların tamamının adı ise, “paranazal sinüsler”. Bunun sebebi, bu sinüslerin burun boşluğunun etrafında yer alıyor olması. Tahmin edersiniz ki 'Burun boşluğu' yüzün tam ortasında bulunuyor. İşte tam şu işaretlediğim yerde. Paranazal sinüslerinizin ve burun boşluğunuzun yüzeyi tamamen “mukoza” denen bir doku tabaka ile kaplıdır. Mukoza tabakası, paranazal sinüsler ve burun boşluğu boyunca bir bütün halinde uzanır. Başka bir deyişle, aynı mukoza tabakası, buradaki bütün yapıları kaplamaktadır. Bu yüzden bu hastalığa “Rinosinüzit” de dendiği olur. Tıbbi anlamda her iki isim de kullanılır. Şimdi size bu anatomiyi bir de Bilgisayarlı Tomografi taraması üzerinden göstereceğim. Burada gerçek bir hastaya ait Bilgisayarlı Tomografi yani “BT” görüntülerini görüyoruz. Daha net olması için buradaki bazı şeyleri isimlendireceğim. İlki, koronal görüntü, Yani direkt olarak hastanın yüzüne baktığımız gibi alınmış dikey bir kesit. İkincisi ise aksiyel bir kesit. Bunu da, hastanın sinüslerinin yatay bir kesitini almışız ve sadece o yatay dilimi inceliyormuşuz gibi düşünebilirsiniz. Elle yaptığımız çizimde olduğu gibi, Maksiller sinüsler gözlerin hemen altında. Burada etmoid sinüsler var. Burası Burun boşluğu… ve ön tarafa kadar uzanıyor… yani hastanın burnuna kadar devam ettiğini görebiliyoruz. Şimdi tekrar çizimimize geri dönelim. Artık anatomiyi anladığımıza göre, rinosinüzitin ne olduğu hakkında konuşabiliriz. Rinosinüzit, sinüslerin bir veya birden fazlasının iltihaplanmasıdır. Diyelim ki bu hastanın sfenoid sinüsü iltihaplanmış olsun. Sfenoid sinüsü kaplayan mukoza kızarmış, tahriş olmuş ve iltihaplanmış durumda. Genelde birçok hastanın hissettiği ilk semptom “ağrı” olur. Ağrı, iltihaplı sinüsün çevresinde, lokal olabilir. Veya özellikle iç kısımlardaki Etmoid hava hücrelerinin ya da sfenoid sinüslerin iltihaplanması gibi durumlarda daha genel baş ağrıları şeklinde de görülebilir. Maksiller sinüs iltihaplarındaysa ağrı direkt o bölgelerde hissedilir. Hatta o bölgeye dokununca hassasiyeti hemen fark edersiniz. Mukoza iltihaplandığında görülen bir başka şey de, tahmin edebileceğiniz gibi mukozanın mukus üretmesidir. Şuradaki Sfenoid sinüzitimize geri dönersek… Ortaya çıkan sıvımsı mukus tabakasını, içine şu şekilde çiziyorum. Bu mukusun bir şekilde dışarı atılması gerekiyor. Bütün sinüsler, küçük kanallarla burun boşluğuna bağlı. İşte bu kanallar mukusun dışarı atılmasını sağlıyor. Mukus önce burun boşluğuna akıyor. Bundan sonra ise iki ihtimal var: Ya burundan çıkacak – yani bu durumda “burun akıntısı” oluşacak ya da boğaza doğru akacak. Burnunuzun arka tarafı, boğazınızın arka tarafına bağlıdır. Boğaza doğru akan mukus, boğazı da irrite etmeye başlar ve öksürüğe sebep olur. Mukusun yattığınızda boğazınıza kaçma ihtimali artar. Öksürükler bu yüzden geceleri daha da şiddetlenir. Sinüzit bazen hastanın ateşlenmesine de sebep olur, ama bu durum nadir görülür. Genelde ancak çok ağır vakalarda ateşe rastlanır. Mukoza tabakasındaki iltihaplanma, vücudunuzun tat ve koku alma duyularını da etkileyebilir. Biraz daha yazabilmek için ekranı aşağı kaydırıyorum. Şimdi biraz da sinüzite nelerin sebep olduğundan söz edelim. Yetişkinlerde çoğunlukla sebep “virüsler”dir. Hatta tam olarak belirtmek gerekirse vakaların yüzde 98'ine virüsler neden oluyor. Geri kalan yüzde 2'lik kısım için ise hastalığın nedeni bakterilerdir. Bunların en bilinenleri şunlardır; “Streptococcus pneumonia” , Haemophilus influenza ki buna genelde kısaca H. İnfluenzae denir, ve moraxella catarrhalis . Çok nadiren de olsa bazen mantarların da sebepler arasında yer aldığı görülüyor. Bu durum diğerleri kadar yaygın olmamakla birlikte, genelde, “immunsupresif” yani bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde görülür. Bunlara ilaveten, kişiyi sinüzit olmaya meyilli hale getiren bazı durumlar da vardır. “Alerjik rinit”iniz varsa, bu durum iltihap bulaşma ihtimalini arttıracaktır. Sigara dumanına aktif veya pasif içici olarak maruz kalmak da aynı şekilde yatkınlığı etkiler. Bir takım anatomik değişkenler de sinüslerin içinin boşalmasını zorlaştırabilir. Mesela sinüslerden birinin burun boşluğuna açılan deliğinin biraz daha küçük olması ya da normalden büyük bir hava hücresiyle tıkanmış olması gibi… Bu durum da kişinin iltihaplanmaya yatkınlığını arttırabilir. Evet, şimdi BT filmine tekrar geri dönelim. Yalnız bu defa farklı bir filme bakıyoruz. Bu seferki filmde kişinin 'akut sinüzit'i var. Maksiller sinüste biriken sıvıyı her iki şekilde de görüyorsunuz. Tabanda bir tabaka oluşturmuş. Tabandaki sıvıya ilaveten, bunun üstündeki baloncukları da görebiliyoruz. Demek ki burada kabarcıklı bir sıvı birikmiş. İşte bu akut sinüzitin kesin göstergesidir. Ek olarak, etmoid sinüste de sıvı birikmesi yani iltihap izleri görebilirsiniz. Hatta burun boşluğunda da biraz var, ama çok değil. Buralarda bir miktar da mukozal ödem oluşmuş. Bunları daha iyi görmeniz için işaretleyeceğim. Ödem başlıca bu bölgelerde oluşabileceği gibi, eğer hastalık çok ilerlerse bütün burun boşluğunu doldurabilir. Bu hastanın durumu o kadar da kötü değil, ama yine de BT filmindeki maksiller sinüste ve etmoid sinüste görünenler iltihap olduğunu gösteriyor. Şimdi görselimizi biraz yukarı kaydıralım ve de sinüzitin komplikasyonlarından da biraz bahsedelim. Hastalık çoğu zaman kendi başına seyreder. Viral tipi genellikle belli bir süre içinde kendi kendine geçer. Bakteriyel olansa daha agresiftir. Sinüzitle ilgili bahsettiğimiz bu yapılar yüzünüzde merkezi ve çok önemli bir bölgede yer alıyor. Sinüzitin komplikasyonları genel olarak iltihabın daha da fazla yayılmasıyla alakalıdır. Bu bölgede bir sürü önemli kemik var. Enfeksiyon mesela buradaki maksiller kemiğe ya da şu kemiğe sıçradı diyelim. Bu duruma tıbbi olarak 'osteomyelit' yani “kemik iltihabı” deniyor. Bu enfeksiyonu tedavi etmek çok zordur. Diyelim ki bu iltihap etmoid sinüsten bu ince kemiğin üstüne ve buradan da bu boşluğa sıçradı. Burası beynin bulunduğu yer. Bu aşamada, enfeksiyon kafatasına girmiş Ve bu durumda da “intrakranial apse”ye dönüşmüş oluyor. Ve bu çok ağır bir komplikasyondur. Beyne kadar giderse orayı da etkiler ve çok daha kötü problemlere yol açabilir. Eğer enfeksiyon buradaki veya şuradaki yumuşak dokuya sıçrarsa, bu durumda ortaya çıkan enfeksiyona ise 'selülit' adı veriliyor. Enfeksiyon etmoid sinüsler aracılığıyla buraya yani göz çukuruna sıçrarsa, bu da yine çok ağır bir komplikasyona yol açar. Buna 'intraorbital apse' ya da 'orbital selülit' deniyor. Başınızda ve boynunuzda yer alan bütün o önemli arter ve damarları da unutmamak lazım… Enfeksiyon buralara geçerse, iltihaplı yani “septik” pıhtılar oluşabilir ve bu pıhtılar vücudun diğer bölgelerine de dağılabilir, ki bu durumda da 'septik emboli' ismini alırlar. Bu komplikasyonlar daha çok ağır hastalıklarda görülür. Ağır hastalıklar da genelde bakteriyel kökenli olanlardır. Böyle durumlarda genelde oldukça sert olan, bakteriyel duruma yönelik tedavi uygulanır. Eğer bağışıklık sisteminiz güçsüzse, hastalığı ağır atlatma riskiniz de daha yüksektir. Tabii şu kesinlikle aklınızda bulunsun, bu komplikasyonlara gerçekten nadir rastlanır. Sayısal veri paylaşmak gerekirse, Amerika'da her yıl 30 milyon kişi sinüzite yakalanıyor. Evet, bu gerçekten çok büyük bir sayı… Fakat şunu belirtmeliyiz ki bu hastaların çok azında bahsettiğimiz komplikasyonlar görülüyor. Hastaların çoğu tedaviye bile ihtiyaç duymuyor. Tedavi olanlarsa genelde tedaviye iyi yanıt veriyorlar.