If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:12:36

Hücre Döngü Düzenlemesi, Kanser ve Kök Hücreler

Video açıklaması

İnsan vücudundaki çoğu hücre, kendi hayatını günlük olarak devam ettirir. Buraya bir hücre çizelim; bir deri hücresi ya da herhangi bir dokudaki herhangi bir hücre olabilir. Bu dokudaki hücreler büyüdükleri veya ölü hücrelerini değiştirdikleri süreçte mitoz bölünme geçirir yani kendilerini kopyalarlar. Bu kopyalama sonucunda birbirlerinin birebir aynısı olan hücreler üretirler. Daha sonra ilk bölünmeden ortaya çıkan iki hücre de mitoz geçirir ve bu işlem devam ettikçe ortamdaki hücre sayısı üstel bir şekilde artar. Çevrede başka hücreler olduğunu da unutmayın. Mitoz geçiren hücreler de bunu fark eder ve çok fazla ürediklerinde bölünme hızlarını yavaşlatırlar. Buna kontak inhibisyonu denir. Bir hücre mitoz bölünme sonucunda kendisinde bir sorunla karşılaşırsa, diyelim ki yanlış bölünmüş bir hücre ise hemen kendi kendini imha eder. Bu sistemde işleyen hücreler bizim için iyidir çünkü bir bakıma sağlıklı hücrelerin yolunu açarlar. Sonuç olarak buradaki hücremiz kendisinde bir sorun tespit ederse, kendisini öldürür. Aslında bunu gerçekleştiren hücresel bir mekanizma mevcuttur ve buna apoptozis denir. Şunu da belirtmeliyim ki apoptoziste hücreye dışarıdan etki eden bir şey yoktur. Hücre kendisinin bir şekilde hasar gördüğünü anlar ve doğrudan kendisini yok eder, yani apoptozis yapar. Bir mutasyon söz konusu olunca bile apoptoz gerçekleşir, mutasyonlar her ne kadar seyrek olsa da. İnsan vücudunda her gün 100 milyar civarında yeni hücre üretilir. Bu yüzden de bir mutasyon sadece milyonda bir gerçekleşse bile bu kabaca 100.000 mutasyon demektir. Bu mutasyonlar çoğunlukla, pek etkisi olmayan, küçük değişimler halindedir. Ancak mutasyonlar biraz daha ciddi ise, hücre onu fark eder ve kendisini yok eder. Şunu açık bir şekilde belirtelim ki burada bahsettiğim hücreler vücuttaki hücrelerin çoğunluğudur; bunlar gözümdeki, bacağımdaki ya da karaciğerimdeki hücreler olabilir. Ama eşey hücrelerim buna dâhil değil. Dolayısıyla bu mutasyonlar, hücre hayatta kalsa bile, çocuklarıma aktarılmayacaktır. Neyse, bu duruma mayoz bölünmeden bahsederken değineceğiz. Bu hücreler vücut hücrelerim ve kopyalanıyorlar. Sonuç olarak, geçirdiğim bir mutasyon bana hiçbir şey yapmayabilir, hücrelerim çalışırken bazı aksaklıklar yaşayabilir veya bana ve kendilerine zararlı hale gelebilir. Ancak bu mutasyonlar eşey hücrelerime geçip çocuklarımı etkilemez. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Günlük 100 milyar hücre üretiyoruz dedik peki bu ne demek? Bu neredeyse bütün hücrelerimin yeniden üretildiği anlamına gelmez mi? Diyebilirsiniz. Bu durum kaç tane hücreye sahip olduğumuz hakkında bir fikir verir; vücudumuzda yaklaşık 100 trilyon hücre vardır. Yani olaya şu açıdan bakarsak; her gün hücrelerimizin binde biri bölünmektedir. Ama bazı hücrelerimiz çok sık bölünürken bazıları o kadar da sık bölünmez. Buradaki sistem, karmaşıklığına rağmen mükemmel bir şekilde işliyor ve bunu takdir edebilmeniz için küçük bir parantez daha açmak istiyorum: Biz dünya ekonomisinin ve dünya toplumunun çok karmaşık olduğunu düşünürüz, oysaki dünya sadece 6 milyar insandan ibaret. Vücudumuzdaysa 100 trilyon hücre bulunmakta! Bunu da milyar cinsinden yazayım. 100 trilyon, yani 100.000 milyar hücre olarak yazılabilir. Ve bu 100.000 milyar hücrenin her biri kendi içinde çekirdeği ve organelleriyle, karmaşık bir ekosistem oluşturmuştur aslında. Bunların sahip olduğu tüm organellerden bahsedeceğim hücre çoğalması ve DNA replikasyonundan ve hücrenin nasıl bölündüğünden de daha önce bahsetmiştik. Demeye çalıştığım, hücreler hiç de basit değiller ve içlerine aldıkları maddeleri kontrol eden seçici geçirgen özelliğe sahip hücre zarları vardır. Aynı insanlar gibi onlar da kendi başlarına birer canlı ve bireydir ancak aynı zamanda komplike bir toplumun içinde yaşıyorlar. Bu sadece ne kadar büyük ve karmaşık olduğumuzu takdir etmek adına açılmış bir parantez idi. Bunu düşünerek, her gün 100 milyar yeni hücre yapıyorsak bir sürü mutasyonumuz olduğunu görürüz. Ve belki de bazı mutasyonların daha önce de belirttiğim gibi hiçbir etkisi yoktur. Bazılarıysa kendisinin bir açıdan ölü ağırlık olacağını anladığı için kendisini ortadan kaldırır.Yani işe yaramayacağını anladığı için kendisini ortadan kaldırır. Ancak arada sırada, hücrenin kendisini ortadan kaldırmadığı mutasyonlar olur ve onlar da hücreyi bozar. Diyelim ki benim burada bir hücrem var ve bir mutasyon geçirmiş. O mutasyonu X ile göstereceğim. Bu mutasyon hücrenin DNA'sında bulunuyor. Belki de birkaç tane mutasyonu var. Bu mutasyonlardan biri bu hücrenin apoptozis geçirmesini önlüyor. Ve başka bir mutasyon da o hücrenin diğerlerinden biraz daha hızlı çoğalmasını sağlıyor. Böylece bu hücre mitoz bölünme yoluyla kendisinin birçok kopyasını yapıyor. Bu oluşan küme tek bir hücreden ortaya çıkmış olsa da hepsi aynı hücreden ortaya çıktığı için hepsi de kusurlu hücreler oluyor. Bu hücrelerin oluşturduğu dokuyu çevrelerindekiyle karşılaştırırsak onlarda bir anormallik görürüz; belki de doğru şekilde işlevlerini yerine getiremeyeceklerdir. Bu duruma neoplazm yani doku büyümesi deniyor. Esasında neoplazm her zaman bu şekilde bir kitle oluşturmak zorunda değildir. Bazen vücutta dolaşabilirler ama çoğu zaman bu tür büyük yumrular halinde bulunurlar. Ve bu yumrular belli bir büyüklüğü geçtiklerinde fark edilebilir hale gelirler; biz bu yumrulara tümör diyoruz. Yani bu çizdiğim hücre yığını bahsettiğimiz anormal yumrulardansa bu oluşuma tümör diyoruz. Neoplazm ve tümör terimleri sıklıkla birbirinin yerine kullanılır. Tümör, günlük hayatta daha sık kullandığımız bir kelime.Şimdi bu yumru sadece belli bir boyuta kadar büyürse yani sadece orada durur ve vücuda zarar verecek bir şey yapmazsa ya da kontrolsüz olarak çoğalmazsa biz bu tümöre ya da neoplazma iyi huylu olarak hitap ederiz. "İyi huylu" dediğimizde aslında o tümörün "zararsız" olduğunu söylemiş oluruz. Bir yumrunuz varsa ki, inşallah hiçbirinizin başına gelmez, ama varsa ve iyi huylu bir tümörse bu, o yumrunun varlığının sizin hayatınızı tehdit etmediği anlamına gelir. Ama diyelim ki bu iyi huylu neoplazma sahip hücrelerden bazıları bölünürken yeni bir mutasyona uğradı ve sonucunda deli gibi büyümeye başladı. Sadece, deli gibi büyümekle kalmayıp üstüne bir de istilacı yani invaziv bir hale geldi. İstilacı bir tutuma sahip bu hücreler çevresinde olup bitene aldırmadan sadece çoğalıp başka dokulara nüfuz etmek ister. Bu yüzden diyelim ki bu hücre deli gibi büyüyor ve diğer dokuları istila etmeye başladı; bu hücre invazivtir. Yani aşırı bir büyüme sergiler. Daha da kötüsü, mutasyona uğramış bu hücre bölünmeye devam ettiği için bu mutasyon tek bir hücrede değil birçok hücrede mevcut olmaya başlar. Bölünmenin sonucunda oluşan bu hücreler genetik materyalleri bozulduğu için var olan zararlı mutasyonu daha da ileri seviyelere taşıyabilirler. Mutasyona uğrayan DNA parçası eğer DNA'nın çoğalma düzenini kontrol eden kısımsa bu mutasyonlar daha da sıklaşır. Zaten mutasyonu olan bir hücre çoğaldığında, yarattığı kopyalarına bu mutasyonu aktaracaktır. Bir de üstüne bu mutasyonlu hücreler yeniden mutasyon geçirirse bu durum daha da kötü bir hal alacaktır. Bu yüzden de bu hücreler çoğaldıkça daha fazla mutasyon görülür. Başka bir tür mutasyon ise bu hücrelerin kopup vücudun başka kısımlarına gitmesine neden olabilir. İşgalci bir yapıya sahip oldukları için gittikleri bölgelerdeki başka hücreleri de ele geçirmeye başlarlar. Bu süreçteki hücrenin geçirdiği işleme metastaz denir. Metastaz saldırgan hücrelerin vücudun değişik yerlerine gidebilmesi olayıdır. Tahmin ediyorum siz bu hücrelere ne dediğimizi biliyorsunuz; bunlar kanser hücresi oluyor. Süreci kısaca düşünecek olursak bu hücreler çevresindekilere saygı göstermeden, temas inibisyonu olmadan deli gibi büyürler. Üstüne invaziv yani işgalci bir tutumları da vardır; diğer hücreleri sıkıştırmaya ve onların kaynaklarını tüketmeye başlarlar. Bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle de sürekli mutasyon geçirirler. Ve nihayetinde de kopup vücudun farklı kısımlarına sızmaya başlarlar. Bütün bu öğrendiklerinizin sonucunda kanserin tedavisinin de neden bu kadar zor olduğunu anlamışsınızdır. Çünkü kanser sadece bir hastalık değil; yani saptayıp "hadi buna saldıralım" diyebileceğimiz bir tür bakteri ya da virüs gibi değildir. Kanser, hücrelerin anormal hızlı bir şekilde çoğalmaya başlamasına ve metastaz yapmasına neden olan mutasyonlar serisidir. Şimdi diyebilirsiniz ki neden hücrelerin bu hale gelmesine yol açan mutasyonları hedef alıp bu kanserli hücrelerden kurtulmuyoruz? Tamam çok doğru bir yaklaşım, ama yeterli değil. Çünkü öğrendiğimiz gibi, kanser hücreleri tek bir mutasyon geçirip bölündükten sonra sadece bu mutasyonu taşımıyorlar. Bölünme sonucunda ortaya çıkan yeni hücreler eski mutasyonun yanı sıra yeni mutasyonlar da geliştirdiği için bütün kanserli hücreler ortadan kaldırılamıyor. Yani sonuç olarak yeni bir kanser çeşidi ortaya çıkmış olacağı için kanserden kurtulmak daha zor oluyor. Yani, kanseri bir manada hiç bitmeyen bir savaş olarak düşünebilirsiniz. Bu yüzden de kanserin temelinde yatan fikire saldırmak gerekiyor, zaten kemoterapi ve radyasyon tedavisi de bu mantıkta çalışıyorlar. Bunlar hızlı büyümekte olan şeylere saldırıyorlar çünkü bu tüm kanserlerin temelindeki ortak bir özellik. Kanserin ne olduğu ve insanların kanserle nasıl savaştığı üzerine koca bir video serisi hazırlanabilir, ama bu videoda size en azından kanserin bozuk mitoz daha da spesifik olarak konuşacaksak, bozuk DNA replikasyonunun bir ürünü olduğunu göstermek istedim o kadar. Vücudumuzda her gün 100 milyar hücre üretiliyor; arada sırada bir şeyler bozulabiliyor. Genellikle bu bozulma olduğunda ya hiçbir şey olmuyor ya da hücre kendini öldürüyor. Ama bazen, hücreler bozuk olmalarına rağmen çoğalmaya devam ediyorlar. Ve bazen de oldukça hızlı çoğalmaya başlıyorlar. Eğer hücreler sadece çoğalıp hiç zarar vermiyorlarsa iyi huylu olurlar ama çok hızlı çoğalıp çevreyi ele geçirmeye ve vücuda dağılmaya başlarlarsa, kanser olurlar.Kansere sebep oluyorlar. Umarım bu konu ilginizi çekmiştir. Bizim canlılar olarak muzdarip olduğumuz en kötü hastalıklardan birisi olan kanserle ilgili bilgi sahibisiniz artık. Bizim canlılar olarak dedim çünkü İnsanlar kansere yakalanan tek canlılar türü değil, bunu da unutmayın. Bitkiler bile kanser olabilir!
Biyoloji bölümünün hazırlanmasına destek olan kurum: Amgen Foundation