Güncel saat:0:00Toplam süre:10:09

Video açıklaması

Geçtiğimiz videoda devasa yıldızlarla başlamıştık. Güneş'in kütlesinden 9 ila 20 kat daha fazla kütleli yıldızlar iyice olgunlaştıklarında, bunların kalıntıları veya bunların çekirdeklerinin kalıntıları, Güneş'in kütlesinin aşağı yukarı 1.5 ila 3 katı kütleye sahip olur. Ardından buradaki kalıntı, burada araya gireyim, bu 9 ila 20 kat olarak belirttiğim büyüklük bu yıldızın ana safhasındaki kütlesini belirtiyor. 1.5 ila 3 kat ise, yıldızın çekirdeği haricindeki tüm kütle etrafa dağıldıktan sonra geriye kalan kalıntıların kütlesini belirtiyor. Bu kalan aşağı yukarı bu yıldızın çekirdeği sayılır. Fakat bu kalıntı, füzyon yapmayı ve dışa doğru basınç yaymayı bırakıp yeterli yoğunluğa ulaşırsa, ki bunu geçen videoda gördük, başından bir süpernova geçecektir. Bu da bir şok dalgasına yol açarak geri kalan maddenin etrafa saçılmasına yani sözün özü, patlamasına sebebiyet verecek, geri kalanın da bir nötron yıldızına dönüşmesini sağlayacaktır. Bir nötron yıldızı. Şimdi, bu videoda bahsetmek istediğim ise eğer karşımızdaki yıldız burada kesin sınırlar ve değerler yok ancak aşağı yukarı bir sayı ile Güneş'in kütlesinin yirmi katından daha fazla kütleye sahip olsaydı ne olacağını görmek. Tabii bu, bu yıldızın yanarak kendini tüketmesinden önceki, esas kütlesi. Ya da bu yıldız bir nevi yaşlanıp bir demir çekirdeğe kavuştuktan sonra gerideki bu yoğun kalıntıların kütlesi Güneş'in kütlesinden yine 3 ila 4 kat daha fazladır. Unutmayın, kütlesi Güneş'inkine göre 3-4 kat daha fazla olacak ancak yoğunluğu çok daha fazla olacak. Bu sadece süpernova nın ardından geriye kalan kalıntı. Artık füzyon gerçekleşmeyen bir demir/nikel çekirdek. İşte bu yıldızlarda ne olur? Bu yıldızlar, o kadar yüksek kütlelidirler ki, nötron bozunum basıncı dahi yıldızın içine çökmesinin önüne geçemez. Bu tip yıldızlarda, yıldızın tüm kütlesi içe doğru çöker. İlk başta incelediğimiz, Güneş benzeri yıldızlar çökerek beyaz cüceler haline geliyorlardı. Bunu beyazla çizsem daha iyi olur herhalde. Çöktüklerinde beyaz cüceler oluyordu. Hayır, bu da beyaz değil. Hay Allah bu da değil. Evet, şimdi oldu. Sonunda geldikleri nokta beyaz cücelerdi. İşte bu bir beyaz cüce. Beyaz cüce. İşte burada, bu yıldızın daha da içe çökmesinin önüne geçen şey, elektron bozunum basıncı. Bu atomlar o kadar sıkışmış durumdadır ki elektronları onların daha fazla sıkışmalarına engel olur. Ancak basınç yeteri kadar artarsa ortaya nötron yıldızı çıkar. Yani burada daha küçük bir alanda daha yüksek kütle vardır. Bunu ölçeğe uygun olarak çizmiyorum. Nötron yıldızları küçüktür. Bu ölçekte beyaz cüceler, Dünya benzeri gezegenler boyutundadır yaklaşık olarak. Nötron yıldızlarının ise geçen videoda bir şehir boyutunda olduğunu görmüştük. Yani bunlar süper yoğun ve süper küçük oldukları halde, bundan daha fazla kütleleri vardır. Hatta, bunu yalnızca bir nokta olarak çizeceğim ki, ne kadar yoğun olduğunu anlayın. Bu aslına bakarsanız kocaman, dev bir atom çekirdeğidir. Yani o kadar küçük ki yaklaşık olarak bir şehir boyutunda. Bir şehir boyutundaki bir atom çekirdeği gibi. Böyle hayal ederseniz belki kafanızda canlanır. İşte buradaki, bir nötron yıldızı. Nötron yıldızı. Burada garip gelebilecek şey ise, çizdiğim şeylerin boyutu küçüldükçe, kütleleri artıyor. Artık elektron bozunum basıncı da yetmediği için bu, daha da çok içe çökmüştür. Ancak kütle daha da fazla ise ki bu videoda konuşacağımız şey bu nötron bozunum basıncı bile bu kütlenin daha fazla içe çökmesini engelleyemeyecektir. Ayrıca teoride kuark yıldızları var ve bunların kuark bozunum basınçları var ancak bunun bile ötesinde, her şey küçücük bir noktaya çöker. Ben burada işi sadeleştiriyorum, ancak her şeyin çöktüğü yer sonsuz yoğunluktaki tek bir noktadır. Buraya yazalım. Sonsuz kütle yoğunluğu. İşte bu, bir karadeliğin kütlesidir. Burada karadeliğin kütlesi diyorum çünkü bir karadeliğin nerede başlayıp nerede bittiğine veya bir karadeliğin ne olduğuna dair çeşitli görüşler vardır. Yani bu, karadeliğin tüm kütlesi ya da, yıldızın esas halinin kütlesi diyebiliriz. Yani bu kalıntıdan bahsettiğimizde Güneş'in kütlesinin üç ya da dört katı kütlenin tamamının burada toplanmasından bahsediyoruz. Peki tamam, tamamı değil. Bir kısmı süpernova sırasında enerji olarak salındı ve bu olay nötron yıldızı için de geçerli. Ancak o kütlenin çok büyük çoğunluğu artık bu sonsuz küçüklükteki noktada toplandı. Fizikçilerin ve matematikçilerin tekillik hakkında konuştuklarını duymuşsunuzdur bu zamana kadar. Buraya yazalım. Tekillik. Tekillikler, matematikte dahi her şeyin yıkıldığı ve her şeyin anlamını yitirmeye başladığı, matematiksel denklemlerin size belirli bir sonuç vermediği noktalardır. Ve işte bu bir tekillik çünkü inanılmaz büyüklükte bir kütle, sonsuz derecede küçük bir noktada toplanmış durumda. Esasen burada sonsuz bir yoğunluk var. Bunu görselleştirmek de oldukça zor. Ancak burada uzay zamanda sonsuz bir çökme mevcut. Einstein bunları uzay zaman düzlemindeki delikler olarak adlandırıyor. Bunu görselleştirmem mümkün değil. Bu yüzden, belki ilerleyen videolarda bu konunun üzerine biraz daha eğilebiliriz. Ancak karadelikler hakkında ve nerede başlayıp nerede bittiğine dair farklı bakış açıları bulunduğunu söylememin sebebi şu: Kütlenin yeri burada ve eğer burada başka bir kütle olsaydı, bariz bir şekilde bu kütle tarafından çekilecekti ve bu tekilliğin bir parçası haline gelecekti. Bu, uzaydaki bu sonsuz küçüklükteki, zaten devasa kütleli noktaya, . daha da fazla kütle eklenmesi demek olurdu İşte bu sınırları çizmenin zor olmasının sebebi, böyle bir durumda uzayda ki bu tekillik yakınlarındaki bir cisim, bu cisim ne olursa olsun, ne kadar enerjiye sahip olursa olsun, bu karadeliğin kütleçekim etkisinden, bu ultra yoğun kütleden kaçmasının mümkün olmamasıdır. Yani bu elektromanyetik ışınım dahi olsa, yani bu bir ışık dahi olsa, bu kütleden doğan bir ışık bile eninde sonunda geri dönmek zorundadır. Bu kütleçekim etkisinden kaçamayacaktır. Buradaki sınır aslında bir küredir. Yani bu tekillik etrafındaki sınırı şu şekilde çizersem, işte bu sınırlar dahilindeyseniz, ne yaparsanız yapın, isterseniz elektromanyetik ışınım olun, bu sınırlardan, yani bu karadelikten asla kaçamazsanız. Eğer bu sınırın dışındaysanız, belki karadelikten kaçabilirsiniz. Yani buradaki arkadaşın kaçma şansı var. Ancak bu arkadaş, ne yaparsa yapsın geri döneceği yer işte bu karadeliktir. Bu sınıra biz "olay ufku" diyoruz. İşte buradaki, olay ufku. Bilim kurgu filmlerinde bol bol kullanılan diğer bir terim. Ve sebebini anlayabiliyorum çünkü bu çok etkileyici bir kavram. İlerleyen videolarda umarım Hawking radyasyonunu da öğreneceğiz ve göreceğiz ki bu radyasyon karadeliğin kendisinin değil, olay ufkunda gerçekleşen kuantum etkilerinin bir yan ürünüdür. Ancak olay ufku dediğimiz bu şey, uzayda yalnızca bir nokta veya bir küre veya bir sınırdır. Olay ufkunun iç tarafında ne varsa eninde sonunda tekilliğe katılır, yani bu kütleye dahil olur. Ancak dışındaysa, kaçmak için bir şansı vardır. Gelelim bir karadeliğin neye benzediğine. Tabii, eğer ışık bile ondan kaçamıyorsa elbet siyah olacaktır. Hatta "en siyah şey" olacaktır. Bu kütleden, yani karadeliğin kendinden yayılan hiçbir ışınım olmayacaktır. İşte burada, NASA'dan aldığım birkaç temsili karadelik resmi var. İşin aslına bakarsanız Liburada gördüğünüz siyah şey, karadeliğin kendisi değildir. Tabii buna da karadelik denebilir. Yani insanlar karadelikten bahsettikleri zaman kastettikleri aslında budur. Ancak bu siyah kürenin merkezinde sonsuz yoğunlukta bir nokta var. Bu gördüğünüz siyah küre ise aslında olay ufkunun sınırlarıdır. Yani buradaki, olay ufkunun sınırları. Burada gördüğünüz şey ise, karadeliğin etrafındaki "yığılma diski"dir. Buradaki tüm bu madde giderek merkeze yaklaşacak, giderek sıkışacak, giderek daha hızlı hareket edecek giderek daha da sıcak hale gelecektir. Bu şekli çizen kişinin merkezde daha kırmızıya yakın renkler kullanmasının sebebi budur. Bu olay ufkuna yaklaştıkça ivmeleri artıyor. Ona ulaştığı anda ise, yani olay ufkunun içine girdiğinde ise, inanılmaz derecede enerji yüklü hale gelmesine rağmen, yaydığı ışığı göremez hale geliyoruz. Burada bazı diğer resimler var. Bu, bir yıldızın tabiri caizse "yırtılmasının" resmi. Bu bir fotoğraf değil, bir illüstrasyon. Bunların hiçbiri fotoğraf değil. Hiçbir zaman bir karadelik yakınlarında gerçekleşen olayların fotoğrafını çekebilecek seviyeye gelemeyeceğiz. Bunların hepsi çizim. Bu, bir yıldızın bir karadelik tarafından yırtılması. Yani bu yıldız, bu karadeliğe haddinden fazla yaklaşıyor. Henüz burada, yıldızın olduğu yerde bile çok güçlü bir kütleçekimi var, dolayısıyla yıldızdan yayılan her türlü kütle yavaş yavaş karadeliğe doğru çekiliyor. Bu yüzden de bu yıldız karadelik tarafından bir nevi yırtılıyor. Belki bu daha iyi bir görsel olabilir, evet. Bu yıldızın ilk hali. Ancak bu yıldız, karadeliğin kütleçekim etkisi altına girmesiyle bir nevi gerilmeye başlıyor ve ardından yırtılıyor. Barındırdığı maddeler de spiraller halinde giderek karadeliğe yaklaşıyor. Olay ufku sınırlarına girdikleri anda ise onları gözden kaybediyoruz, çünkü bu maddelerin ışığı bile bu karadeliğe giren çok sıcak durumdaki maddelerin ışığı bile, karadelikten kaçamıyor. Umarım bunu ilginç bulmuşsunuzdur. Belirtmek istediğim şu ki, halen karadelikleri çok iyi anlamıyoruz. Hatta, tüm bu tekillik mevzusu, bu matematik denklemlerin ve teorilerin tekillikte işlemez hale gelmesi, teorimizin henüz tamam olmadığının iyi bir göstergesi. Çünkü eğer teorimiz tamam olsaydı, belki bu sonsuz yoğunluktaki noktada tüm denklemlerimizin anlamsızlaşması dışında elimizde bir şeyler olabilirdi.