If you're seeing this message, it means we're having trouble loading external resources on our website.

Bağlandığınız bilgisayar bir web filtresi kullanıyorsa, *.kastatic.org ve *.kasandbox.org adreslerinin engellerini kaldırmayı unutmayın.

Ana içerik
Güncel saat:0:00Toplam süre:8:18

Video açıklaması

Güneş Sistemi dışındaki cisimlere başlamadan önce birkaç adım geri gitmek istiyorum. Çünkü bu güzel Güneş resmini buldum, ve en azından bana göre, inanılmaz olmasının sebebi, bu ölçekte bile Güneş hala kocaman bir nesne. Bu ölçekte Dünya kabaca, tahmini olarak, bu büyüklükte olmalı. Yani en azından benim için inanılmaz. Çünkü güneşten gelen böyle bir plazma alevinin içine, tüm gezegenimizi, her şeyi sığdırabiliriz. Ve sadece hayal edebiliriz, çünkü gerçekten orada olmamız mümkün değil. ama eğer bir çeşit koruyucu kapsül içinde falan olsaydık, böyle bir şeye binip güneşe gidebilseydik. böyle bir ortamda olmanın nasıl bir şey olduğunu o zaman anlayabilirdik. Yani bunun büyüleyici bir konsept olduğunu düşünmüştüm, ama her neyse. Evet bunu da aradan çıkardığımıza göre, Güneş Sistemi'nin sınırında ne var diye düşünmeye başlayalım. Son videoda Güneşten yaklaşık 1 ışık yılından biraz daha az bir uzaklıkta başlayan, Oort Kuşağı'nı keşfettik, ama sınır olarak neyi gördüğünüze bağlı olarak, bu sınır çok daha içeride, ya da, Oort Bulutu kadar, Oort Bulutu'nun olduğu kadar uzak olabilir. Peki bu şeylerin fırladığını görüyoruz, ama Güneş'ten, kopup fırlayan görülemeyen parçacıklardan bile, süper yüksek enerjili elektronlar ve protonlar çıkar. Saniyede 400 km hızla. Evet bunu yazalım Saniyede 400 km. Biz Dünya'nın manyetik alanı sayesinde, bu yüksek enerjili parçacıklardan korunuyoruz. Ama eğer Ay'ın yüzeyinde olsaydınız, Güneş de Ay'ın tam tepesinde olsaydı, ve siz de, Ay'ın karanlık yüzeyinde olsanız direkt olarak bunlara maruz kalırdınız ve düşünürseniz burası uzun süre takılmak için iyi bir yer değil. Ama bunlardan bahsetmemin asıl sebebi Güneş yüzeyinden oldukça büyük hızlarda fırlayan bu yüklü parçacıklara, Güneş Rüzgarı denmekte. Burada "Rüzgar" kelimesini tırnak içine alıyorum. Çünkü bu bildiğimiz, o serin esintiden biraz daha farklı. Bunlar Güneş'ten süper hızlarla fırlayan yüklü parçacıklardır. Güneş Rüzgarları konusuna girdim çünkü bir şekilde, Güneş Sistemi'nin sınırlarını ve bu rüzgarın yıldızlar arası ortamla karşılaşmadan önce, nereye kadar etkili olabildiğini anlamamıza, yardımcı olabilir. Ve işte buradaki grafik bunu bize gösterebilir. Yani Oort Bulutu bunun çok uzağında, en azından yoğun bölümünün sınırları böyle. Gördüğümüz gibi burası Voyager 1 ve 2'nin bulunduğu yer. Sedna'nın yörüngesi ise, daha yakın bir bölümde buralarda bir yerde olmalı. Ama Oort Bulutu çok çok daha uzakta. Fakat böyle bir görüntüye baktığınızda, bu ayrılan Güneş Rüzgarı.. Oort Bulutu'ndan çok daha küçük. Ama yine de oldukça büyük. İşte burada Heliopause'u yani, Heliosfer'in sınırını görüyoruz. Bu görüntüyü vikipedi'den aldım. Aslında burası Güneş Rüzgarlarının hızını ve gücünü, yani etkisini kaybettiği yerdir burası, ve bu noktada basınç çok etkisizdir. Özellikle de yıldızlar arası ortamda bulunan hidrojen ve helyum tarafından etkisizleştirilmiştir. Bu noktadan sonra artık herhangi bir fırlatılma olayı söz konusu değildir, burada bir çeşit duraklama yaşanmaktadır diyebiliriz. Voyager 1 ve 2 duraklamanın yaşandığı bölgeye aslında bayağı yaklaşmışlar. İşte bu Güneş Sistemi'nin sınırlarından biri olarak görülebilir. Yani herhangi bir somut sınırdan söz etmiyoruz... Sınırla ilgili başka bir görüş ise, Oort Bulutu'nun olduğu alandır. Yani sabit nesnelerin bulunduğu alandır. Aslında Oort Bulutu'ndaki nesneleri kimse gözlemlemedi.. sadece orada olduklarını düşünüyoruz. Belki de sınırı belirlemede en somut belirti Güneş'in çekim kuvvetinin belirgin etkisidir. Sonuçta tüm bu yöntemler Güneş Sistemi'nin boyutlarını anlamak için. Ancak tüm bunların hepsi, neyin Güneş Sistemi'ne dahil olup olmadığıyla ilgili soru işaretleri de taşıyor. Buradaki asıl amacım; Güneş Sistemi'nin dışındaki ortamı biraz da olsa açıklamaya başlamak, ve yakın yıldızlara geçtikçe, boyutlarla ilgili fikriniz olmasını sağlamak. Bir sonraki grafiğe geçersek; Bu yıldızlar açısından bizim muhitimizi gösteriyor. Muhit evet... Buna rağmen bu yıldızlar bir hayli büyük görünüyor. Göstermek gerekirse; Burası bizim Güneş Sistemimiz, "Aa bu Güneş" diyebilirsiniz ama hayır. Buraya Güneş'i çizmek isteseniz, bir pikseli bile boyayamazdınız. Plüton'un yörüngesi dahil, tüm sistemi dahil etseniz, yine de ekrandaki bir pikseli bile dolduramazsınız, burada gördüğümüz, hemen hemen bir ışık yılı süresinde bir yarıçap. Belki de kabaca Oort Bulutu'nun yarıçapı kadar. Ve bir önceki videoda da gördük ki Bulut'un yarıçapı özellikle Plüton'un yörüngesinin yarıçapına göre ne kadar büyük. Ki Plüton'un yörünge yarıçapı kendi başına bile oldukça büyük, ama Güneş'ten çok ama çok uzak. Ancak bu.. bir piksel bile etmiyor bu grafikte. Ne kadar uzakta olduğumuzu anlatabilmek için; biz bu grafikte bir beneğin içindeki leke onun içindeki bir leke kadarız, bir beneğin içindeki benek kadarız. Burada merkezdeki bir pikselin içindeki bir piksel kadarız. Güneş Sistemi'nden... ya da daha da spesifik olursak.. Dünyamızdan, en yakın yıldıza ya da en yakın yıldız kümesine gidebilmek için, bu arada, Alfa Centauri en yakın yıldız kümesidir, en büyükleri Alfa Centauri A, Alfa Centauri B ve çıplak gözle göremeyeceğiniz Alfa Proximus ya da Proximus Centauri. Yani bu oldukça küçük bir yıldız ama, yine de en yakın yıldız kümesi, yaklaşık 4.2 ışık yılı uzaklıkta. Yani başka bir deyişle bu gezegenlerden birinden, bir uzaylı dostumuz bir ışık yaksa, o ışığın bize 4.2 yılda ulaşacağını kabul edebiliriz. Ya da bu gezegenlerden biri kaybolsa ya da patlasa, biz 4.2 yıl boyunca bunu bilemeyiz. "A bu o kadar da kötü değil, buraya gidip bir göz atalım tanışabileceğimiz.. teknolojilerimizi paylaşabileceğimiz herhangi bir arkadaş var mı falan filan" diyebilirsiniz. Ama bu oldukça fazla bir mesafe, sadece bu 4.2 ışık yılı, inanılmaz derecede saçma bir mesafe, ve sadece fikir versin diye söylüyorum son videoda bahsettiğimiz Voyager 1 ve Voyager 2'in ne kadar uzağa gittiğini görmüştük. Neredeyse Heliopause'a kadar ulaşmışlardı, ve bunlar saatte 60.000 km ile seyahat ediyorlar. ki bu da saniyede 17 km demek. Eğer bu kadar bir sabit hıza çıkabilseydik, yani bu sabit hıza ulaşıp, dosdoğru Dünya'ya en yakın yıldızlar olan, Alpha Centauri sistemine doğru gitseydiniz, Voyagerların en hızlısı olan Voyager 1 'in hızıyla seyahat etseydiniz bile, bu size 80.000 yıla mal olurdu.80.000 yıl. Yani bu saçma bir şekilde uzun bir zaman.. Sanırım bunu başarabilmek için başka bir yol bulmamız gerekecek.